16/11/2004 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Gezi
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Gündem
16.11.2004
Sedat ERGİN
Del Bosque’nin en olağan halleri
  
seergin@hurriyet.com.tr
 

O meşhur teknik direktörlerin futboldan söz ederken içine düştükleri ve ancak bir dünya krizine çözüm getiriyor olmanın büyük devlet adamlarına dayatabileceği ağırlıktaki ciddi ve de derin ruh hallerinden hiç eser yok Vicente Del Bosque’de.

Onların her duruş ve kalkışlarında, her yan ve alt bakışlarında gem vurulamayacak bir şekilde ortalığa dökülüveren ihtiraslarından da...

Del Bosque’nin en olağan insan hallerini televizyon ekranında kameraların kendisi üzerine odaklandığı görüntülerde hemen fark edebilirsiniz.

Ancak bir saati geçen yüz yüze bir mülakat yaptığınızda, kişiliğinin her zerresine sinmiş olan bu demlenmiş alçakgönüllülüğü, dinginliği ve ölçülülüğü bütün sahiciliği içinde daha çarpıcı bir şekilde algılıyorsunuz.

Bir de kalburüstü beyefendiliği, hayatta olsa Baba Hakkı’ya ‘Bu adam Beşiktaş’a ne kadar da yakışmış’ dedirtecek kıvamda...

SEMPATİK BİRİ DEĞİLİM BEN HEP BÖYLEYİM

Kendisinin Real Madrid’i dört yıl içinde iki Avrupa şampiyonluğu dahil olmak üzere başarıdan başarıya taşıdığını, bir dönem dünyanın en iyi teknik direktörü seçildiğini bilmeseniz, karşınızdaki bu biraz iri kıyım, biraz utangaç adamı herhangi biri zannedebilirsiniz.

Belki de Real Madrid’deki futbolcular gibi büyük egoların hakkından ancak onunki gibi yalın bir ego gelebiliyor. Alın size Del Bosque’un bir adet diyalektik analizi...

Özellikle kendisiyle ilgili soruları yanıtlarken sıkıldığı her halinden belli oluyor İspanyol futbol adamının, şu sözlerinden de görüleceği gibi:

‘Çok sempatik bir insan değilim. Ben özel bir şey yapmıyorum, sadece doğal tarzımı gösteriyorum. Buraya geldiğimden bu yana insanlar bana çok büyük sevgi ve ilgi gösteriyorlar. Ama böyle olması için ben bir şey yapıyor değilim. Ben hep böyleyim.’

ADİL DAVRAN, SAKIN İKİYÜZLÜ OLMA

Futbol, hayatında çok geniş bir yer tutuyor. Hangi konuyu konuşursanız konuşun, bir olay ya da durumu anlatmak için başvurduğu benzetmeler adres olarak hemen futbola çıkıyor.

Sınırların kalkması gereğinden ya da Avrupa Birliği’nden söz ederken, sözü dönüp dolaştırıp futbola getiriyor ve farklı ülkelerden futbolcuların aynı takımda oynamalarının yarattığı sinerjiyi örnek olarak gösteriyor.

Ve teknik direktör kimliğiyle futbol konuşurken, ağzından teknik futbol terimlerinden çok ‘adalet’, ‘eşitlik’ gibi kavramlar işitiyorsunuz.

Örneğin, Real Madrid gibi dünyanın en iyi yıldızlarını çalıştırmanın nasıl bir beceri gerektirdiğini yanıtlarken şöyle konuşuyor:

‘Bir antrenörün görevi, önce iyi bir çalışma ortamı yaratmaktır. 25 genç oyuncuyu bir arada tutacaksınız. Daha sonra nasıl bir oyun oynanacağına dair bir fikir ortaya koyacaksınız ve herkes bununla görüş birliği içinde olacak. Son aşamada herkese eşit ve adaletli davranmanız, ayrıca ikiyüzlü ve üçkáğıtçı olmamanız gerekir.’

BİR BABANIN GÖZLERİ NE ZAMAN PARILDAR?

Öyle renkli hobileri, özel uğraşları olan biri de değil. Boş zamanlarında ya televizyonda maç izliyor ya da internette yine futbolla ilgili konulara bakıyor.

Hayatında en önemli alan, varsa yoksa ailesi...

‘Futbol benim işim. Onun dışında hayatımda sadece ailem var. Çocuklar oldukça vaktimi alıyor. Onların eğitimini düşünmem, onlara iyi örnek olmam gerekiyor, her baba gibi...’ diyor Del Bosque.

Mülakat boyunca, genellikle herhangi bir duygu yansıtmayan nötr bir yüz ifadesiyle konuşuyor.

Bu durum galiba bir kez bozuluyor. Ortanca oğlu Alvaron salona girip babasının yanına geldiğinde, Del Bosque’nin gözlerinde birden bir ışıltı parlayıveriyor.

Alvaron’un elinden tutup onunla konuşmak, dev adamı birden heyecanlandırıyor. Oturduğu yerde kıpır kıpır oluyor, elini kolunu nasıl hareket ettireceğini bilemiyor.

Ve Alvaron’la birlikte yüzünde açan tebessüm, biz yanından ayrılıncaya kadar hiçbir yere gitmiyor.


Sedat ERGİN
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Chirac da Verheugen gibi...
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Siyah çerçeveli yazılar
 
    Bekir COŞKUN
  Aldırma gönül...
 
    Doğan HIZLAN
  İyimser olmak başarının anahtarı mı?
 
    Erdal SAĞLAM
  17 Aralık’a kadar piyasalar gergin olacak
 
    Gila BENMAYOR
  Gastronominin kábesinde tek başına
 
    Hadi ULUENGİN
  Hicap ve cinayet
 
    İlter TÜRKMEN
  AB üyeliği ve çevre
 
    Pakize SUDA
  Bayram bitmeden biter
 
    Yalçın BAYER
  O değil bu Ağrı
 
    Yalçın DOĞAN
  Viyana’da gazeteci çığlığı
 
    Özdemir İNCE
  Hep onlar haklıdır
 
    Vahap MUNYAR
  Batık banka malı alana yasal güvence geliyor
 
    Can BARTU
  Şişirme yanarsın
 
    Latif DEMİRCİ
  Latif Demirci
 
    Şükrü KIZILOT
  Ali Bey, Eskişehir’e niçin gitmiyor?
 
    Osman MÜFTÜOĞLU
  Sağlık haberi nasıl okunmalı
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2004 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com