13/11/2004 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Gezi
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Cumartesi
13.11.2004
Ayşe  ÖZEK KARASU
Peki ya transseksüel levrekler ile efemine kefaller ne olacak
  
akarasu@hurriyet.com.tr
 

Hormonlu tavuk yiyip yumuşakça sınıfına geçmekten çok daha sofistike cinsiyet değişimleri yaşanıyor şu anda doğada.

Daha geçen ay Washington’daki Potomac Nehri’nin levreklerinde bir anomali tespit edildi. Erkek levrekler yumurtluyordu. Tahminen, tavuk gübrelerindeki östrojen atıkları ya da kanalizasyondan nehir sularına karışan insan hormonları yüzünden. Başka örnekler de var. Kanada ve Norveç’teki erkek kutup ayılarında dişi üreme organları gelişmeye başlıyor, Avrupa nehirlerindeki balıkların testislerinde yumurta oluşumuna yarayan proteinden bulunuyor. Hem de aşırı dozda. Sebebi, sulara karışan sanayi atıkları, deterjanlar. Bu kimyasal maddeler, hayvanlar üzerinde dişi hormonu etkisi yaratıyor. Doğadaki bu metamorfoz şu anlama geliyor: Erkekler de yarın öbür gün havadan sudan östrojen kapabilir. Bütün o ayılar, balıklar, kuşlar, kömür madenindeki kanaryalar artık.

Hani kömür madenlerine kafes içinde kanarya indirilir ya. Hayvancağız son nefesini verirse, madenciler bilir ki, ocaktaki zehirli gazlar artık ölümcül doza varmıştır.

İşte doğaya insan eliyle bırakılan zehirli atıklar yüzünden ölen, tükenen, cinsiyet değiştiren hayvanlar da aynı alarmı veriyor. Yeryüzünün havası suyu fena durumda. Bugün o hayvanların nesli tükeniyor, cinsiyeti sakatlanıyorsa, aynı şey yarın bizim de başımıza gelebilir.

Bu uyarı yeni değil. Yaklaşık 10 yıl önce İngiliz araştırmacılar, nehirlerdeki balıkların kimyasal atıklar yüzünden cinsel anormallikler göstermeye başladığını tespit etmişlerdi.

Ve son 10 yıldır çevre kirliliği yüzünden erkeklerin sperm sayısında azalma olup olmadığı, bu etkenlerin kısırlığa yol açıp açmadığı tartışılıyor. Sadece tartışılmakla kalmıyor, bazı bulgular da elde ediliyor. Örneğin 1992 yılında Danimarka ordusuna yeni alınan askerlerin yarısında düşük sperm konsantrasyonu tespit edilince alarm verilmişti. ABD’de ise Missouri kırsalındaki erkeklerin sperm sayısının düşük olmasıyla tarım ilaçları arasında bağlantı bulunmuştu.

İngiltere’de yapılan bir araştırma da çevre kirliliğinin insanın üremesini etkilediğini gösteriyor. İngiltere’de erkeklerin sperm sayısının 1989-2002 yılları arasında üçte bir oranında düştüğü biliniyor. Şimdi her altı İngiliz çiftten biri çocuk sahibi olamıyor, her yıl 27 bin çift tıbbi yardıma başvuruyor. Bu da son beş yılda yüzde 55’lik bir artışa işaret ediyor.

SAZAN VE ÇİPURALAR BOZULDU

Sulardaki kirliliğin türlerin geleceğini tehdit ettiği artık kesinlik taşıyor. Geçenlerde İngiltere’de elde edilen bulgulara göre bu ülkenin nehirlerindeki her üç erkek balıktan biri, kirlilik nedeniyle cinsiyet değiştiriyor. Doğum kontrol haplarında bulunan dişi hormonları, kanalizasyon yoluyla sulara karışıyor ve erkek balıklarda dişi üreme organlarının gelişimine yol açıyor. İncelenen 654 erkek sazandan 218’inde yumurtalık, yumurta ya da bozuk spermlere rastlanıyor. Çipura ve aynalı sazanlarda da aynı etkiler gözleniyor, ancak alabalık ve somon gibi göçmen balıklar nehir sularında fazla vakit geçirmediği için pek etkilenmiş görünmüyor. Bu değişimi geçiren balıkların artık üreme yeteneği kalmıyor. Üstelik çok az miktarda hormon, balığın cinsiyet değiştirmesine yeterli oluyor.

Hatta bazı araştırmacılar, bu hormonların içme sularına karışarak erkeklerde sperm sayısının azalmasına yol açtığından da kuşkulanıyor.

Fransız nehirlerindeki kimyasal atıklar da Fransız balıklarını efemineleştiriyor. Fransız Tarım ve Çevre Mühendisliği Araştırma Enstitüsü’nün Seine ve Rhone nehirlerinde yaptığı araştırmanın ardından geçen Nisan ayında yayınladığı rapora göre Paris ve Lyon yöresinde 20 ayrı bölgede yakalanan balıklarda kadınsı eğilimler tespit ediliyor. Erkek kefallerin testislerinde kadın üreme hücrelerine ve yumurta oluşumunda önemli işlevi olan vitellogenin adlı proteine bol miktarda rastlanıyor. Laboratuvarda kobay balıklar üzerinde yapılan deney, dişi hormonlarına maruz kalan balıkların karşı cinse özgü bir karakteristik geliştirdiğini kanıtlıyor.

Uzmanlara göre ambalaj ve deterjan atıkları gibi kimyasal maddeler sulardaki canlılar üzerinde hormon etkisi yapıyor. Hepsinden önemlisi balıklar, doğum kontrol hapında bulunan sentetik hormonlara maruz kalıyor.

YUMURTLAYAN ERKEK LEVREKLER

Son rapor ise daha geçen ay ABD’den geliyor. Washington’daki Potomac Nehri’nin erkek levrekleri yumurtlamaya başlıyor. Bu olay tamamen tesadüf eseri ortaya çıkarılıyor. Balıklarda lezyona rastlanması ve hayvanların kitleler halinde ölmesi üzerine bir araştırma başlatılıyor. Balıklar kesilip biçiliyor ama, lezyon ve ölümlere yol açan neden bulunamıyor. Bununla birlikte erkek levreklerin yüzde 42’sinin cinsel organlarında yumurtalar bulunuyor. Bu arada tavuk gübresinden östrojen atıklarının sulara karıştığı da tespit edildiğinden iki olay arasında hemen bağlantı kuruluyor. Potomac levreklerinin neden dişileştiği, halen üreme yeteneğine sahip olup olmadıkları henüz bilinmiyor. Ancak bir numaralı şüpheli kanatlı hayvanlardan ya da kanalizasyon yoluyla nehir sularına karışan hormonlar.

Amerikalı bilim adamları bugün balıkları etkileyen tehlikeli kimyasalların gelecekte insanların felaketi olabileceğini söylüyor. Ve bu tehlikeli kimyasallar sınıfına sadece sanayi atıkları, hormonlar girmiyor. Kanalizasyon yoluyla sulara karışan kafeinden türlü çeşitli ilaca kadar birçok madde şimdi test ediliyor. Acaba levrekleri transseksüel yapan bunlardan biri de olabilir mi diye.

ÇEKİRGE ETKİSİ

İşin kötüsü cinsiyet değiştiren kirlilik etkisi sadece nehirlerde görülmüyor, facia ta kutuplara kadar ulaşmış durumda. Norveç ve Kanadalı bilim adamlarının tespitine göre Kuzey Kutbu’ndaki kutup ayıları hermafrodit özellikler göstermeye başlamış. Her yüz ayıdan dördünde dişi ve erkek cinsel organları bir arada bulunuyormuş. Ayılardaki bu değişimin nedeni de DDT ve benzeri zehirli kimyasallar. Hikaye yine aynı; kadınlık hormonu etkisi. Peki bunlar kutup bölgesine nasıl ulaşıyor? Çekirge etkisiyle. Buharlaşan kimyasallar yeryüzünü dolaşıp çeşitli bölgelere konuyor, kuzey istikametli rüzgarlara kapılıp kutuplara düşüyor. Okyanuslar da azar azar taşıyor zehirli kimyasalları kuzeye.

Cinsiyet değiştiren hayvanlar listesi sadece balıklar ve ayılarla sınırlı değil. Florida’nın timsahları ve Kuzey Amerika’daki Göller Bölgesi’nin kuşları da yumuşamaya başlamış.


Ayşe  ÖZEK KARASU
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  CHP yine o CHP
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  O yıl başımdan geçen olay
 
    Bekir COŞKUN
  Küçük generaller...
 
    Cüneyt ÜLSEVER
  Yaser Arafat!
 
    Ege CANSEN
  Kira öder gibi ev sahibi olacağız
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Kitaplar... Kitaplar
 
    Erdal SAĞLAM
  AB'ye Kürt kimliğimle sesleniyorum:Bana bakın Türkiye'de eşitliği görün
 
    Fatih ALTAYLI
  Arafat’ın ölümü yolu açabilir ama
 
    Hadi ULUENGİN
  Aralık pencere
 
    İlter TÜRKMEN
  Irak’ta gidişat
 
    Tufan TÜRENÇ
  Adapazarı’nda duygu dolu anlamlı bir gece
 
    Yalçın BAYER
  Gökkafes’in Şişli tarafı
 
    Yalçın DOĞAN
  Sunay Akın büyülüyor!
 
    Özdemir İNCE
  Sözcüğün ters büyüsü
 
    Bülent DÜZGİT
  Bülent Çiziyor
 
      
Mehmet Ali BİRAND
  Şeker bayramınız kutlu olsun...
 
    Doğan Hakyemez
  Kulüpler birliği
 
    Şükrü KIZILOT
  Arzuhalci İsmail Amca'nın feryadı
 
    Zeynep GÖĞÜŞ
  AB için üçüncü tavır
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2004 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com