|
Sibel ARNA
İstanbul’un şu andaki en ünlü konsolosu o. Gazetelerin magazin sayfalarında boy boy fotoğrafları yayınlanıyor. İstanbul İtalyan Başkonsolosu Luciano Pezzotti (45) ve nişanlısı Elisabetta Muscolo (41) üç yıldır İstanbul’dalar. ‘İstanbul’a taşındık ve kollarımızı iki yana açarak kendimizi şehre attık’ diyorlar.
Bir konsolosun tanıması gerekenden beş kat daha fazla insan tanıyorlar. Bu yüzden gece hayatı patronları onlara ortaklık bile teklif ediyor. Bir gecede dört ayrı açılışa katıldıkları bile oluyor. Venedik Sarayı’nda yaşıyorlar. Bahçede 20, evde 6 kedi besliyorlar. Birbirlerine deli gibi aşıklar. Bunu da bağıra bağıra söylüyorlar. Peki niye evlenmiyorlar? Bay Luciano nedenini bir Latin atasözüyle açıklıyor: ‘İşleyen makineye müdahale etmemek lazım.’
Bu aşkın temelleri nasıl atıldı?
E.M: Aşağı yukarı 10 sene önce İran Tahran’da tanıştık. Zamanında Luciano Tahran’daki büyükelçilikte ticari ataşeydi. Tahran’da bir konferans düzenlendi. Ben işadamları ve parlamenterlerle birlikte Tahran’a gittim. Karşılaştık ve aşk hikayemiz başladı.
Biz Roma’da aşk başkadır diye biliriz. Siz aşkı Tahran’da buldunuz öyle mi?
E.A: Evet ama aşkımız Roma’da ve İstanbul’da pekişti. Tahran gezisinden birkaç hafta sonra Roma’da buluştuk. Tiber nehrinin üstünde güneşin batışını seyrederken Luciano bana ‘Bu şehirde güneş batışı’ ne kadar güzel oluyormuş dedi. İstanbul’un ise bizin için ayrı bir yeri var. Beraber gelip tatil yaptığımız ve birlikte yaşadığımız ilk şehir İstanbul.
L.P: Birlikte tatile geldiğimizde 1995 yılının yazı idi. O zaman Elisabetta bana ‘Bir gün mutlaka burada yaşamalıyız. Lütfen bana söz ver’ demişti.
E.M: Luciano sözünü tuttu.
Tanışalı 10 yıl olmuş, siz hálá nişanlısınız. Evliliğin aşkı öldürdüğüne mi inanıyorsunuz?
L.P: İtalya’da evlenmek kolay, boşanmak çok zor. Elisabetta boşanmak için beş ben ise altı sene bekledim. Bizim evlilikle herhangi bir sorunumuz yok. Fakat önemli olan iki kişinin birlikte huzurlu ve mutlu yaşaması. Başkalarının önünde resmi bir evraka imza atmak şart değil. Latincede şöyle bir atasözü var: ‘İşleyen makineye müdahale etmemek lazım.’
Sizin için gelmiş geçmiş en ünlü konsolos diyorlar. Sokaktaki halk bile sizi tanıyor. Bu ilginin nedeni nedir?
L.P: Bu ilgi bizi çok şaşırtıyor. Çünkü ikimiz de çok sade insanlarız.
Nasıl oldu da üç yılda bu kadar çok insan tanıdınız?
L.P: Meraktan. İstanbul’da yaşayan, gezen, eğlenen insanlarla tanışmak için çaba harcadık. Görev nedeniyle üç yıldır buradayız. Ama 10 yıldır gelip gidiyoruz. Hafta sonları tatillerimizin çoğunu İstanbul’da geçirirdik. Türkiye’yi tanıyorduk, tamamen yerleştikten sonra Türkleri tanımayı amaç edindik. Buraya taşınınca kollarımızı iki yana açarak kendimizi şehre attık. İstanbul’la ilgili en güzel keşfimiz bu şehirde yaşayan insanlar oldu. Hepsi çok açık, çok sevecen . Biz bütün bu şefkati hangi sebepten hak ettiğimizi hálá anlamış değiliz. Şaşkınlığımız sürüyor.
Bir gecede iki davet varsa ikisine de katılıyor musunuz?
L.P: Bazen dört açılışa birden gittiğimiz oluyor. Bizim amacımız her yerde hazır bulunmak değil. Bir davete gitmenin o davette emeği geçen insanlara karşı saygı göstergesi olduğunu düşünüyorum. Hem işimi yapıyorum, hem de relaks oluyorum. İstanbul’da bir sürü ilginç ve insanı cezbeden davet oluyor. Davetler nefret ettiğim bürokratik evraklardan uzaklaşmak için çok iyi bir fırsat oluyor.
Bir konsolos ne iş yapar?
L.P: Konsolosluk işi çok ağır bir iştir. Yoğun ve yorucu bir tempoda çalışıyoruz. İstanbul’daki başkonsolosluğunun dünyada bulunan başka konsolosluklara göre farklı bir tanımı var. İstanbul Türkiye’nin hem ekonomik, hem medya hem de kültürel başkenti. Bütün yabancı şirketler İstanbul’da temsilcilik açıyorlar. Ayrıca İstanbul’da 15 milyon kişi yaşıyor. Bildiğiniz gibi bu sayı Finlandiya’nın üç katı. Bu durum vize sayısına yansıyor. Ben vize, ticaret faaliyetleri ve kültür faaliyetleri ile ilgileniyorum. İtalyan Lisesi ve tüm İtalyan müesseseleri de benim sorumluluğumda. Daha politik konularla da Ankara’daki büyükelçiliğimiz ilgileniyor. Üç sene içinde hiç sıkılmaya vaktim olmadı.
Sizin konsolosluk döneminizde İstanbul-Roma arasındaki ticari bağlantıların arttığı söyleniyor.
L.P: İstanbul ve Türkiye’ye duyduğum bu aşkı İtalyan hükümeti de paylaşıyor. İki ülke arasında ekonomik ilişkilerin gelişmesinde birçok faktör etkili. En azından geçtiğimiz yıl Türkiye’nin ekonomisi çok ilerledi. Ve iki ekonomik sistem birbirini tamamlayıcı unsurlara sahip. İki başbakan arasındaki şahsi dostlukta çok önemli yer kapsıyor.
Emekli olunca burada yaşamayı düşünüyor musunuz?
L.P: Resmi olarak size açıklayayım gelecek yılın sonuna kadar İstanbul’dayım. Emekliliğime az kalsa evet derdim ama önümde 23 senelik bir çalışma dönemi var.
İstanbul’un en güzel İtalyan restoranı hangisi?
L.P: Evim.
Güzel yemek pişiriyor musunuz?
L.P: Arada sırada mutfağa girmekten hoşlanırım. Ama çok sabırlı değilim. Elisabettada güzel yemek pişirir ama bizim problemimiz evde olamamak. İstanbul’da çok başarılı İtalyan restoranları var. Armani Cafe, Papermoon ve Hyatt Regency’deki otelin içindeki Spasso çok iyi.
E.M: Four Seasons’ın şefi de çok iyi. Mezalunade çok iyi pizza yapıyor.
L.P: Kimseyi rencide etmek istemem. Ama İtalyan yemeği yiyeceksem evde yemeyi tercih ediyorum.
Ulus 29’un sahibi Metin Fadıllıoğlu’nun size ortaklık teklif ettiği doğru mu?
L.P: O bir şakaydı. Benim bütün arkadaşlarım bana ‘Hiç kimsenin senin kadar geniş bir çevresi yok. İstanbul’da bir işe girmezsen bunu heba edersin’ diye takılır.
Eğer siz bir restoran işletseniz o mekanın her gece tıklım tıklım dolacağı söyleniyor.
L.P: Bu sadece bir kompliman. Mekanlara hizmeti için gidilir, işletmecisi için değil.
Bulunduğunuz ortamı aydınlatıyormuşsunuz. Çok mu güzel dans ediyorsunuz? İyi fıkralar mı biliyorsunuz? Sizde ne var?
L.P: Çok doğal ve samimiyiz. Şakalaşmayı ve eğlenmeyi seviyoruz. İnsanlar nezaketimizi takdir ediyorlar. Herkese açığız, herkesle dostuz. Dostlarımız iyi ve kötü günde yanlarında olacağımızı bilirler.
E.P: Arkadaşlarımız çok sempatik. Onların arasında olup da eğlenceli olmamak mümkün değil. Eğlenceli partiler organize ediyoruz. Mesela Luciano’nun doğum gününde partiye katılan 150 kişinin 150’si de üstüne Luciano’nun fotoğrafı olan tişört giydi. Bir arkadaşımızın fikriydi. Çok güzel olmuştu.
Elisabetta Muscolo
Türk erkekleri arabalarını ve sevgililerini göstermekten büyük zevk alıyor
Benim tanıdığım Türk erkekleri çok şık. Hatta bazen fazla şık olabiliyorlar. Sahip oldukları güzel şeyleri göstermekten büyük zevk alıyorlar. Mesela arabalarını ve sevgililerini. Bazı Türk erkekleri ise çok entelektüel. İş adamı olan erkekler gerçekten çok profesyoneller. Aynı zamanda eğlenmeyi çok seviyorlar. Ama Türk kadın arkadaşlarımın dediğine göre Türk erkekleri, kadınları dinlemiyor. Türk erkekleri ile Türk kadınları arasındaki iletişim çok iyi değil. Türk kadınlarının her biri ayrı güzel. Eee zaten bu durum dünyaya kanıtlandı. Geçen sene Türkiye güzeli dünya güzeli oldu.
Avrupa Birliği için Türkiye vazgeçilmez kaderdir, gerisi felsefi tartışma
İtalyanlar ve Avrupa birliği ile ilgili bir animasyon film izlemiştim. AB ülkelerinde her şeyin son derece düzenli olduğunu İtalya’nın ne kadar karmaşık olduğunu anlatıyordu. Mesela Avrupa’da otobüs durağa tam saatinde gelirken, İtalya’da hep gecikiyordu. Sonra iki otobüs aynı anda geliyordu ve yolcu sağdakine mi soldakine mi bineceğini şaşırıp ikisini de kaçırıyordu. İzlediğim filmdeki İtalya Türkiye’ye çok benziyordu.
L.P: Ben de izledim o animasyonu. Bakın biz İtalyanlar kendimizi kusursuz hissetmiyoruz. Ama kendimizi olduğumuz gibi kabul ettirmeye çalışıyoruz. Defolarımız olduğu gibi iyi taraflarımız da var. Bence Türkler de bizim gibi yapmalılar. Kendilerini eksik ya da aşağı görmemeliler. 50-60 sene önce İtalyanları kimse sevmezdi. Amerika’daki İtalyanlar mafya, Almanya’dakiler ise medeniyetten payını almamış insanlar olarak görülürdü. Bugün Almanya’da yaşayan Türklerin sorunlarını duyunca kendimizi onlara yakın hissediyoruz. Çünkü geçmişimizde bu süreci yaşadık. Sadece bir parça ekmek yiyebilmek için insanın doğduğu toprakları terk etmesinin ne demek olduğunu çok iyi biliyoruz. Bütün dünyada ülke dışına en çok göçmen yollayan ülkeyiz. İtalya’da her ailenin en az bir ferdi yurtdışına çalışmaya gitmiştir. Birkaç sene önce İtalyan Dışişleri Bakanlığı bir araştırma yaptı. Dünyaya göç etmiş İtalyanlar ne kadar üremiş biliyor musunuz? 40 milyon. Bugün 40 milyon kişi göçmen pasaportu almak için bekliyor. Bu ikinci bir İtalya demek.
Size göre Türkiye ne kadar Avrupalı?
- Türkiyesiz bir Avrupa’dan bahseden insan hayatında hiç tarih kitabı karıştırmamıştır. Nasıl ki Türkiye için Avrupa vazgeçilmez bir kader ise aynı şekilde Avrupa için de Türkiye kaderdir. Gerisi felsefi tartışmadır. Türk arkadaşlarıma hep söylüyorum. Müsterih olun. AB yolunda hiçbir kompleksiniz olmasın. Çünkü biz bunları atlattık. Kim olduğumuzu zamanla ispatladık. Dünyanın en güzel arabalarını, dünyanın en güzel moda ürünlerini, tasarım harikalarını yaratabildik. İtalyanlarla Türkler arasında hiçbir fark yok. Biz daha şanslıyız o kadar. Bunu yürekten söylüyorum.
Her siyaset adamı gibi Berlusconi de çok eleştirilen bir başkan. Hangi eleştiri en çok canınızı sıkıyor?
- Hiçbiri canımı sıkmıyor. Türkiye’deki medya tamamen hür bir medya. Şahsi bir saldırı olmadığı kaydıyla her türlü fikir ifade edilebilir. Herkes istediğini yazmakta serbesttir.
BERLUSCONI İLE ERDOĞAN AŞKI
L.P: Neden bu kadar iyi anlaştıklarını tam olarak bilemem. Bence kimyaları tutuyor. Aralarında pozitif bir elektriklenme var. Niye bu kadar benzediklerini sormadım. Ama size söz bir dahaki sefere Berlusconi’ye soracağım. Ben İtalyan Başbakanı ile ne zaman karşılaşsam Türkiye hakkında fazlasıyla bilgili olduğunu görüyorum. Türkiye’ye olan sevgisini böylece ispat ediyor.
Luciano Pezzotti
Türk kadınlarına dair izlenimlerim çok iyi ama Elisabetta’nın yanında fazla konuşmayayım
İstanbul’da erkeklere göre kadın fazlalığı var. İtalya’da sinemada, barda, restoranda kadın erkek sayısı eşittir. Türkiye’de bir akşam bir mekanda saydığımı hatırlıyorum. 23 erkek, 57 kadın vardı. Türk kadınının kendine has bir üslubu var. Kendine çok özen gösteriyor. Kendilerine çok saygılılar. Güzellik bir iştir. Türk kadınları bu işi çok güzel yapıyorlar. Kendilerine çok güveniyorlar. Asla aşağılık kompleksine girmiyorlar. Ben Türk kadınlarıyla şakalaşmaktan ve sohbet etmekten keyif alıyorum. Elisabetta burada olduğu için çok fazla konuşamayacağım. Ama Türk kadınları ile ilgili izlenimlerim çok iyi. Avrupalılar güzel bir kadın gördüklerinde onun Türk olduğuna inanmıyorlar. |