|
NİYAZ vaziyetinde sağ ayağın baş parmağı, sol ayağın baş parmağı üstüne konur. Buna ‘Ayak mühürlemek’ denir ki ‘elim, ayağım yok; başım eğik, kesik; erenlere teslim olmuşum’ demektir.
Ayak mühürlemenin ne suretle töre olduğu hakkında çeşitli rivayetler vardır. Güya, Selman’ın sol ayağının baş parmağı yokmuş da bunu göstermemek için böyle dururmuş. Hazret-i Ali, vefat ederken ‘Yüzü peçeli bir Arap gelecek, benim cenazemi ona verin’ demiş. Vasiyeti yerine getirdikten sonra bu Arap’ın kim olduğunu merak eden İmam Hasan ve Hüseyin, cenazeyi devesine yükleyip giden Arabın peşine düşmüşler. Giderlerken, İmam Hasan’ın sol ayağının baş parmağına bir taş dokunup kanatmış. Arap’ı bulmuşlar, ‘Kimsin?’ diye sormuşlar; peçesini kaldırınca Ali olduğunu görmüşler. Bu sırada İmam Hasan, sağ ayağının baş parmağını, sol ayağının baş parmağı üstüne koyup kanı göstermemek istemiş.
Ateş-báz-ı Veli, bir gün Mevláná’ya, matbahta odun kalmadığını söylemiş. Mevláná, ‘Kazanın altına ayaklarını sok’ buyurmuş. Ateş-baz, emre uymakla beraber ‘Acaba ayağım yanar mı?’ diye bir şüpheye düşünce sol ayağının baş parmağı yanmış. Bu sırada Mevláná’ya hali anlatmışlar. Kalkıp matbaha gelerek, ‘Hay ateş-baz, hay’ demiş. O da kalkıp niyaza durmuş ve yanan parmağını göstermemek için bu vaziyeti almış.
Kalenderiler’in niyaz vaziyeti, sağ ayağının baş parmağını sol ayağının baş parmağı üstüne koymak, sağ kol üstte olmak üzere sağ eliyle sol, sol eliyle de sağ kulağını tutmaktır ve bu duruş, yukarıda da arzettiğimiz gibi teslim oluşu ifade eder.
Ayak mühürlemek, Nakşiler’in Halidi kolundan başka bütün tarikatlerde vardır. |