07/11/2004 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Gezi
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Gündem
07.11.2004
Emin ÇÖLAŞAN
İnsana saygı
  
ecolasan@hurriyet.com.tr
 

DÜN bizim gazetede bir haber. Mersin Valiliği İl İnsan Hakları Kurulu, vatandaşlardan gelen ramazan davulu şikáyetleri üzerine bundan sonra sahurda davul çalınmaması yönünde tavsiye kararı almış.

Mersin Müftülüğü de sahurda davul çalmanın dinimizde yeri olmadığını söylemiş.

Türkiye artık yavaş yavaş bu ilkellikten kendini kurtarmalı.

Bundan 1000 yıl, 400 ya da 30 yıl önce davul çalınması belki gerekliydi. O zamanlar her evde çalar saat, uyandırma servisleri ve öteki teknoloji olanakları yoktu.

Şimdi düşünün, uykunun en derin yerindesiniz. Sahura kalkacak veya kalkmayacaksınız. Mahallenizi önceden parsellemiş olan sayın davulcu, uygun gördüğü bir saatte kapınızın önünde gümbürdemeye başlıyor ve ister istemez o sesle uyanıyorsunuz.

Hastasınız. Küçük çocuğunuz var. Oruç tutacak veya tutmayacaksınız. 30 gün boyunca kaderiniz hiç değişmiyor.

Biz Türkiye’de ‘insan hakları’ deyince hep yanlış algılama yaptık.

Suçlunun, kapkaççının, hırsızın, dolandırıcının, bölücünün insan haklarını gündemde tuttuk. Bu kavramı hep kötülerin çıkarına kullandık...

Çünkü onlar örgütlüydü ve ses vermeyi başarıyordu. Masum insanların, haksızlığa uğrayanların, rahatsız edilenlerin insan hakları yoktu!

* * *

Dün gazetede arkadaşlarla bu konuları konuşuyorduk. Neşe kaynağımız Nurettin Kurt anlattı:

‘Ramazan başından beri önce davulcuyla uyanıyoruz. Tekrar uyumaya çalışırken bu kez yanıbaşımızdaki camiden sonuna kadar hoparlörle ezan okunuyor. Ailece ve bütün mahalle olarak perişan durumdayız.’

Nurettin
anlatmayı sürdürüyor:

‘Davulcuyu bir gece çevirdim. Eline 10 milyon tutuşturdum. Eğer bizim evin önünde çalmazsan bayramda gel, sana 30 milyon daha vereceğim dedim. Herif daha sert çalmaya başladı. Ramazan bitene kadar her an katil olabilirim.’

Daha önce de komşu caminin müezzinine gidip rica etmişti.

‘Abicim gözünü seveyim sadece sabah ezanında hoparlörü biraz kıs. Karım çalışıyor, ben çalışıyorum, oğlum okula gidiyor. Koskoca mahalleyi ayağa kaldırıyorsun. İzin ver de bir gün olsun normal uyku uyuyalım.’

Dün Nurettin’e bu açıdan durumu sordum.

‘Şimdi sabahları hoparlörü inadına daha fazla açıyor. Daha ezanın üçüncü saniyesinde hep birlikte zıplıyoruz.’

* * *

İki gün önce yine Nurettin Kurt anlatmıştı:

‘Geçen gün adliyedeyim. Gözaltına alınan bazı sanıkları getirdi polisler. Biz fotoğraf çektik. Görevimizi yapıyoruz, polisler bizi oradan uzaklaştırmaya çalışıyorlar. Sivillerden biri kimliğimi sordu, gösterdim. Kendisine ‘Tamam mı kardeşim’ diye hitap ettim. ‘Nereden senin kardeşin oluyorum, sen kardeşim diyemezsin’ diye üzerime yürüdü. İş büyüyecekti. Durup dururken resmen birbirimize girecektik.

Yanımıza bir komiser gelip benden özür diledi... ‘Kusura bakmayın beyefendi, arkadaş oruçlu’ dedi.’

* * *

Bir avukat arkadaşım birkaç gün önce yine adliyede yaşadığı bir olayı anlatıyor:

‘Polisler birilerini adliyeye getirdi. 30-40 kişi birden geldiler. İçlerinden ikisi tutukluymuş. Bir müteahhidin adamlarıymış. Hepsi de mafya kılıklı tipler. Adliye binasında bunları adli tıp bölümüne getirdiler. İçlerinden ikisi sanık, diğerleri onların arkadaşı.

Bazıları sigara yaktı.

Elinde telsizi olan sivil polislerden biri adamlara hakaret etmeye başladı. Ramazan günü hangi hakla sigara içtiklerini soruyordu.

Tipler korkunç. Anında polise saldırdılar. Polis epeyce dayak yedi. Elinden telsizi falan düştü. Çevrede bir veya iki polis daha vardı. Onlar hemen adliye karakolundan telsizle yardım istediler, üniformalı polisler yetişip arkadaşlarını kurtardılar.’

Toplum olarak birbirimize saygımızı yitirdik. Allah’la kulun arasına girenlerin sayısı arttı.

‘İnsan hakları’ kavramını masum insanlarımız için unuttuk.

Eeee, böyle başa böyle tarak!..


Emin ÇÖLAŞAN
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Utanç ve hüzün verici
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Seni seviyorum Selin
 
    Ali Atıf BİR
  Formunu artıran tek lider Deniz Baykal
 
    Bekir COŞKUN
  Kuş kriterleri...
 
    Doğan HIZLAN
  Bir gazetede iki Nadir olursa...
 
    Enis BERBEROĞLU
  Cep telefonu, cinayet sebebi olmaktan çıkmalı
 
    Ercan KUMCU
  Nasıl bir rekabet otoritesi
 
    Erkan ÇELEBİ
  Romanya'yla aramızda bisküvi krizi çıkardılar
 
    Ferai TINÇ
  33 yıl önce
 
    Murat BARDAKÇI
  1908’deki kimlik tartışmasında da bütün bu işlerin cılkını çıkartmıştık
 
    Pakize SUDA
  Sandalyeye beş kala
 
    Sedat ERGİN
  Hükümetin tuhaf sessizliği
 
    Yalçın BAYER
  İhraç ettiğimiz otomobillerin dövizi kanser ilacına gidiyor
 
    Erman TOROĞLU
  Hikayeyi sevmiyoruz
 
    Şükrü KIZILOT
  Sigara, alkol ve akaryakıtın cazibesi
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2004 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com