Prodi, İtalya'da yayımlanan La Repubblica gazetesine verdiği özel demeçte, Avrupa Anayasası'nın 2 yıl içinde onanıp yürürlüğe girmesi gerektiğine, Türkiye'nin üyelik müzakerelerinin ise yıllarca süreceğine işaret ederek, şunları kaydetti:
“Avrupa Anayasası'na ilişkin referandumu Türkiye'nin AB üyeliği meselesiyle ilişkilendirme çabalarının önüne geçilmeli. Bunların arasında hiçbir bağlantı yok, bu iyi açıklanmalı. Türkiye meselesinin, kendine özgü uzun bir zaman dilimi var. Müzakereler yıllarca sürecek. Müzakereler, AB'nin tüm üyelerinin mutabakatıyla gerçekleştirilecek. Anayasa konusunda ise durum farklı. İki yıl içinde onaylanması gerekiyor. Onaylamanın hangi yöntemle yapılacağına her ülke kendi karar verecek. Ancak Avrupa'yı işlevselleştirmek için Anayasa'nın en kısa sürede yürürlüğe girmesini sağlamak lazım.”
“BEN DE KATOLİĞİM AMA TAKİBATA MARUZ KALMADIM”
Prodi, Katolik bir şahsiyet olarak tanınan yeni AB Komisyonu'nun adaletten sorumlu yeni üyesi Rocco Buttiglione'nin, eşcinsellik konusundaki tutucu görüşlerinin yarattığı polemikler sonrasında, söz konusu göreve veda etmek zorunda kalması meselesine de değindi.
Prodi, Buttiglione ve İtalya Senato Başkanı Renato Pera tarafından dile getirilen ve Avrupa Birliği'nde Katolik inancının bağlı siyasetçilerin ayrımcılığa tabi tutularak takibata maruz kaldıklarını ileri süren teze katılmadığını belirtti.
“Ben de Katoliğim, ama takibata maruz kalmadım” diyen Prodi, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Belirli konularda, her birine saygı gösterilmesi gereken farklı duyarlıklar söz konusu olabilir. Dini konularda gerekli terbiye çerçevesinde, bir Katolik olduğumu asla saklamadım. Katolik olduğum için bir takibata da maruz kalmadım. Elbette anlaşamadığımız, görüş ayrılığına düştüğümüz, farklı tavırlar takındığımız konular da olmuştur. Ama dinsel gerekçeyle takibata maruz kalma biçiminde yorumlanamaz.”