09/10/2004 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Gezi
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Cumartesi
09.10.2004
Grubun ismi Çanakkale-İstanbul yolunda verdiğimiz ihtiyaç molalarından geliyor
 

Suat KAVUKLUOĞLU

Çanakkale’de atılmış grubun temelleri. Hálá bir arada olmalarını da bu şehrin ruhuna bağlıyorlar. İlk albümleri Milad, çok ses getirdi, hatta yabancı müzik siteleri onlarla ilgili yazılar yayınladı. İhtiyaç Molası şimdi yeni albümü 1.5 ile karşımızda.

Kendilerini ‘metropolitik rock grubu’ olarak tanımlıyorlar. Progressive rock’ın Türkiye’deki ilk temsilcisi olan İhtiyaç Molası, hangi tarz müzik yaptıklarının farkına sonradan varmış. ‘Biz içimizden geleni yaptık. Birileri de ona isim verdi’ diyorlar. Yıllarca Beyoğlu’nda çalan grubun hedefi daha çok insana şarkı söylemek. Dört arkadaşın lise döneminde kurduğu grup, hálá aynı ekiple yoluna devam ediyor, hatta ‘Ekiptekilerden biri olmazsa bu grup olmaz’ diyorlar.

Sinan Gürsoy

Çanakkale’de doğup büyüdü. Taner Sarf ile ilk grupları olan Most Enjoyable Prison Band adlı grupta davul çaldı. İşletme Mühendisliği okudu. Şimdi kendini müziğe adamış durumda.

Tolga Çebi

Ankara Devlet Konservatuvarı keman bölümü mezunu. Üç yıl Trakya Üniversitesi’nde hocalık yaptı. Bakırköy Belediye Tiyatrosu’nun müzik direktörü. Bazı albümlere düzenlemeler yapıyor.

Taner Sarf

Liseyi Çanakkale’de okudu. Sağda solda çaldı, hayatını alüminyum doğrama yaparak kazandı. İnönü Stadı’nda köfteci dükkanı bile oldu. Bir film laboratuvarında video editing yapıyor.

Murat Güllü

Annesi Çanakkale’de yaşıyordu, İhtiyaç Molası’na katıldı. 1995’e dek Çanakkale’de çeşitli gruplarla çalıştı. Mimar Sinan’da iç mimarlık okudu, halen de bu işi yapıyor.

Nasıl bir molada atıldı bu grubun temelleri?

Sinan Gürsoy:
Hikayenin geçtiği yer Çanakkale Anadolu Lisesi. Lisedeyken Tamer ve ben başladık. Tolga yazları geliyordu. Bir eylül gününde başlamıştık, bu birlikte olduğumuz 13. eylül. Korku filmi gibi oldu galiba... (gülüyor)

Grubun adının İhtiyaç Molası olmasında hikayenin Çanakkale’de başlıyor ama başka şehirlerde devam ediyor oluşunun etkisi var mı?

Taner Sarf:
Çanakkale-İstanbul arası ihtiyaç molası verilebilen bir mesafe. Dolayısıyla ihtiyaç molaları bizim için önemliydi.

Kendinizi metropolitik rock grubu olarak tanıtıyorsunuz? Ne demek bu?

Tolga Çebi:
Metropolle alakalı demek. Grup olarak Çanakkale’de yapabileceğimiz en büyük şey olan bir barda sahne almayı da yaptıktan sonra bize oralar dar gelmeye başladı. Müziğin ve birçok şeyin kalbinin attığı şehre, İstanbul’a geldik ve çok hızla üretmeye başladık. Metropolün bizde hissettirdiği şeyler müziğimizi tetikledi.

Nasıl bir İstanbul’u ve İhtiyaç Molası’nı anlatıyor bu albüm?

S.G:
Tek bir şey anlatmıyor. Mesela biz savaşa karşıyız ve o yüzden bu albümü yaptık diyemeyiz. 1993’ten beri yaşadıklarımız var. Albüm, çeşitli zamanların duygularını ifade eden şarkılardan oluşuyor.

10 yıldır birliktesiniz, yediğiniz içtiğiniz ayrı gitmiyor. Sorunlar olmuyor mu hiç?

T.Ç
: Birbirimize karşı tahammülümüzü ayarlıyoruz. Bunu yapmayı öğrendik. Belki ilk başlarda daha kırıcı davranıyorduk birbirimize ama zaman geçtikçe daha başka bakıyoruz.

T.S: Hiçbir sorun bizim birlikteliğimizden daha önemli olamaz. Çünkü bu yaptığımız müziği asla başka insanlarla yapamayız.

Neden peki?

T.Ç:
Aramızdan biri ayrılınca olmuyor. Başka biri de aramıza biraz zor girer.

Nasıl bir müzik yapıyor İhtiyaç Molası?

T.S:
Biz iyi müzik yaptığımızı biliyoruz. Tarz olarak bir saplantımız yok. Derdimiz bu müziğin daha çok insana ulaşması. Ama şu da söylenebilir, iyi müzik bilgisi olanlara hitap ediyor yaptığımız müzik.

OLGUNLAŞMAMIZ 5 YIL SÜRDÜ

İki albüm arasında beş yıl var. Bu çok uzun bir süre değil mi?

T.S:
İlk albüm yayınlandığında epey gençtik. Askerlik epey zaman aldı. Dört kişi olunca yeniden organize olmak zor oldu. Hem kendimizin, hem müziğimizin olgunlaşması beş seneyi buldu. Bir de çok titiz davranıyoruz. Düzenlemelerde kendimizi epey paralıyoruz. Allah’tan kendi stüdyomuz var da istediğimiz gibi vakit harcıyoruz şarkılara.

Ününüzün sınırları sadece Türkiye ile de kalmamış.

S.G:
Önce iki yabancı müzik sitesinde yazılar yayınlandı. Sonra Amerika’dan CD istendi. Belçika’da bir radyocu sitesinde bizimle ilgili çok güzel şeyler yazdı. İtalya’da bir radyoda ayın grubu seçildik, o dönem yayınlanan Top 10’da beş şarkımız vardı. Meksika, Brezilya, Arjantin, Japonya gibi birçok yer farkına vardı grubumuzun. Mesela ilk albümümüz burada yok ama Fransa’da 38 Euro’ya satılıyor.

Böyle bir ilgiyi neye bağlıyorsunuz?

T.Ç:
Bizi dinleyen insanların çoğu geniş müzik kültürüne sahip. Tek bir tür dinleyen insanlar değiller. Daha entelektüel bir kesim ve o yüzden bizi fark edebiliyorlar.

Oralardan konser teklifleri gelmedi mi size?

S.G:
Geldi tabii, gelmez olur mu! Ama gelen teklifleri uçak parası gibi nedenlerle reddetmek zorunda kaldık. Bundan sonra gitmek istiyoruz artık. Ama öncelikli hedef Türkiye turnesi. 



Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2004 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com