|
Zeynel LULE
AB Komisyonu’nun ‘Müzakerelerin başlamasını tavsiye’ etmesinden sonra gözler 17 Aralık’ta 25 ülke liderlerinin alacağı karara çevrildi. Aralık 2002’de gerçekleşen ‘Kopenhag Zirvesi’nde, Komisyonun tavsiyesinin olumlu olmasını da dikkate alarak müzakerelerin ‘gecikmeksizin’ başlatılacağını ‘taahhüt’ eden AB ülkelerinin bu söze ne kadar uyacakları henüz bilinmiyor.
Müzakerelerin başlayabilmesi için 25 ülkenin ‘oybirliği’ ile karar alması gerekiyor. Bir ülkenin itirazı bile kararın çıkmamasına yol açabilir.
FRANSA VE AVUSTURYA
Müzakerelerin mümkün olduğu kadar geciktirilmesi ve AB Anayasası için 2005’in sonlarına doğru yapacağı referandum kampanyasının içine Türkiye konusunun girmemesi görüşünü taşıyan Fransa, 17 Aralık’ta en çok ‘ayak sürüyecek’ ülke konumunda görünüyor. Gerek kamuoyu, gerekse siyasi partilerin baskısı altında bulunan Avusturya Hükümeti’nin de tavrı konusunda henüz bir netlik yok. Hem Fransa, hem de Avusturya parlamentolarında 17 Aralık öncesi ‘Türkiye’ konulu bir oturumun yapılması bekleniyor. İki ülkenin siyasi partileri, mecliste ‘Müzakereler için hayır oyu verilmesi’ yönünde bir karar çıkartmayı amaçlıyorlar.
FRANSA NE YAPABİLİR?
Müzakereler için tek koşulun ‘Kopenhag kriterlerinin yerine getirilmesi’ olduğunu gayet iyi bilen Fransa, Türkiye’nin eksikliklerinin tamamlanmadığı tezini işleyebilir. 17 Aralık’ta oy birliğine ulaşılamaması halinde, bir komisyon raporu daha talep edilebilir.
GÜNEY KIBRIS
Kararın olumsuz olması için çaba gösterecek olan ülkelerden biri de Kıbrıs Rum Kesimi olacak. Güney Kıbrıs’ın, azami ölçüde isteklerini dayatacağı ve Güney Kıbrıs’ın tanınması yönünde bir çağrıya ulaşamasa bile, ‘Güney Kıbrıs’la ilişkilerini güçlendirmesi’ şeklinde bir ifadenin nihai bildiriye yansıması için çaba göstereceği biliniyor.
İTALYA
İtalya, AB ülkeleri içinde Türkiye’ye en büyük destek veren ülkelerin başında geliyor. İtalya resmen Dışişleri Bakanı Franco Frattini aracılığıyla 17 Aralık’ta çıkacak kararın olumlu olması için diğer ülkeler nezdinde de girişim yapacağını açıkladı. Frattini, ‘Türkiye gibi stratejik bir ortağın Avrupa’ya sağlam bir biçimde demir atmasına katkıda bulunacağımıza inanıyorum’ dedi.
ALMANYA
Almanya Başbakanı Gerhard Schröder ve Dışişleri Bakanı Joschka Fischer, 17 Aralık’ta çıkacak kararın ‘müzakerelerin başlaması’ yönünde olacağına inandıklarını belirttiler.
İNGİLTERE
İngiltere, hem tavsiye raporu öncesi, hem de sonrası Avrupalı ortaklarını Türkiye’ye verilen sözü yerine getirmeye davet eden bir çok açıklama yaptı. Müzakerelerin başlamasını en çok destekleyen ülkelerin başında geliyor.
YUNANİSTAN
Atina, Türkiye’nin Avrupa perspektifini bozmaması yönünde aktif bir siyaset uyguluyor. Müzakerelerin başlamasını destekliyor. Ancak diğer yandan da özellikle Kıbrıs konusunda ‘geri planda’ kalmayı tercih ederek, Güney Kıbrıs’ın girişimlerine destek veriyor.
DİĞERLERİ
İsveç, Danimarka ve Finlandiya’dan oluşan İskandinav ülkeleri, müzakerelerin başlamasına olumlu bakıyorlar ve AB Komisyonu’nun ‘demokrasi ve insan hakları sorunu’ yaşanması halinde müzakerelerin askıya alınabileceğine yönelik görüşünü destekliyorlar. Estonya, Letonya ve Litvanya’dan oluşan Baltık ülkeleri ve İspanya ve Portekiz de müzakerelerin başlanması yönünde oy kullanacaklar.
Türkiye’yi hazmetme cümlesi
AB Komisyonu’nun önceki gün 4 saatlik ‘Türkiye’ toplantısında, mevcut tavsiye raporuna, ‘Yeni üye alıp almamayı gözden geçirmeliyiz’ mesajı eklendi. Özellikle Avusturyalı üye Franz Fischler’in çabalarının olduğu cümlede, ‘Yeni üyeleri hazmedebilir miyiz?’ sorusu soruldu. Kopenhag kriterlerinin ‘4. maddesi’ olarak bilinen bu görüş, Türkiye raporuna dahil edildi. Bu ifade aynen şu şekilde: ‘AB’nin yeni üye ülkeleri hazmetme ve bütünleşmeyi derinleştirme kapasitesi, AB Komisyonu tarafından denetlenecektir.’
Bu cümle, Türkiye’nin üyeliği öncesinde AB’nin bu üyeliği ‘hazmedip hazmetmeme’ konusunda bir başka raporun hazırlanacağı yorumlarını getirdi. |