|
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Strasbourg'da düzenlediği basın toplantısında, AB Komisyonu'ndan ilk yeşil ışığın alındığını belirterek "Bayrak yarışının ilk etabını başarıyla geçtik" dedi.
Erdoğan, komisyonun Türkiye ile ilgili değerlendirme ve analizlerini geneli itibariyle dengeli bulduklarını belirterek, Aralık 2002'de Kopenhag Zirvesi'nde kendine verilen görev gereğince AB Komisyonu'nun bugün Türkiye ile ilgili üç adet önemli belge yayınladığını söyledi.
Bunlardan tavsiye belgesinin, Türkiye'nin Kopenhag siyasi kriterlerini, müzakerelerin açılması için yeterli ölçüde karşıladığını tespitle üye ülkelere bu yönde açık, net bir öneri sunduğunu belirten Erdoğan, şunları kaydetti:
|
GÜL: DEĞİŞİK KRİTERLER HELSİNKİ KARARLARIYLA BAĞDAŞMIYOR |
|
Başbakan Vekili ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, AB Komisyonu'nun Türkiye ile müzakerelere başlanması tavsiyesinde bulunmasını memnuniyetle karşıladıklarını söyledi.
Gül, Türkiye için değişik kriterler ve önlemler getirilmiş olmasının, diğer adaylarla eşit muamele esasını öngören Helsinki kararlarıyla bağdaşmadığını ve konunun tartışılmaya muhtaç” olduğunu belirtti. |
“Anılan belge, müzakere sürecini genel esas ve usullerini ortaya koymaktadır. İlerleme raporu, 1999 yılından bu yana ülkemizce hem siyasi hem ekonomik hem de müktesebat başlıklarında kaydedilen gelişmeleri ve eksiklikleri analiz etmektedir. Etki değerlendirmesi ise Türkiye AB'ye tam üye olduğunda yapacağı katkılar ve AB bakımından doğuracağı sonuçları ele almaktadır. Komisyonun değerlendirme ve analizlerini geneli itibariyle dengeli buluyoruz.”
"TÜRKİYE İLK YEŞİL IŞIĞI BUGÜN ALDI"
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin AB ile müzakerelere başlaması konusunda ilk yeşil ışığı bugün aldığını belirtti.
Türkiye'nin 1999'dan bu yana çok değiştiğini ve geliştiğini ifade eden Erdoğan, bu değişimin çok önemli bir bölümünün hükümetinin işbaşına geldiği günden buyana sağlandığını kaydetti.
Erdoğan, müzakerelerin açılması konusunda net ve tereddütsüz bir öneride bulunabilmesi için Komisyon'a gerekli verileri sağlamak üzere kararlılıklarını hiç yitirmediklerini anlatarak, “Bizzat AB yetkililerinin 'sessiz devrim' olarak nitelediği ilerlemeleri sağladık. Bunları birçok şeye rağmen yaptık. Bugün hedeflediğimiz ilk noktaya ulaştık. Yani müzakerelere başlamak hususunda Komisyon'dan bu konuda ilk yeşil ışığı aldık. Bayrak yarışının ilk etabını başarıyla geçtik diyebilirim” diye konuştu.
Erdoğan, 17 Aralık'ta siyasi iradenin gerçekleşeceğini ve böylece müzakere sürecinin başlayacağını ifade ederek, AB'ye üye ülkelerdeki muhataplarıyla görüşmelerinde hepsinin, komisyon rapor ve tavsiyesinin önemine işaret ettiğini kaydetti. Başbakan Erdoğan, bu bakımdan komisyon tavsiyesinde net bir perspektifin yer almasının Türkiye açısından önemli olduğunu vurguladı.
“(KOŞULLU EVET) SÖZ KONUSU DEĞİL”
Erdoğan, basın toplantısında bir gazetecinin, Avrupa Komisyonu Başkanı Romano Prodi'nin İlerleme Raporu'nda Türkiye ile müzakerelerin koşullu olarak başlayacağı yönünde bir açıklama yaptığını söylemesi üzerine, “(Koşullu evet) söz konusu değil. Nereden çıkardınız, nasıl tercüme ettiniz bilmiyorum. Herhalde yanlış bir iletişiminiz var” diye yanıt verdi.
"TÜRKİYE AYRIMCILIK İSTEMİYOR"
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin bir ayrımcılık istemediğini ifade ederek, Türkiye'nin bugüne kadar 25 artı 2 ülkeye ne uygulandıysa, hakkaniyet ve adaletin gereği olanı talep ettiğini söyledi. Erdoğan, “Bugünkü olumlu raporun sonucunda olumsuz bir yaklaşım düşünmüyorum” dedi.
Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin, 1999 Aralık ayındaki Helsinki Zirvesi'ne AB'ye katılmasıyla ilgili aday ülke olarak ilan edildiğini ve bunun tescil edildiğini anımsattı.
Erdoğan, Aralık 2004'teki Kopenhag Zirvesi'nde ise Türkiye'nin Kopenhag siyasi kriterlerini yerine getirdiğine karar verildiği takdirde, katılım müzakerelerinin gecikmeksizin başlatılacağının karara bağlandığını belirtti.
Bunların hepsinin kayıtlara giren ifadeler olduğunu kaydeden Erdoğan, “Bundan sonra komisyonun önerisinin 17 Aralık günü diğer ülkelerce de benimsenerek aynen kesinleşmesi için hep beraber girişimlerimizi sürdüreceğiz” dedi.
“ARZU VE ÖNGÖRÜMÜZ, GÖRÜŞMELERİN 2005'TE BAŞLAMASI”
Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
“Komisyon'un rapor ve tavsiyesi olumlu olduğuna göre, müzakerelerin gecikmeksizin açılacağı ve Aralık 2002'de Kopenhag'da kararlaştırıldığına göre bu adım atılacaktır diye inanıyorum. Bu çerçevede, arzu ve öngörümüz, görüşmelerin 2005'in ilk birkaç ayında resmen başlamış olmasıdır, fiilen başlatılmasıdır. Kopenhag kriterlerine uyum yönündeki çalışmalarımıza, uygulama boyutu başta olmak üzere kaldığımız yerden devam edeceğiz. Müzakerelere, uygulanacak esaslar açısından bakmak istiyorum; bu Türkiye için bir ayrımcılık mıdır? Türkiye bir ayrımcılık istiyor mu? Hayır. Bizim istediğimiz, bugüne kadar 25 artı 2 ülkeye ne uygulandıysa, Türkiye de hakkaniyet ve adaletin gereği olanı talep etmektedir. Bu özellikle demokrasinin, insan haklarının ve hukukun üstünlüğünün gereğidir. Bunun dışında herhangi bir şey istemiyoruz. Bu karar, bu şekilde verilebilirse bunun getirisi şu olacaktır; özellikle medeniyetler arası uzlaşmada ve buluşmada 'AB işte adres burasıdır' diyebilecektir. Bunu başarmak, inanıyorum ki AB'nin güçlü oluşumuna katkı veren 25 ülke için de çok önemli bir sınav olacaktır.
Bizler, esasen Komisyon'un kaygılarını anlıyoruz. Komisyon'un görevi artık bitmiş bulunuyor. Bundan sondaki süreç, Avrupa Konseyi'ne aittir. Bizler, inanıyoruz ki 17 Aralık'ta da bunun neticesini, dostlarımızla, hep birlikte dayanışma içerisinde müzakere ederek göreceğiz. AB'nin zengin geleceğine yönelik ortak adımları beraber atacağız”
“TÜRKİYE, BAZI ÜYE ÜLKELERİ AŞTI”
Başbakan Erdoğan, adaylık sürecine yeni başlamış bir ülke için belki bazı fanteziler olabileceğini belirterek, Türkiye'nin böyle bir fantezi arayışı içinde olmadığını söyledi.
Siyasi kriter olarak, Türkiye'nin, önüne ne konulduysa bunları harfiyen yerine getirdiğini, hatta bazı tam üye olmuş ülkeleri de aştığını kaydetti.
Erdoğan, Türkiye'nin tarama süreci çerçevesindeki konumunun ve bu alanda AB ile arasındaki müktesebatın diğer adaylardan farklı tutulması gereğine inandığını ifade ederek, etki değerlendirmesi çalışmasının, öncelikle Türkiye'nin AB için taşıdığı stratejik önemi ortaya koyduğunu anlattı.
Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin üyeliğinin, AB'yi, etki ve erişim sınırlarında iten bir güç olmaktan çıkaracağını, bölgesel ve küresel bir aktör haline gelmesi için yardımcı olacağını kaydetti.
Bu anlamda, belgede yer verilen görüşlerin çoğunun, zaten kendilerinin de dile getirdiği hususlar olduğuna dikkati çeken Erdoğan, bunların Komisyon'ca da teyidinden memnun olduklarını söyledi.
Erdoğan, Türkiye'nin AB açısından doğuracağı mali yüke ilişkin olarak yer verilen rakamların ne derece geçerli olduğu konusunda tereddütleri bulunduğun ifade etti.
“TÜRKİYE BU SÜRECİ 41 YILDIR YAŞIYOR”
Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Hesaplamalar, önümüzdeki yıllarda reforma tabi tutulması neredeyse kesin olan tarım ve bölgesel politikalarda ortaya çıkacak değişiklikleri dikkate almıyor. Ancak, cari fiyatlarla sınırlanmış neticelerdir. Bu nedenle, yapılan tespitlerin ne derece sağlıklı olduğunu, ancak zaman gösterecektir. Özetle, çalışmayı, AB kamuoylarında varolan bazı tereddütlerin yanıtlanması açısından faydalı görüyoruz.
Bir şeyi özellikle vurgulamak istiyorum; Türkiye bu süreci 41 yıldır yaşıyor. Bu süreçte, son 2 yılda, muhataplarımıza biz hep şunu söyledik: 'Eksik olan nedir, lütfen bunu söyleyin. Eksiklerimiz varsa, bunları gidermekte, iktidarıyla muhalefetiyle kararlıyız' dedik. 'Uyum yasalarında ne varsa biz bunları bitireceğiz' dedik. En son 'Önümüzde engel kalmamıştır' ifadesi AB'nin genişlemeden sorumlu komiseri Sayın Verheugen tarafından da açıklanmıştır. Bunu bütün dünya dinlemiştir. Herkes buna şahit. Bizler, üzerimize düşeni süratle yaptık. Çünkü bizler aynı takımın içinde oynadığımıza inanarak bu yolda bulunduk. Şu anda da aynı takımın içerisinde oynayanlar olarak, bu yola devam ediyoruz. Helsinki Zirvesi'nde aday ülke olarak tespit edilmiş bir ülkeye karşı, bundan sonra, bugünkü olumlu raporun sonucunda ben olumsuz bir yaklaşım beklemiyorum, düşünmüyorum ve müzakere süreci içerisinde de üzerimize düşen neyse bunları yerine getireceğiz. Şunu unutmayalım ki müzakere süreci bir zihniyet değişiminin tamamlanacağı, yani uygulamanın tamamlanacağı bir süreçtir. Yapmamız gerekenler neyse, bunları tamamladıktan sonra inanıyoruz ki AB üyesi ülkeler de Türkiye ile ilgili tam üyelik kararını vereceklerdir. Bu konuda herhangi bir telaşımız yok. Bugüne kadar yere sağlam basarak geldik, bundan sonra da yere sağlam basarak yolumuza devam etmeyi arzu ediyoruz”
AB ÜYELİĞİ, YEGANE PROJE
AB'ye tam üyeliğin, sadece Hükümet'in hedefi olmadığını kaydeden Erdoğan, Cumhuriyet tarihinde, Cumhuriyet ilkeleri ölçüsünde sahiplenilen yegane proje olduğunu vurguladı.
Hangi hükümet iş başına gelirse gelsin, toplum tarafından bu ölçüde benimsenen bu projeyi, ancak daha ileri götürebileceğini, geri götüremeyeceğini ifade eden Erdoğan, Hükümet'in, önümüzdeki dönemde önceliğinin, bu hedef olmaya devam edeceğini kaydetti.
Erdoğan, Türkiye'yi makul bir süre içerisinde AB'nin saygın bir üyesi konumuna getirmek için üzerlerine düşen tüm sorumlulukları bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da yerine getireceklerini anlattı. Erdoğan şöyle konuştu:
“Lehte aleyhte, gerçekçi, önyargılı, doğru-yanlı pek çok fikirler ortay konulacaktır. Bugüne kadar bunları gördük. Bütün bunlara rağmen, bu çalışmaları sürdürdük, sürdürmeye devam edeceğiz. Avrupalı, özellikle de birlik üyesi dostlarımdan, bilhassa 17 Aralık'ta karar verme konumumda bulunacak meslektaşlarımdan tek bir ricam var; objektif eleştiriye açığız, ancak lütfen, Türkiye'yi bugünkü haliyle değil, üyelik için gerekli tüm öncelikleri karşıladığı noktada tahayyül edin”
Başbakan Erdoğan, ilk adım olarak değerlendirdiği İlerleme Raporu sürecine katkıda bulunan herkese teşekkür etti. (aa) |