  |
| |
Üniversitelerde Altmış Yıl
Bilimle Geçen Bir Yaşam
Prof. Dr. Bahattin Baysal, uzun yıllarını Türkiye bilim hayatında geçirmiş, çok sayıda ve başarılı araştırmalara imza atmış değerli bir bilim insanımız. Araştırmalarının yanısıra, araştırma merkezleri ve laboratuvarlar da kuran ve bunları uzun yıllar yöneten Baysal, bilim dünyasında geçirdiği yıllara ilişkin anılarını yazarak, değerli bir hizmette bulundu.
Baysal’ın üniversite yaşamı 1941 yılında, ülkenin o zamanlar tek üniversitesi olan İstanbul Üniversitesi’nde öğrenci olarak başladı. Ankara Üniversitesi’nde asistanlık ve doçentlik yıllarını geçirdikten sonra ODTÜ de profesörlüğe yükseldi. Karadeniz Teknik, İstanbul Teknik ve Boğaziçi Üniversitelerinde de çalıştı. TÜBİTAK’ın kuruluş yasasının hazırlanmasına katıldı. Fen liselerinin gerçekleştirilmesinde emeği geçti; dekanlıklar, bölüm başkanlıkları yaptı.. Diyor ki:
‘Bilimsel araştırma geleneği bulunmayan bir ülkede, bu amaçların gerçekleştirilmesinde, bu görevleri zorunlu bir araç olarak üstlendim.’
Yani özetle Baysal, Türkiyenin bilim hayatının içinde ve hemen her yerinde görev yaptı, bu kendisine, Türk bilim hayatına üstten bakma olanağı verdi.
Prof. Arndt
Baysal, 1940’lı yılların İstanbul Üniversitesi için diyor ki:
‘Orta Avrupa’dan gelen özellikel Musevi asıllı sığınmacı öğretim üyeleri, İstanbul Üniversitesi’nin düzeyini yükseltmişti... Öğrencilik yıllarımda İÜ’nin tanınmış Avrupa üniversiteleri düzeyinde olduğunun ayırımına vardım. Üniversitede tarih, edebiyat ve sanat alanlarında üst düzeyde konferanslar veriliyordu.’
Üniversite yıllarında, bugün tanıdığımız başarılı isimler sık sık Baysal’ın anılarında ortaya çıkıyor. Örneğin üniversitede kimya derslerini veren Prof. Fritz Arndt için Baysal şöyle diyor:
‘Türkiye’de bugün kullandığımız kimya terimlerinin ilk üreticisi, bu bilim dalını ülkemize yerleştirmiş olan Prof. Ardt’tır. Türkçeyi çok iyi öğrenmiş derslerini Türkçe veriyor ve kitaplarını da Türkçe yazıyordu. Onun, çözücü, çözelti, bileşik, bileşim vb gibi yüzlerce arı Türkçe terimi Cumhuriyet dönemi Kimya literatürüne yerleşti’.
Dönemin özellikleri
Üniversite’de Yüksek Öğretmen Okulu öğrenciliği yılları anılarını, dönemin karakteristik özellikleriyle birlikte okuyoruz. Fiziko kimya ve daha sonra polimer kimya üzerinde asisitanlığına Ankara Üniversitesi’nde başlayan Baysal, burada ünlü hoca Parts’la ilgili anılarını anlatıyor.
Baysal, bir dneyin sürecini, protokol şeklinde laboratuiar defterine geçirilmesi geleneğini yabancı hoçaların başlattığını ve bizim ülkemizde bu alışkanlığın bulunmadığını belirtiyor.
Baysal’ın anılarında üniversite özerkliğine rağmen, siyası baskıların nasıl yoğunlaştığını da izliyoruz. 1950’de gittiği New York’taki bilimsel atmosferi tanıyoruz. ABD’de doçentlik tezini hazırlıyor. Princeton’da Einstein’i gördüğünü belirtiyor. Erdal İnönü ile ABD’de başlayan dostluğunu yazıyor. Yer yer, örneğin İsmet İnönü gibi siyasilerle yaptığı görüşmeleri ve değerlendirmelerini dile getiriyor.
Baysal MIT’ye de gidiyor. Orada Niels Bohr’un fiziğin temel yasaları konusunda verdiği seminerleri izliyor. Kitapta ilginç anekdotlar da var. Örneğin: ‘Oktay Sinanoğlu, Türk Aynştaynı adlı kitapta, 1963 yılında ODTÜ’de ‘Türkçe’ seminer vermek istediğini ama benim mosmor kesildiğimi ve bu Türkçe semineri önlediğimi yazıyor. Tümü ile yalan! Oktay Bey, değil Türkçe Kimya semineri vermek, doğru dürüst Türkçe bile konuşamıyordu.’
Bu değerli bilim insanımızın anıları, Cumhuriyet bilim tarihinin haritası gibi. |