Genelgenin toplumsal saygı dengesine yönelik olduğu vurgulandı.
DİYANET İşleri Başkanlığı’nın ‘camilerde sadece ezan ve sala okunması’ ve ‘hoparlörden ezana ses ayarı’ yapılmasına ilişkin genelgesine, İHD ve ilahiyatçılardan destek geldi. İnsan Hakları Derneği Başkanı Hüsnü Öndül, ‘sağlıklı bir karar’ olarak değerlendirirken, bunun, ‘din özgürlüklerini kısıtlama’ tartışmasına dönüştürülmemesi gerektiğini söyledi. Ezanın bir kültürü yansıttığını belirten Öndül, büyük kentlerde nüfus nedeniyle ezanın minareden okunamadığını, bu nedenle de hoparlörle okunması gerektiğini söyledi. Öndül, başkalarının özgürlük alanlarını daraltmadan teknolojinin de yardımıyla saygı dengesinin korunabileceğini dile getirdi.
Eski Diyanet İşleri Başkanı Lütfü Doğan da, ezanın güzel verilmesi ve güzel duyulması gerektiğine işaret etti. İnsanlar rahatsız edilmeden ezanın güzel biçimde verilebileceğini ifade eden Doğan, genelgenin de buna yönelik olduğunu ifade etti. Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ali Osman Ateş, Başkanlığın bu genelgesine destek vererek, ‘Bazı istismarlar yaşanıyor olabilir. Genelge bu anlamıyla doğru’ dedi. Ateş, ezanın minareden okumasının özellikle büyük kentlerde sağlanamayacağına işaret etti.
Kulağı rahatsız etmeyin
DİYANET genelgesinde şu uyarı ve talimatlar yer alıyor:
Cami içinde vaaz, mevlit ve benzeri programlar, ezan ve sala okumaya mahsus minare hoparlörlerinden yayınlanmasın.
Ölüm nedeniyle verilecek salalar yanlızca ilgili mahalle camiinden verilsin.
Cenaze için sala verildikten sonra ölen kişinin kimliğinin duyurulmasının adet olduğu yerlerde vefat edenin adı soyadı ve memleketinin söylenmesiyle yetinilsin.
İbadet esnasında cami içindeki ses cihazları sabah, akşam ve yatsı gibi cemaatin az olduğu vakitlerde kullanılmasın, ayrıca diğer vakitlerde kulağı rahatsız etmeyecek biçimde kullanılsın.
Hoparlörlerin ses düzeni ezanın çevrede duyulmasını sağlayacak, fakat yakın komşuları da rahatsız etmeyecek biçimde ayarlansın.