Başbakan Erdoğan yaptığı teşekkür konuşmasında, “Kültürler arasında önyargılardan arınılması gerekir. Saygın ve güvenli bir Avrupa, dünyanın diğer bölgeleri için de bir esin kaynağı olacaktır” dedi.
AB sürecini, medeniyetlerin çatışmasının önlenmesi yönünde bir yol olarak gördüklerini ifade eden Erdoğan, Türkiye olarak daha güvenli, refah, güçlü bir Avrupa hazırladıklarını söyledi.
Almanya ve Türkiye arasında çok eskiye dayanan geleneksel ilişkiler olduğuna dikkat çeken Erdoğan, Almanya'nın Türkiye'nin AB yolunda verdiği destek için teşekkür etti.
Türk hükümetlerinin 1960'lı yıllardan bu yana Almanya'da yaşayan Türklerin uyumu için çaba harcadıklarını kaydeden Erdoğan, uyum çabalarının başarılı olmasını istediklerini belirtti.
Erdoğan, insanların daha fazla teröre kurban olmasını istemediklerini ifade ederek, “Küresel barış ve dayanışma için buna şiddetle ihtiyacımız var” dedi.
Ödülün sembolize ettiği, vizyon, cesaret, akıl ve güven ilkelerinin kendisine daima yön verdiğini kaydeden Erdoğan, bu nedenle ödülün kendisi için çok önemli olduğunu, ödülü her zaman kıymetli bir hatıra olarak saklayacağını söyledi.
Her medeni ülkede insanların özgürlük, güvenlik ve refah içinde yaşamak istediklerini belirten Erdoğan, kendilerinin de bu medeni standartlara nasıl kavuşabileceklerini düşündüklerini, bunun için yasaların yanı sıra uygulamaya öncelik vermeleri gerektiğini kaydetti.
Erdoğan, Almanya'nın 14. birleşme yılını kutlayarak, konuşmasına Almanca teşekkür ederek son verdi.
SCHRÖDER'İN KONUŞMASI
Almanya Başbakanı Gerhard Schröder de konuşmasına “sevgili dostum” sözleriyle başlayarak, “Quadriga ödülüyle büyük bir reformcuyu, ülkesini AB'ye sokmak isteyen ve sokacak olan bir kişiyi ödüllendirmekten büyük mutluluk duyuyorum” dedi.
Erdoğan'ın ülkesinde yaşayan insanlara refah getirmeye çalıştığını ifade eden Schröder, kısa sürede büyük reformlar yapıldığını, ancak bu arada zorlukların da olduğunu belirtti.
Bu zorluklara örnek olarak ceza yasasıyla ilgili tartışmayı gösteren Schröder, sonuçta bu konuda da AB yolunda ne kadar kararlı olunduğunun görüldüğünü söyledi.
Daha fazla özgürlüğün Avrupa'ya taviz vermek anlamına gelmediğini kaydeden Schröder, Erdoğan'ın demokrasiyle dini inancın bağdaştırılabildiğini gösterdiğini belirtti.
Türkiye ile üyelik müzakerelerine başlanmasıyla ilgili raporun olumlu olacağına inandığını ifaden eden Schröder, şunları söyledi:
“Bu konuda tutumumuz açık. Rapor olumlu olursa Türkiye ile AB'ye üyelik müzakerelerinin başlanmasını destekleyeceğiz. Bunun için 3 nedenimiz var. Türkiye'ye 40 yıl önce şartları yerine getirdiği takdirde AB üyesi olabileceği söylenmişti. Alman Başbakanlar da bu sözü her zaman destekledi. İkinci olarak üyelik müzakerelerine başlanması sadece Türkiye'de değil, tüm Avrupa'da ekonomik dinamizme yol açacak. Burada Türkiye'ye şimdilik sadece müzakerelerin başlayacağını, ancak bunun sadece tam üyelik için yapılacağını belirtmek isterim. Ekonominin canlanacağına inanılıyor. Bu da Almanya için çok önemli. Ayrıca Türkiye, Almanya ve Avrupa için güvenilir bir ülke, NATO üyesi. Ayrıca terörizmle mücadelede ortak çaba harcıyoruz. Bu nedenle ödülün Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai'ye de verilmesine seviniyorum.”
Türkiye'nin Avrupa ve Asya arasında stratejik öneme sahip olduğunu kaydeden Schröder, “Avrupalı modern bir Türkiye'nin İslamiyet ile batılı değerlerin bağdaştırılabileceğini göstermesi bizim için çok önemli. Türkiye bu konuda diğer Müslüman ülkelere model teşkil eder. Bu istikrarsız bir bölgede çok önemli bir unsur” dedi.
Schröder, bazı kişilerin Müslümanları toplum dışında tutmaya çalışmalarının yanlış ve tehlikeli olacağına dikkat çekerek, ”Kültürlerimiz bizi yakınlaştırdı. Bunu uyum içinde geliştirmeyi istiyoruz” dedi.
Erdoğan'ın İsrail ve Suriye ile ilişkilerini geliştirdiğini, Kıbrıs politikasında da büyük takdir gördüğünü belirten Schröder, “Bu ödül, sadece reformlar için değil, reform çabalarının sürdürülmesini teşvik etmek için de veriliyor” diye konuştu.
Türkiye ile üyelik müzakerelerinin uzun bir süreç olacağını belirten Almanya Başbakanı, Türkiye'nin bunu başarılı şekilde sonuçlandıracağı konusunda hiç şüphesi olmadığını, bu konuda Almanya'ya güvenebileceğini söyledi.
Alman milli marşıyla başlayan ödül törenine Polonya'nın eski devlet başkanı Lech Walesa da katıldı.
Bu arada, toplantıya saat 16.30'da alınması beklenen basın mensupları, çok sıkı güvenlik önlemleri nedeniyle ancak saat 18.30'da toplantıya girebildi.