|
Anneler ve muhtemelen çocukları için önemli olan konulardan biri, okula ya da yuvaya başlamak...
Biz şanslı ailelerdeniz: Evimizin altında düzgün, temiz ve benim gözümde yeterince başarılı, üstelik makul fiyatlı bir yuva açılmıştı. Sinan 18 aylıkken yarım gün başlamıştı yuvaya gitmeye. İki sene oraya devam etti. Evin konumu, okulla beni bir veli dışında aynı zamanda komşu kılmıştı ve ben bunun avantajını pek çok konuda yaşamıştım.
Bu sene Sinan’ı ilkokulu okumasını düşündüğüm okulun yuvasına yazdırma kararı aldım ve bunu uyguladım. Zaten arada taşınmış olduğumuz için bu yeni yer bana daha da yakındı. Ama Sinan’ın alıştığı mekandan, çok ama çok iyi bulduğum öğretmeni Aylin Hanım’dan ve arkadaşlarından ayrılmasını, yeni bir yeri nasıl karşılayacağını bilemiyor, için için endişe duyuyordum. Ya beğenmezse, ya eskileri ararsa...
Sezon başlamadan önce velilere büyük bir toplantı düzenledi okul. Sinan gibi alışık olanlar değil de, normal olarak yeni başlayanlar göz önüne alınarak hazırladıkları programı bize anlattılar ve tabii yılların tecrübesi ile çocukların uyanıklıkları konusunda tedbirli davranarak, ‘Şunları yapmayız, çocuğunuz dese bile inanmayın’ cümlelerine kadar somut örneklerle aileleri hazırladılar.
Çocukları okula yeni başlayan annelerin onlardan ayrılma sıkıntılarını, çocuklarından daha fazla kendileri için hissettiklerini çok duyuyorum. Onları özleyenler, onlarsız hayatı boş bulanlar, saatlerini geçiremeyenler var. Bunu benimle paylaşıyorlar ve ben onlara moral vermeye çalışıyorum.
SİNAN’I YATAKTAN ÇIKARAMIYORUM
Neyse ki Sinan da bu geçişi rahat atlatmış görünüyor. Zaten ilkbahardan beri okulun önünden her geçişimizde ‘Bak burası senin büyük okulun, artık sen büyüdün ve buraya gideceksin’ diye hazırlamaya başlamıştım.
İlk hafta yarım gündü okul. Bu hafta tam güne geçildi. Sinan yeni ortamına ayak uydurmuş görünüyor. Pek bir şey anlatmıyor ama arada yeni arkadaşlarının isimleri geçiyor. Mesela sık sık Tibet duymaya başladım. Anlaşılan yeni ‘dostum’uz o!!!
Bu arada geçen gün eski okulunu ziyarete gitmek istedi. Bir ara ‘Acaba yanlış mı olur, biraz daha zaman geçmeli mi’ diye düşünsem de onu kırmadım. Ziyaretimizi yaptık, öğretmenlerimizi, ablalarımızı öptük, arkadaşlarımıza el salladık ve oradan ayrıldık. Bu tavrı, yani geçmişe bu kadar kolay çizik atabilmesi bir taraftan hoşuma gidiyor. Ama ileride nasıl gelişecek bilemiyorum.
Esas zorluk benim için nerede biliyor musunuz? Benim gibi, Nora’nın N’sini duyunca uyanan birinin, her sabah yarım saat Sinan’ı yataktan kaldırmak için uğraşması... Beyefendi erken yatıyor ama ilk 15 dakika sadece gözlerini açabilmek için uğraşıyorum. İkinci 15 dakikayı ise onu yataktan çıkarabilmek için harcıyorum. Benim de uykusuz olduğum göz önüne alınırsa sabah krizlerimiz sıkı oluyor. E bir de babayı uyandırmak var tahmin edersiniz ki! Buna bir formül bulmam lazım. Her sabah için Sinan’ı heyecanlandıran 5-10 atraksiyon bulursam belki işimi kolaylaştırabilirim. Bir de anlatmaya çalışıyorum: ‘Artık hayat bundan sonra böyle oğlum. Sen de girdin çarka artık...’
100 HAFTADIR BİRLİKTEYİZ
100. haftadır birlikte olduğumuz biliyor muydunuz? Anneliğe benim yazılarımla aynı zamanda başlayanların bebekleri neredeyse 2 yaşında oldu. Görüyor musunuz nasıl çabuk geçiyor zaman? Düğünlerini de paylaşırız inşallah! |