|
BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan'ın AB'ye zina konusunda malumat vermek için Brüksel'e gidip orada ilgili ve yetkililerden talimat almasının ertesi günü (24.09.04) okuduğum gazetelerin manşetlerini gözden geçiriyorum:
‘Tam yol Avrupa’, ‘AB yolunda engel kalmadı’, ‘Düğüm pazara çözülecek’, ‘Gitti, çözdü, geldi’, ‘Brüksel mi çözmeliydi?’, ‘Erdoğan AB düğümünü çözdü, piyasalar kriz öncesine döndü’, ‘5 dakikada krizi çözdü’, ‘Harika sonuç’, ‘Rapor tamam sıra kararda’, ‘Zirvede geri adım’, ‘Biz Avrupalıyız’, ‘AB kapısı açıldı’, ‘Yolumuz açıldı’.
* * *
Bunların arasında gerçekçilik ölçülerine uygun iki manşet var: ‘Brüksel mi çözmeliydi?’ ve ‘Zirvede geri adım’.
Son ‘zina bunalımı’ süresince yaşayıp gözlemlediklerimiz, Türkiye kamuoyunun, iktidarı, Meclis dışı muhalefeti, politikacısı, medyası ve vatandaşıyla Avrupa Birliği'nin ne anlama geldiğinden pek haberli olmadıklarını kanıtladı. CHP işin epeyce farkında!
Bu deneyimden hareketle şu gerçeklerin herkes tarafından ezberlenmesinde büyük yararlar var:
1. Avrupa Birliği-Türkiye ilişkilerinde malumat veren taraf Türkiye, talimat veren taraf Avrupa Birliği'dir.
2. Türkiye bir gün AB'ye girecek olursa, kendi hukuki değerlerini AB'ye taşıyamayacak, tam tersine AB'nin hukuki değerlerini aynen kabul etmek zorunda kalacaktır.
3. Türkiye, AB'ye girmeden önce aile kurumu da aralarında olmak üzere bütün kurumlarını AB örneğine uyduracaktır.
4. Avrupa Birliği'nin yakında kabul edilecek olan anayasası, TC Anayasası'nı da kapsar. AB'nin her konudaki yasası, çelişme durumunda, TC'nin yasalarının üzerindedir.
5. Türkiye Cumhuriyeti, aile hukukunu AB'nin ortak aile hukukuna uydurmak zorundadır.
6. AB ülkelerinin azınlıklara verdiği hakların aynını Türkiye de kendi azınlıklarına vermek zorundadır.
7. AB bir siyasal ve ekonomik birlik olduğu kadar ve belki de ondan çok daha fazla bir uygarlık ve kültür birliğidir. Başbakan Erdoğan'ın sandığı gibi bir kültürler mozaiği ve uygarlıklar kavşağı değildir.
8. Sadece sayı ve yüzdeleri görenler, Türkiye'nin AB'ye insan malzemesiyle gireceğini unutuyorlar. ‘Bu insan’ ortalamasının işi çok zor!
* * *
Şu andaki iktidar partisi AKP, bundan böyle kendi oy tabanının İslami ve muhafazakár hassasiyetlerini, gelenek ve görenekleri AB ile pazarlık yaparken bir kanıt ve gerekçe olarak sunamayacağını; bunların talimatın yönünü değiştiremeyecek malumat olduğunu artık anlamalıdır.
AKP iktidarda kalırsa, bir kadın ve bir erkeğin devlete ‘Biz birlikte yaşıyoruz’ şeklinde vereceği dilekçeyi bir tür evlilik senedi olarak kabul edecektir. Birden fazla kadınla evlilik yasadışı olacaktır. Ve ‘Efendim, Batı'da erkeklerin metresleri var!’ gibi eleştirel mazeretler de geçerli olmayacaktır. Demek ki AKP, AB'ye kafa tutmadan önce kendi tutucu tabanını iyice eğitmek zorundadır! |