02/10/2004 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Gezi
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Gündem
02.10.2004
Emin ÇÖLAŞAN
Emir komuta zinciri
  
ecolasan@hurriyet.com.tr
 

4 Ekim günü İstanbul’da Türkiye’nin örgütlediği önemli bir toplantı yapılacak, İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) ile Avrupa Birliği Dışişleri Bakanları bir araya gelecekti.

Bu toplantıya Kıbrıs Türk Devleti de bu isim altında, ancak gözlemci olarak katılacaktı.

AB, KKTC’nin katılmasını kabul etmedi.

AB, bu durumda toplantıya katılmayacağını bildirdi.

Toplantıyı iptal etmek zorunda kaldık. Hem elma şekerini yiyemedik, hem de kazığı elimizde kaldı. Utanç verici bir durum.

Dışişleri Bakanlığı dün bu konuda ‘dokunaklı’ bir bildiri yayınlamak zorunda kaldı.

Burada, üzerimizde oynanmakta olan AB oyunu konusunda yıllardan beri yırtınıyorum. Bunların peşinde koştukça aşağılandığımızı dosta düşmana anlatmaya çalışıyorum. Aylar önce New York’ta yapılan Denktaş-Papadopulos görüşmeleri sonrasında ülkemizde yaratılan yapay ‘zafer havasını’ ister istemez anımsıyorum. Büyük zafer kazanmış, Rumları mahvetmiştik! Nisan ayında referandumda KKTC olarak evet dersek buraya AB yardımı yağacak, KKTC köşeyi dönecek, hatta bütün dünya tarafından tanınacaktı!

Referandumda evet dedirttik. Peki sonuç? Nerede o evetçi takımı?

Aradan tam 5 ay geçti. Bırakın tanımayı manımayı bir yana, bir kuruş AB yardımı gelmedi.

Dahası var. Bir süre sonra AB bizi karşısına oturttuğunda diyecek ki, ‘sayın Türkiye, şimdi sen şu Kıbrıs Rum Yönetimi’ni Kıbrıs Cumhuriyeti adıyla ve Kıbrıs’ın tek devleti olarak resmen tanı bakalım!..’

Bunların hepsi yavaş yavaş olacak.

KKTC orada ezik, sinik, tek başına yaşam savaşı verirken, Türkiye Cumhuriyeti hükümeti Rum Yönetimi’ni resmen tanıyacak...

Çünkü önümüzdeki süreçte AB’nin hiçbir istemine ‘hayır’ deme lüksüne ve ayrıcalığına sahip değiliz.

İptal edilen şu İstanbul toplantısına bakınız! Ne durumlara düştüğümüzü bir kez daha görünüz. Kıbrıs konusunda elde ettiğimiz ‘büyük diplomasi zaferini’ kutlayınız!

***

Elin oğlu boş durmuyor. Kapılarında yalvardığımız AB ülkelerinin medyasında Türkiye tartışılırken, yüz kızartıcı haber, yorum ve karikatürler yayınlanıyor.

Der Spiegel Dergisi’nin son sayısındaki karikatürü size anlatayım.

Karşıda, üzerinde EU (AB) yazan bir kapı. Bu kapının eşiğinde bir bavul duruyor. Bavulun üzerinde bir Türk bayrağı var.

Kapının altında küçük bir delik. Adam, (yani Türkiye) o deliğin önünde eğilmiş, sürünür vaziyette içeri girmeye çalışıyor.

Adamların kapısında yalvarınca, önünde emir kulu olunca, bu gibi aşağılayan yayınlara ister istemez tanık oluyoruz.

***

Ama her şey böyle olumsuz mu? Elbette değil canım! Ekonomi alanında son derece iyiyiz. IMF ne diyor?

‘Türk ekonomisine çok iyi demek yetmez. Mükemmelsiniz.’

Demek mükemmeliz, vay be!

5 milyon işsiz insanımızla, ayın sonunu getiremeyen milyonlarca dar gelirlimizle mükemmeliz!

IMF
bu sözleri niçin söylüyor?..

Çünkü onların karşısında da esas duruşta duruyoruz. IMF ne derse onu yapıyoruz. Devletin bütçesi onların elinde. Onlardan habersiz bir kuruş harcamamız mümkün değil...Ve harcatmıyorlar.

Okullarımız, sağlık kuruluşlarımız, yollarımız o yüzden dökülüyor. O yüzden emeklilerin tedavisi, ilacı kesiliyor. Devlet o yüzden göz boyamacalar dışında yatırım yapamıyor. Çocuk Esirgeme Kurumu o yüzden firmalara yazıyla başvurup ‘bize yardım edin, zor durumdayız’ diye yatak yorgan istiyor.

***

Dış politikamızı ABD ve AB belirliyor. Onların sözünden çıkamıyoruz, onların emrindeyiz. ABD korkusuyla Kuzey Irak’a ve o dağlarda ABD korumasında faaliyet gösteren PKK’ya müdahale edemiyoruz.

Anayasa ve yasalarımızda yapılan ve yapılacak olan değişiklikleri kendi özgür irademizle değil, AB baskısıyla yapıyoruz ve yapacağız. İçimiz dışımız artık Avrupa’nın direktiflerine endeksli.

Ekonomimiz IMF ve Dünya Bankası’nın, onlar ABD’nin emrinde.

21. yüzyıl!.. Türkiye Cumhuriyeti!.. Kimlerin elinde, kimlerin emrinde!.. Sömürge mi olduk? Yok efendim, memur atamalarını kendimiz yapıyoruz ya!

Gülelim mi, ağlayalım mı!


Emin ÇÖLAŞAN
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Evet ama nasıl?
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Geçmişolsun ziyareti
 
    Bekir COŞKUN
  Depremi haber veren kanepe...
 
    Cüneyt ÜLSEVER
  Türkiye’nin görevi: Said-i Nursi’yi anlamak/anlatmak
 
    Ege CANSEN
  Borsa ve arsa
 
    Erdal SAĞLAM
  Bol kepçe vergi indirimi ve teşvik
 
    Fatih ALTAYLI
  Öğleden sonra günaydın
 
    Hadi ULUENGİN
  Ekran kuşu
 
    İlter TÜRKMEN
  AB ve Türkiye’nin uluslararası ilişkileri
 
    Kanat ATKAYA
  Tadından yenmez
 
    Tufan TÜRENÇ
  Acaba bu genel yayın müdürü kim
 
    Yalçın BAYER
  Gelirler kontrolörleri ne diyor
 
    Yalçın DOĞAN
  ‘Kaldır emri’ Vali’den
 
    Özdemir İNCE
  Malumat mı talimat mı?
 
    Bülent DÜZGİT
  Bülent Çiziyor
 
      
Mehmet Ali BİRAND
  Önümüzdeki hafta fırtına var!
 
    Vahap MUNYAR
  Çukurova anlaşmasında ödeme takvimi komedisi
 
    Erman TOROĞLU
  Valiye açık mektup
 
    Şükrü KIZILOT
  2005’e sarkan mevduat ve fonların vergi riski
 
    Zeynep GÖĞÜŞ
  Fransızların derdi ne?
 
    İlker YASİN
  Bu mudur?
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2004 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com