01/10/2004 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Gezi
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Cuma
01.10.2004
Özlediğimiz türden bir casusluk öyküsü
 

Berlin Duvarı yıkılıp, Sovyetler Birliği ortadan kalkınca konu sıkıntısı çeken Hollywood, casusluk filmlerinde teknoloji hırsızlığı, nükleer silah kaçakçılığı ve Ortadoğu’daki çatışmalar gibi global sorunları işlemeye başladı. Ama konuları işleyen çalışmaların çoğu eski casusluk filmlerinin tadını veremedi.

Yıllara meydan okuyan Bond serisi bile aksiyon ve görsel efektlerle işi götürmeye çalıştı. Ancak The Bourne Supremacy-Medusa Darbesi gibi, ‘Nerede o eski casusluk filmleri’ diyenlere alternatif olacak çalışmalar da arada vizyona giriyor. Casusluk romanlarının usta ismi Robert Ludlum’un aynı adlı kitabından uyarlanan The Bourne Supremacy, ilk Bourne filmi Geçmişi Olmayan Adam’ın devamı niteliğinde. Bourne (Matt Damon) ve sevgilisi Marie (Franka Potente) ilk filmdeki koşuşturmanın yorgunluğunu atmak için sessiz bir Yunan kasabasına demir atarlar. Ama bela iki sevgilinin peşini bırakmaz. Çin Başkan Yardımcısı bir suikasta kurban gider. Katiller olay yerine Bourne’un telefon kartını bırakınca tüm şüpheler kahramanımızın üzerinde toplanır.

Yönetmen koltuğunda, geçmişte gazetecilik yapan, birçok önemli belgeselin ardından ‘Kanlı Pazar’la Altın Ayı ödülünü kazanan Paul Greengrass var. Bourne karakterinde Matt Damon yine döktürüyor. Birçok eleştirmen Damon’ı yeni Bond adayı olarak göstermeye başladı bile. Bourne’un sevgilisi Marie rolünde ise yine Koş Lola Koş ile sinema dünyasına bomba gibi düşen Franka Potente oynuyor. Kadroya yeni dahil olan Brian Cox, istihbarat dünyasının dinozoru Ward Abbott’u canlandırıyor. Robert Ludlum’un orijinal kitabında Soğuk Savaş döneminde geçen öykü günümüze uyarlanmasına rağmen Medusa Darbesi, eski casusluk filmlerinin sağlam atmosferinin izinde gidiyor. İlk filmde olduğu gibi yine dar alanda arabalı kovalamaca sahneleri, zamana karşı yarış ve zekice diyaloglar sizleri bekliyor. Hafıza kaybından mustarip Bourne’un geçmişinde CIA için kirli işlere bulaşmış bir tetikçi olduğunu öğrenme süreci ise filmin dramatik yönünü oluşturuyor. Kısacası aksiyon, gerilim ve maceranın dozunu iyi ayarlayan, karakter ağırlıklı entelektüel bir casusluk öyküsü sizleri bekliyor.

AKSİYON-MACERA / MEDUSA DARBESİ

The Bourne Supremacy
Yön: Paul Greengrass
Oyn: Matt Damon, Franka Potente, Brian Cox, Gabriel Mann

Küba’da devrim ve aşk

Öyküsü ve dansları ile olay yaratan 1987 yapımı Patrick Swayze’li Dirty Dancing’in devam filmi. Küba Devrimi öncesinde yaşanan tutkulu bir aşkı konu alan Kirli Dans 2, Latin müziği ve kıvrak danslarıyla öne çıkıyor. JoAnn Jansen’in (filmin yapımcısı) gerçek yaşam öyküsünden uyarlama. Patrick Swayze filmde bu kez dans öğretmeni Johnny Castle rolüyle karşımıza çıkıyor. Bu durum ‘80’li yıllarda ben bu adama mı aşıktım’ diyecekler için bir flashback olacak.

18 yaşındaki Katey Miller, babası iş teklifi alınca ailesi ile birlikte Küba’nın başkenti Havana’ya taşınmak zorunda kalır. Burada garsonluk yapan Javier ile çok iyi bir arkadaşlık kurar. Dans konusunda büyük bir yeteneği olan Javier’e takılan Katey bir anda kendini Havana’nın çılgın partilerinin ortasında bulur. Bu arada Küba sokaklarındaki devrim ateşi yükselmektedir.

ROMANTİK DRAM / KİRLİ DANS 2

Dirty Dancing: Havana Nights
Yön: Guy Ferland
Oyn: Diego Luna, Romola Garia, Sela Ward

Kusturica bildiğiniz gibi

Korkunç bir lirizme ve sınırsız hayal gücüne sahip olan, çağımızın en büyük görüntü yaratıcısı, Saraybosnalı Fellini Emir Kusturica, Kara Kedi Ak Kedi’den (1998) sonra sinemaya veda ettiğini ve artık müzikle ilgileneceğini açıklamıştı. Ama büyük usta, sinema aşkına yenik düşüp önce Super 8 Stories (2001) belgeselini ve ardından da Bir Mucizedir Yaşamak’ı (2004) çekti.

Kusturica son filminde yine bizleri 1990’lı yılların başında iç savaşın eşiğindeki Yugoslavya’ya götürüyor: Sırp mühendis Luka, opera sanatçısı karısı Jadranka ve futbolla yatıp kalkan oğlu Milos ile Sırbistan-Bosna sınırındaki küçük bir köye yerleşir. Luka hayatını bölgeyi turist cennetine dönüştürecek tren hattının yapımına adamıştır. Fakat iç savaş patlak verir. Luka’nın eşi bir müzisyenle kaçar, oğlu orduya alınır. Luka ise bu kabus dolu ortamda Müslüman bir esir olan Sabaha’ya aşık olur.

Kusturica’nın daha önceki çalışmalarında olduğu gibi aile, filmin ana temasını oluşturuyor. Yine birçok filminde olduğu gibi hayvanlar, (aşk acısıyla intiharı yedeğinde taşıyan eşek, reçelli ekmek delisi kedi) Bir Mucizedir Yaşamak’ın komedi unsurları. Görsel çılgınlık, komedi ve dram arasında yaşanan gelgitler sizleri bekliyor. Beyazperdede müzik olgusunu belki de en iyi kullanan yönetmenlerden biri olan Kusturica bu kez Goran Bregovic ile değil, bir dönem kendisinin de bas çaldığı No Smoking Orkestrası ile kulakları okşuyor. Yönetmen yine savaşın saçmalığı ve etnik ayrımcılıkla dalgasını geçiyor. Bir Mucizedir Yaşamak için ‘yine’ kelimesini çok kullandık, çünkü Arizona Rüyası hariç hemen her filminde Tito Yugoslavyası’nı ya da 1990’lardaki iç savaşı işleyen Kusturica’dan farklı bir öykü bekliyorduk. Demek ki, Yugoslavya’nın dağılmasıyla olan hesaplaşması hálá bitmemiş. Film, Kusturica’yı daha önce hiç izlemeyenler için tam bir sinema şöleni ama bu büyük yeteneği defalarca izlemiş sinemaseverler için tekrardan öteye geçmiyor.

ROMANTİK/SAVAŞ

Bir Mucizedir Yaşamak
Zivot je cudo

Yön: Emir Kusturica
Oyn: Slavko Stimac, Natasa Solak, Vesna Trivalic, Vuk Kostic

Western nostaljisi arayanlara

Western seti Texas Hollywood, film çekimlerinin durdurulduğu tozlu bir batı kasabasıdır. Eski bir set çalışanı olan Julian’ın hayattan artık fazla bir beklentisi kalmamıştır. Julian ve marjinal arkadaşları nostaljik bir hayat sürdürmektedir. Bir gün Julian’ın torunu olduğunu söyleyen küçük bir çocuk ortaya çıkar.

800 Damla Yaş, Amerika’da çekilmiş western-komedi türünde bir İspanyol filmi. En önemli ayrıntısı ise İyi Kötü Çirkin, Yedi Silahşörlar gibi western başyapıtlarının çekildiği, kurulduğu günden beri orijinal yapısını koruyan tek Western film seti olan Texas Hollywood’da çekilmiş olması. Sette artık film çekimleri yapılmıyor ama hala turistlere o günlere ait film sahnelerinden enstantaneler sunulmakta. Yönetmen Alex de la Iglesia de bu gösterileri izledikten sonra filmi çekmeye karar vermiş. 800 Damla Yaş, bir zamanlar Yul Brynner, Lee Van Cleef gibi efsanelerin silah çektikleri tozlu setlerde western nostaljisi arayanlara sesleniyor.

WESTERN/KOMEDİ

800 DAMLA YAŞ
800 Balas

Yön: Alex de la Iglesia
Oyn: Sancho Gracia, Angel de Andres Lopez, Carmen Maura  



Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2004 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com