|
Ezgi BAŞARAN
Fun-da-mental Grubu İngiltere’de 1991’de Pakistanlı bir Müslüman olan Aki Nawaz tarafından kuruldu. Grubun iskeletini oluşturan üyeleri Hindistan, Pakistan, Karayipler ya da Keşmir asıllılar. Fun-da-mental politik bir grup. Grup politikasını, şarkı sözlerinde, çılgın konser performanslarında ve web sitesi aracılığıyla sattığı ‘Don’t Panic I’m Islamic-Paniğe Gerek Yok Müslümanım’ sloganlı tişörtlerde açıkça ortaya koyuyor.
Fun-da-mental grubu bugün ve yarın 23.00’te Mavi Müzik Geceleri kapsamında Babylon’da sahneye çıkacak. Biletler 22 milyon 500 bin lira. Biletix’te satılıyor. Konserden önce grubun kurucusu ve beyni Aki Nawaz ile müzikten, politikadan ve Türkiye’den konuştuk.
Grubunuzda sürekli bir devinim var. Birileri ayrılıyor, birileri geliyor. Fun-da-mental kimdir aslında?
-Sponsorun bütçesinin kaldırabileceği kadar üyemiz var! Orijinal grup ben, Dave Watts, Nawazish Ali Khan, Shamil Khan, Lloyd Spakes, Bobby Dhol’dan oluşuyor. Biz grubun iskeletiyiz ama zaman zaman dünyanın her yerinden geleneksel sanatçılarla çalışıyoruz.
Grubun kurucusu da sizsiniz değil mi?
-Grubu, içinde yaşadığımız kayıtsız, önyargılı sistemle ilgili hayal kırıklıklarımı ifade edebileceğim bir platform olsun diye kurdum. Grubun ilk hali 1991’de bir hafta içinde kuruldu. İlk konserimizde bütün müzik kurallarını yıkmaya, bunu yaparken de politik konulara değinmeye karar verdik. Hálá bu yoldayız.
Bu kuralları yıkan müziğinizle müzik piyasasının neresinde duruyorsunuz?
-Biz grup olarak kendimizi sevmiyoruz ama müziği seviyoruz. Her türlü müzikten etkileniyoruz. Punk ya da geleneksel... Ortak noktaları delilik. Sıradışı ve deli müzik. Piyasanın beklentileri bizi ilgilendirmiyor. Konserde dinleyiciyle aramızdaki enerjinin eşi benzeri yok.
Militanlığa varan politik duruşunuz müziğinizin önüne geçmiyor mu zaman zaman?
-Politika her şeyin önünde. Politika yoksa Fundamental yoktur diyebilirim! Bu kadar net. Militanlık tehlikeli ve yanlış anlaşılabilecek bir kelime. Tek söyleyebileceğim biz yaptığımız işte samimiyiz ve hiçbir şekilde taviz vermiyoruz. Biz Gandi Evi’nden gelmiyoruz. Malcolm X gibiyiz. İnsanların değinmekten korktuğu gerçeklerle uğraşıyoruz. Otoritelerin sinirini bozduk mu acaba diye düşünmedik. Biz gerçek tartışma ortamı yaratmak istiyoruz, dürüst olmayan propaganda değil.
Konser fotoğraflarınıza baktığımda çok eksantrik ve vahşi bir şov yaptığınızı görüyorum. İngiliz gazeteciler arasında da vahşi olduğunuza dair söylentiler var. Niye böyle?
-Ama biz ‘rock’n roll şeyi’ değiliz ki... Şunu da söyleyeyim bizim vahşiliğimiz şov değil. Biz her şarkının melodisine ve sözüne göre hissettiklerimizi sahneye yansıtıyoruz. Pop grubu değiliz.
Hep diyorsunuz ki biz mesaj değil bilgiden yanayız. Yine de size dünyada değişmesi gereken ‘en temel şey’ (fundamental kelimesinin Türkçe karşılığı) nedir diye sorsam...
-O kadar çok var ki... İnsanlar ‘Bu yalan ve nefreti daha ne kadar tüketebilirim?’ sorusunu kendilerine sormalı. Dünyaya yayılan kurnaz bir psikoloji var. Batı, tamamen masum olduğunu, hatta kendi insanlarının hayatının geri kalan insanların hayatından daha değerli olduğunu söylüyor. Bu insanlığa yapılmış bir hakaret. Kendimize gelmeli, bakış açımızı gözden geçirmeliyiz.
Derinliği olmayan başarının çekiciliği yoktur diyorsunuz. Bütün sosyal içerikli konserlerinizi ve şarkılarınızı hesaba katarsak Fundamental’i başarılı buluyor musunuz?
-Eğer insanlar başarılı olduğumuzu düşünmeye başlarsa, ben başarısız olduğumuzu düşüneceğim. Gerçekten. Normal başarı, yani genel görüşe göre başarı hiç benim ruhuma hitap etmiyor. O yüzden insanların bizim gruba başarılı demesi beni korkutur. Biz 50 bin kişiye de, 50 kişiye de konser veriyoruz. Çünkü bizim anlatmak istediğimiz hikayeler var, bunu herkese anlatırız.
Web sitenizde sattığınız ‘Don’t Panic I’m Islamic’ ya da ‘USA as the Terrorist No1 (Dünyanın bir numaralı teröristi ABD)’ tişörtlerinize rağbet nasıl?
-Amacımız insanları biraz kışkırtmak ve gülümsetmekti. Zaten bu kadar göstere göstere yapılan bir eylemden başka ne beklenebilir ki? Biz dünyanın en kötü tüccarlarıyız. İnsanların sloganlardan etkilendiğini gördüğümüzde tişörtleri bedavaya veriyoruz. Ama ‘Dokun bana’ yazan bir tişörtle dolaşmaktansa ‘Dünyanın bir numaralı teröristi ABD’ yazan bir tişörtle dolaşmak daha anlamlı değil mi?
Türkiye hakkında ne biliyorsunuz?
-Türkiye’de daha önce bulunmuştuk ve kendimizi Avrupa’dakinden daha rahat hissettik. Benim anlamadığım Türkiye niye Avrupa Birliği’ne girmek istiyor? Hem de AB bunu istemiyorken! Bir yalvarma politikası var sanki. Bence Türkiye Müslüman ülkelerle müttefik olursa, Ortadoğu için daha faydalı olacak. ‘Şeytanla yatmayın, bu dininize aykırı.’ Ama tabii bir yandan Türkiye Avrupa’ya daha çok insan sokup, gizliden gizliye Avrupa’yı ele geçirmek istiyorsa, buna bir diyeceğim yok. Ben İngiltere’de Türklerle çevrili yaşamayı İngilizlerle yaşamaya tercih ederim! |