|
Hülya AVŞAR
Türk kadını bu ülkedeki %51’lik gücünün farkına varabilmeli. Ardından erkeklerle eşit bir noktadan başlamadığı hayatta, yalnız belirli bir süre için uygulanacak ‘pozitif ayrımcılık’ konusunda diretmeli.
Sadece kadınlığın özünde yatan cesarete ihtiyaç var
Aklın yolu birdir, mutlak ve mutlak tüm dernek, tüm vakıflar birleşmeli! Bütün başkanların nezdinde yapılan büyük toplantılar gerçekleştirilmeli, her kuruluş hedeflerinden oluşan bir program hazırlamalı ve aralarında başkanlık sistemine gidilmeli. Bakanlıklar kurulmalı diye düşünüyorum. Asıl en önemlisi aldığım bilgilere dayanarak yazıyorum. % 51 oranındaki sadece kadınlara ait potansiyel hiçe sayılmamalı, % 51’lik potansiyele sahip biz kadınlar, bu sistemde toplumsal her konuda özellikle hala ucu kadınlara dokunacak tüm maddelerde, gözardı edilmeyecek haklara sahip olmalıyız. Arkasında % 51’lik gücü taşıyan tek bir kişinin, yani ortak kararlarla seçilen kişinin öncülüğünde gücümüzü göstermeliyiz.
Ve inanıyorum ki artık yazarken bile kabullenemediğim şu zina gibi çağdışı konuları, önümüze çıkararak hem bizi, kadınları zedeleyecekler. Hem de Avrupa’nın Türk kadınına bakışını yanlış yönlendiremeyeceklerdir. Çünkü karşılarında ‘Birleşmiş Kadınlar’ adı altında tek yumruk olmuş bir güç olacaktır.
Artık direkt hedefe gitme zamanının geldiği bir dönemdeyiz ve şimdiki hükümetimizi, ne kadar başarılı buluyorsunuz bilemem ama bana göre başarılı. Çünkü uzun zamandır koalisyonsuz bir düzen kuruldu. Her kafadan bir ses çıkmıyor, üstelik inkar edemeyeceğimiz görüntülerle karşı karşıyayız. Tabii ki istenilen sonuca henüz ulaşılmış değil ama en azından doğru ve kısa olduğuna inandığım bir yoldayız. Yeter ki bir sistem kurulsun ve arkasında durulsun. Tabii ki şu yazdıklarım çoğu insana ulaşılması zor ve komik gelecek. Bu da beni hiç ilgilendirmiyor, sadece yürekten inanıyorum, sadece kadınlığın özünde yatan cesarete ihtiyaç var, unutmayın % 51’lik oran çok ama çok önemli. Sadece şahsi kadınlık duygularımızı bir tarafa bırakmak yeterli.
Üstelik tüm bunlar hükümete karşı bir çalışma gibi görülse de, asla değil. Politik sorunlara sebep olacak sanılsa da hiç değil. Aksine zamanın hükümetini rahatlatacak ve arkalarında hissedecekleri bir güç olacaktır. Zaman zaman çıkacak anlaşmazlıklar yine başarılı hükümet ve kadın nezaketiyle en iyi ortak yol bulunacaktır. Hani her başarılı erkeğin arkasında bir kadın olduğu gibi. Şunu unutmayalım ki kadınına önem veren her ülke, daima güçlü, başarılı ve gözardı edilemeyen bir ülke olmaya adaydır. Belki de tüm dünyaya örnek!
Tıpkı bir çocuk gibi önce emekler, sonra ilk adımı atar, sonra yürür ve ilk fırsatta bir şeyleri keşfedip hedefine ulaşır. Benim ilk kırılan en sevdiğim resim çerçevem gibi.
EŞİT OLANA KADAR KADIN KOTASI ŞART
Aydeniz ALİSBAH TUSKAN - İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği Hukuk Komisyonu Başkanı
Kadınlar daha çok dini baskı altındalar. Onları bilinçlendirmek yerine dinsel baskılar çok yoğunlukta.
Cahil olunca ya da ellerinde ekonomik özgürlüğü yoksa her türlü baskıya boyun eğmek zorunda kalıyorlar.
Aslında Türk aile yapısında da, aile hukukunda da Avrupalılardan bir eksiğimiz yok. Çünkü uluslararası sözleşmeler, anayasanın bile üstüne çıkabiliyor!
Bizim kadınlar olarak tek derdimiz, cinsiyete dayalı bir ayrım!
Biz aydın ve eğitimli kadınlar olarak kız çocuklarının yalnız okula gitmesini değil, doğu ve güneydoğudaki kadınların üretici hale de gelmesini istiyoruz.
Tarlada zalışan kadının sosyal güvencesinin sağlanmasını istiyoruz. Siyasi parti yasasında mutlaka değişiklikler olması gerekiyor.
Partilerin tüzüklerinde kotanın getirilmesi gerekiyor. Belirli bir süre, kadınlarla erkekler eşit oluncaya kadar bazı tedbirlerin devlet tarafından alınarak uygulanmasının sağlanması şarttır.
TECAVÜZ EDİLENİ DEĞİL EDENİ KAPATIN
Fezal GÜLFİDAN - KADER MYK üyesi
Kadınlar olarak bayağı bir yol aldık aslında... Önemli bir konu olduğu zaman, biraraya gelmeyi becerir olduk. Zina konusunda bir mesele mi var, hemen imzalar toplanıyor, gidiliyor meclise! Ama sorun bu değil! Kadınlar olarak bizim isteklerimizin yerine getirilebileceği, bir karar haline gelebileceği tek bir yer var o da siyaset! Siyasete girmek gerek!
İsrail eski Başbakanı Golden Mayer’le ilgili çok hoş bir anekdot aktarmak istiyorum.
Bir parlamento toplantısında deniliyor ki ‘Gece kadınlara tecavüz ediliyor.. Kadınlar o halde gece saat 19.00’dan sonra sokağa çıkmasınlar.’
Golda Mayer de ‘Kim tecavüz ediyor peki’ diye soruyor... ‘Erkekler mi, o halde gece 19.00’dan sonra erkekler sokağa çıkmasın!’
REGL OLUNCA KAÇACAK YER ARIYOR
Ayfer COŞKUN - İstanbul Barosu Kadın Hakları Komisyonu Üyesi
Erkeklerin egemen olduğu bir toplumda kadın figürü her zaman namusla eşdeğerdir. Halbuki bir ilişkide namus hem erkeğe, hem kadına ait bir kavram olmalı.
Bir kadın gece neden sokağa çıkamıyor? Çünkü tecavüzden korkuyor. Mısır tarihiyle ilgili okuduğum bir kitapta, İkinci Ramses bir gün diyor ki, ‘Ben kadınların bir yerden bir yere tecavüz edilmeden ulaşmasını sağlamış bir firavunum!’
Öncelikle bir defa erkek ve kız çocukların cinsellikle ilgili eğitimleri çok önemli.
Erkeği alabildiğine hür, kızı alabildiğine kapalı yetiştirdiğinizde bu ayrım hep devam edecektir. 70 yaşına da gelse devam edecektir. Bir erkek çocuk sünnet olunca pipisini çıkarıp herkese gösteriyoruz, ama bir kız çocuğu regl olduğunda nereye saklanacağını bilemiyor.
Kadınlar işte bu ayrımlarla büyüyor, yoksa Türkiye’de kadınların nüfusu %51 oranında. Erkeklerden fazla!
POZİTİF AYRIMCILIK HER ALANDA OLMALI
Nihal BENGİSU KARACA - Zaman Gazetesi Yazarı
Eğitim görecek kadınlar ‘evlilik’ fikrinden, bir aile ve yuva kurma tasavvurundan ‘soğutulmaya’ çalışılıyor.
Oysa insanın kendi ailesini kurmak istemesi, sıcak bir ilişki zemini talep etmesi son derece insani ve örfi bir şey.
Bırakın ekonomik özgürlüğünü kazanamayan kadınları çalışan kadınların bile işyerinde kendilerini güvende hissettiklerini sanmıyorum. Kadınların özgürlüğü, çalışması gerektiği mutabakat halinde her koşulda dillendiriliyor fakat bu söylemler çalışma koşullarında karşılık bulmuyor.
Kadınlar ‘Tehlike anında ilk atılacak eşyadır’ pek çok işyerinde. Şirketlerin, kurumların bir kadın eleman politikası yok.
Pozitif ayrımcılığın sadece siyasette değil, gündelik hayatta da, ‘anne’ olan kadınlara yönelik yeni uygulamaları da içeren bir çerçeveyle savunulması lazım.
Batı’da anneler için değil, babalar için bile özel uygulamalar sözkonusu.
Madem ki başımızda ‘annelik kutsaldır’ diyen bir sağ parti var; çalışan kadınların anneliğine de saygı gösteren çalışma koşulları talep edebilmeliyiz.
Kadın okuyuculardan teşekkür
Cevahir KARAYEL- Avrupa Birliği’ne girmeye hazırlanırken, Türk kadınına içeriden ve dışarıdan nasıl bakıldığını keyifle okudum. Ellerinize sağlık.
Behiye TEZCAN- Zina gündemden düştü belki ama gerçek sorunlar hala bekliyor. Bu sorunlar konunun uzmanlarıyla çok güzel işlenmiş. Çok aydınlatıcı oldu.
Zina tartışması nereden çıktı
Aydeniz ALİSBAH TUSKA
Siyasi iktidar yine kadınları kullandı. Anadolu kadını zinanın hapisle cezalandırılmasını istiyor dendi. Anadoludaki kadının eş seçme özgürlüğü yokken, eğitimi, sosyal güvencesi yokken, böyle bir talepte bulunması mümkün mü? Değil! Zina tartışmasının çıkış nedeni belirli kesimlere verilmek istenen mesajdır. Çünkü bütün İslam ülkelerinde zina suç olarak değerlendirilir ve hapisle cezalandırılır.
Hülya AVŞAR
AKP hükümetinin zina konusunda geri adım atması çok güzel benim için. Atmayabilirdi, pire için yorgan yakabilirdi! Zina meselesi bu kadar çabuk ortadan kalkabiliyorsa neden o halde gündemi bu kadar meşgul ettiler, ben de anlamadım! Acaba hükümet kadınlara, ‘AB’ye açılıyoruz ama hop bir dakika! Hepimiz de açılmıyoruz, kadınlar kendi hadlerini bilsinler, Avrupa’daki düzen bize göre değildir’ mesajını mı vermek istedi?
Fezal GÜLFİDAN
Bence bugün halkı ilgilendiren gündemdeki konular ekonomik durumdur, işsizlitir ve tüm bu gerçek sorunları hasıraltı etmek için, böyle magazinsel yönü olan cazip konuları ortaya atmakta ustalar. 2000 yılından beri 90 bin boşanmadan sadece 90’ı(yaklaşık) zina dolayısıyla olmuş. Bunun da 10’dan daha az bir sayısı kadının şikayeti üzerine boşanma ile sonuçlanmış. Zina demek ki bir sebep değil.
Ayfer COŞKUN
Anadolu’da dünya kadar insan kuma gidiyor birbirinin üstüne. Oralarda kaç kadın istediği erkekle evlenmiş? Kaç kadın kumaya karşı çıkabilmiş? Şimdi siz buna doğal baktığınız anda, zina konusunda ‘Zina suç olsun, hapisle cezalandırılsın’ şeklindeki sözlerinize ben ciddi bakmam, bakamam. Çünkü siz kadına meta olarak bakıyorsunuz! Önce bu mantığı ortadan kaldırmak lazım. Neden bu tartışmayı ortaya attılar, neden birden vazgeçtiler kimse bilmiyor! Ama olmayacak bir şeyi ortaya atarsanız da tabii ki geri adım atarsınız. O bir yerde aleyhinize de çalışmaya başlar çünkü.
Nihal BENGİSU KARACA
AKP kadın vizyonu gelişmemiş bir parti olabilir. Fakat kız çocuklarının eğitilmesi için başbakanın önünü çektiği bir ‘haydi kızlar, okula’ kampanyası da gözümüzün önünde gerçekleşiyor. Kaldı ki sözkonusu yasa tasarısı eşit ceza uygulaması getiriyordu; 8 yıl önceki yasa gibi erkeğin zinasının hafif, kadının zinasını ağır yollarla cezalandırmıyordu. Zina ile ilgili maddedeki ısrar bence AB ‘ye karşı yürütülen bir pazarlığın uzantısıydı. Bu zekice bir politika olabilir; fakat bunun zina bahanesiyle olmasından rahatsızım.
Erkek erkeğe çürüyorlar
Ben kadın erkek eşitliğine inanıyorum ama gelenek ve göreneklere bağlı olarak yine kadının koyduğu bir takım kurallar da olmalı diye düşünüyorum. Saygı kavramını yitirmemek gerek. Türkiye’de kadınlara ters gelen her şeyin suçlusu kadınlar. Bence biz de bir şeyi yanlış yapıyoruz. İnsanlardan medet umuyoruz! Ağlamayana meme yok! Ben 40 yaşındayım ve 11 sene daha vakit kaybetmek istemiyorum. Bence erkeklerin çok alaturka bir çalışma tarzı var. Benim feminizmle ilgim yok, feminist değilim. Ama kadınların geri plana atılma uygulamaları bana göre Türkiye’nin ileri gitmesini engelleyecek en tehlikeli şeylerden biri. Üretim de, ilerleme de hep kadından çıkıyor. Üstelik de yeteri derecede bilinçli olmadığı halde. Erkekler erkek erkeğe artık çürümeye yüz tutmuşlar. Tek sorun eğitilmemek. Eğitim gören her kadın sesini çıkarabiliyor! |