|
DOĞRUSUNU isterseniz ben de şarap içmeyi severim.
Ama şişesi bilmem kaç milyarlık pahalı şarabı içtikten sonra ‘Niye içtim?’ diye üzülmemem gerekiyor.
Uzanlar’ın ve Erol Aksoy’un koleksiyonundaki şarapların tanesinin 5.5 milyara satıldığını görünce, TMSF’nin kasasına giren paradan çok, ben 5.5 milyar liralık şarabı içmenin nasıl bir şey olduğunu düşündüm.
Yudumu yaklaşık asgari ücret ediyor.
Bardağın dibinde kalan damlalar ise 80-100 milyon...
Ki içince ‘Gulkk...’ diye bir ses çıkartıyorsunuz.
*
Kamu çalışanları 150-200 milyon için yollara düştüler.
Eskiden ‘holdinglerin şişe suyunun, köylünün sütünden daha pahalı’ olduğunu yazarlardı yazarlar.
Türkiye’de ekonomi büyüdü.
Şimdi zenginin bardağının dibinde kalan şarap damlacıkları, emekçinin istediği zam kadar.
İstanbul’da holding patronlarının mahzenlerinde kim bilir ne kadar 5.5 milyarlık şaraptan vardır. Bu açık artırmayla satılanlar kapış kapış gittiğine göre...
Benim bir şişe Petrusum olsa ‘Ya düşüp kırılırsa?’ diye uykusuz kalmaz mıyım?
*
Elbette 5.5 milyarlık şarap öyle ayran gibi içilmiyor.
Önce bardağı ince yerinden tutup birkaç tur çalkalıyorsunuz, o anda burnunuz bardağın üzerinde olacak ve kokusunu içinize çekerken, burnunuz bardağın ritmine uygun dairesel dönecek.
Sonra bir fırt alıp ağzınızda dolandıracaksınız.
Herkes size bakıyordur ve işin para eden yanı burasıdır.
Siz ise şaşılaşmış gözlerinizi bardaktan ayırmadan, dudaklarınızı büzüp öne uzatırken, düşünüyor gibi yapmalısınız, düşünmeden.
İlk asgari ücret değerindeki o müthiş ses:
‘Gulkk...’
*
Ne yapacaksınız?
Yoksullar 150-200 milyon aylık ücret artışı uğruna yollara düştükleri içindir ki, zenginler yudumu kalifiye eleman ücreti eden şaraplardan içebiliyorlar.
Patronların bu iktidarı ‘İstikrar sağlandı’ diyerek desteklemeleri de bundandır.
İstikrar bozulmamalıdır.
Bir anlamda; laik cumhuriyetin devrimleri olsun, çağdaşlık umutları olsun, sokakta bağıran emekçinin asgari ücreti olsun bir ‘Gulkk’ ediyor. |