|
Çiğdem TOKER
Hükümetin görevlendirmesi üzerine Fransız ve İngiliz bankacılar tarafından hazırlanan İmar Bankası raporuna, BDDK bozuldu. Raporda, İmar Bankası olayı gözetim eksikliğine dayandırılarak BDDK eleştirirken, Başkan Bilgin tepkisini "İmar Bankası BDDK'ya yıkılacak kadar küçük bir olay değil" diye gösterdi.
HÜKÜMETİN, İmar Bankası olayını değerlendirmesi için görevlendirdiği yabancı uzmanların raporu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'na (BDDK) ağır eleştiriler yöneltti. Fransız bankacı Jean-Louis Fort ve İngiliz bankacı Peter Hayward tarafından hazırlanan raporda, İmar Bankası’na atanan temsilcinin olaylar karşısında "cahil ve bilgisiz" kaldığı öne sürüldü. BDDK Başkanı Tevfik Bilgin de, "Türkiye'de geçmişte ya da gelecekte çıkmış, çıkabilecek bütün mali sorunları yabancı heyetlere mi emanet edeceğiz? Her sorunda yabancı bir heyet mi görevlendireceğiz?" dedi. İmar Bankası olayının BDDK'ya yıkılacak kadar küçük olmadığını vurgulayan Bilgin, Rapor’da SPK'dan çok kısa sözedilmesini de eleştirdi.
Uluslararası Para Fonu'na (IMF) ağustos sonuna kadar açıklanacağı sözü verilen "İmar Bankası İflasının Gözetimsel Sonuçları" Raporu'nun İngilizce metni 31 Ağustos gecesi 23.30'da Hazine’nin web sitesine konuldu. Jean-Louis Fort ve Peter Hayward'ın üç ayda hazırladığı 28 sayfalık Raporda, İmar olayı, "başarılı ve dayanıklı dolandırıcılık" diye tanımlandı.
BİLGİSİZ VE CAHİL
"BDDK, İmar Bankası'ndaki zayıflığı gördü, sorunları gideremedi. BDDK, 2001 Temmuz’unda banka yönetimine temsilci atadı. Bu temsilci, bankanın gerçek durumundan son ana kadar habersiz, cahil ve bilgisiz kaldı" denilen Rapor’daki tespitler şöyle:
Denetim süreçleri çifte kaydı bulamadı, yeminli murakıplar gerekli denetimleri yapamadı. Bunun nedenlerinden birisi BDDK'da güçlü bir uzaktan denetim sistemi ve gereken teknolojinin olmamasıydı. Yeminli murakıpların yetenek eksikliğinin de payı vardı.
1990'da SPK İmar Bankası'nın Hazine Bonosu alım satımına aracılık etmesini yasaklamasına karşın, İMKB bu işlemleri kaydetmeyi sürdürmüş.
İmar Bankası'nın lisansının iptalinden sonra, iç denetçilerin bazı raporları farkedildi, bunlar yönetim kurulunun tamamına ve BDDK'ya ulaşmadı.
Yeminli murakıplar ve müfettişler, denetçiler, tasarruf sahiplerinin çıkarlarını korumak için işbirliği yapmadı. Murakıplar, çifte kayıdı ortaya çıkarmak konusunda yeterli donanıma sahip değiller.
BDDK, performansını gözden geçirsin. Yapılanma, OECD normlarına uysun. Kurul üyelerinin yönetim fonksiyonları yok ve başkandan uzak çalışıyor.
BDDK’YA YIKILAMAZ
Yeminli murakıpları yeteneksizlikle itham eden Rapor, BDDK'da tepkiye yol açtı. Başkan Bilgin, şunları söyledi: "Rapordaki tesbitlerin, yüzde 90'ını Kredi Kuruluşları Kanun taslağına koymuştuk. Yeminli murakıpların yetenek eksikliği varsa, bugüne kadar Fon'a devredilen 20 küsur bankanın raporlarını kim yazmış? Bu kurum kurulduğundan beri, murakıp yardımcısı sınavı açmayıp, yerinden denetimi zayıflatanlara gitsinler. Teftiş kurullarında yaş ortalaması düşüktür. Bunun nedeni, denetimin, uzmanlığın kariyer mesleği olmasıdır. Üst pozisyonlara eleman yetiştirmesidir. Gençlikte sorun varsa, bugün yönetici pozisyonda çok sayıda genç insan var. Bu da sorgulansın."
Rapordaki bazı önerilerin Türkiye gerçekleriyle bağdaşmadığını savunan Bilgin, "Bağımsız denetim şirketinin hazırladığı raporla, murakıp raporlarının değiş-tokuş edilmesi bize uymaz" dedi.
İmar Bankası mudileri korumasız bırakıldı
AMACININ "Bankalardaki kurumsal yönetişimi ve dış denetimi modernize etmek ve ayrıca BDDK'nın kontrol mekanizmalarının sağlıklı işleyişini temin etmesini sağlayacak değişiklikleri önermek" olduğu belirtilen İmar Bankası Raporu'nda, bu konudaki zaafiyetler şöyle anlatıldı:
İmar Bankası olayında mevduat sahipleri tamamen korumasız bırakıldı. Bu bankanın yönetiminin doğru davranmadığı tespit edildi, ancak denetim otoritesi olan BDDK da bunu ortaya çıkaramadı.
Bir bankanın en büyük sorumluluğu, ona güvenen ve parasını yatıran mevduat sahiplerinin çıkarlarını korumaktır. İmar Bankası'nda bu tamamen gözardı edildi.
Komisyon’da Türk olmayışı eksiklik
BDDK Başkanı Tevfik Bilgin, İmar Bankası için kurulan komisyonda bir Türk üye bulunmayışına dikkat çekerek "Heyetin en büyük eksikliği, bu ülkede yaşayan, bu ülkenin gerçeklerini bilen, bu ülkede neler olup bittiğini, olayların birebir içinde, o işlerden anlayan tecrübeli bir Türk'ün olmayışıdır. Olsaydı rapor bence çok farklı olurdu" dedi. Bilgin'in, Komisyon'un oluşma sürecinde, bir Türk uzmanın da yer alması konusunda büyük çaba sarfettiğini, ancak başarılı olamadığını söyledi.
Kredi kuruluşları taslağını beğenmediler
RAPORU yazan Fort ve Hayward, halen hazırlık aşamasında olan Kredi Kuruluşları Kanun Tasarısı Taslağı'nda da bazı değişiklikler yapılması gerektiğini savundu. Hazırlanan raporda, sunulan bazı öneriler şöyle:
Taslakta yer alan hükümler daha sade olmalı. Bu taslaktaki birçok hüküm taslaktan çıkarılarak ikincil bir düzenleme ile ayrıntılanmalı. Aksi takdirde, çok ayrıntılı bir kanun esnekliği engeller.
Kanun taslağındaki "koruyucu önlemler" başlığındaki kısımda yer alan "bazı durumlarda banka yönetimine bir direktör atanması" alışılagelmemiş bir uygulama. Bu durum hissadarları temsil eden banka yönetim kurulu ile dış gözetim birimleri arasında çıkar çatışmasına neden olabilir.
Özel sektörden BDDK'ya üye gelsin
YABANCI bankacıların hazırladığı İmar Bankası Raporu'nda, şu değerlendirmeler yer aldı:
TECRÜBE ÇEŞİTLİLİĞİ:
Kurul yapısında "tecrübe çeşitliliği" olması gerektiği ifade edilen raporda, "Kurul'un daha etkin çalışması için, kamu sektörü ve akademi dünyasının dışında, özel sektör tecrübesi bulunan kişiler üye olarak atanmalı. Bu yapılamıyorsa, Kurul toplantılarına bulunup düşüncelerini aktarmak üzere part-time danışmanlar getirilebilir" denildi.
RAPORLARA DEĞİŞ TOKUŞ:
BDDK, doğrudan doğruya dış denetim firmalarıyla bağlantı kurmalı.Yemirnli murakıpların raporlarıyla, bağmısız denetim firmalarının raporları resmen değiştirilmeli. Her iki taraf da birbirlerinin görüş ve eleştirilerinden haberdar olmalı.
"TEK YETKİLİ" ÖNERİSİ:
BDDK'NIN organizasyonel yapısında iki önemli zaaf var. Her bankanın denetimi için sorumluluk eksikliği var. İkincisi ise Kurum'daki birimler arasında iletişim kopukluğu var. Bu amaçla, denetlenecek her bir banka için sorumlu ve kalıcı tek bir yetkili atansın. Her yetkili bir bankadan sorumlu olsun. Bu yetkili, Kurul'a hesap versin. Banka batarsa, TMSF ile ilişkilerinden de bu yetkili sorumlu olsun.
ZIPLAMA TAHTASI:
BDDK'nın insan kaynaklarının entelektüel kapasitesi yüksek görünüyor. Ancak yeteneklerinde ve becerilerinde yetersizlikler olduğu çok açık. Yaş ortalamaları 32. İyi eğitimli olmalarına karşın önemli eksiklikleri var. Özel sektör deneyimleri ve IT teknolojisi alanında eksiklikleri var. Üniversiteden mezun olur olmaz, Kurum'a girmeleri bir dezavantaj.
BAĞIMSIZ İÇ DENETİM:
İç denetim fonksiyonu bağımsız olmalı. Gün gün gelişmeleri Kurul'a iletmeli. İç denetim ile dış denetim arasında koordinasyon kopukluğu var. Bu giderilmeli. İmarbank olayında iç kontrol yapısının ne kadar zayıf olduğu ve ortakların isteklerine göre tasarlandığı ortaya çıktı. Buradan hareketle, iç kontrol sistemlerinin güçlendirilmesi, dış denetimin de geliştirilmesi lazım.
LİSANS VERİLMEMELİYDİ:
İmarbank'taki ilk sorunlar 1984'de el değişikliğin görüldü. Bankanın bir "şirket bankası" olduğu ve grup şirketlerini finanse ettiği apaçık ortadaydı. Banka, tasarruf sahiplerinin değil, ortakların çıkarlarını korumak üzere sistem tasarlandı. Bu da bankacılık lisansı konusundaki düzenlemelerdeki zaafiyeti gösteriyor. |