Gazetenin haberinde, komisyonun 19-20 Temmuz'da Romano Prodi başkanlığında yaptığı toplantıda Türkiye konusunda “açık tartışma” çıktığı, İspanyol komisyon üyesi Loyola de Palacio ve Avusturyalı komisyon üyesi Franz Fischler'in de aralarında bulunduğu Hıristiyan-Demokrat-Muhafazakar cephenin Türkiye'deki çalışmalar konusunda endişelerini dile getirdikleri belirtildi.
Eleştirilerin Türkiye'nin AB üyeliğinin uzun dönem etkilerine, özellikle ağır mali yüke odaklandığı ve bunların bilimsel araştırmalarla desteklendiği kaydedilen haberde, bir grup komisyon üyesinin, raporda Türkiye için “eleştirel-objektif” bir değerlendirme istediği kaydedildi.
Haberde, komisyonun raporunda Türkiye konusunda olumlu bir tavsiyenin olup olmayacağının şu an belli olmadığı belirtildi.
15 üyeli AB Komisyonu 6 Ekim'de yayınlayacağı raporda, Türkiye ile üyelik müzakerelerine başlanıp başlanılmaması konusunda tavsiyede bulunacak. AB devlet ve hükümet başkanları da Aralık ayında, bu rapor temelinde karar verecek.
AB ÜYELİĞİ KONUSUNDA YORUM: TÜRKİYE SINAVI
Die Welt gazetesinde yayımlanan bir yorumda, Türkiye'nin muhtemel AB üyeliği konusunda kararın yakın olduğu, bu nedenle üyeliğin muhtemel sonuçlarının ele alınması gerektiği belirtildi.
“Türkiye sınavı” başlığıyla yayınlanan yorumda, önemli kararların verileceği bir dönemde Türkiye'nin muhtemel AB üyeliğinin siyaset ve kamuoyunu aynı ölçüde böldüğü ifade edildi.
AB Komisyonu'nun birkaç hafta içinde, Türkiye'nin üyelik müzakerelerine hazır olup olmadığı konusunda karar vermek zorunda olduğu kaydedilen yorumda, komisyonun vereceği karar temelinde AB devlet ve hükümet başkanlarının son sözü söyleyeceği belirtildi.
Komisyon ile devlet ve hükümet başkanlarının kararının olumlu olması halinde Türkiye'nin, müzakerelerin yıllarca sürmesi durumunda bile, pratikte AB üyesi olacağı ifade edilen yorumda, AB tarihinde, Norveç hariç tüm üyelik müzakerelerinin üyelikle sonuçlandığı hatırlatıldı.
Türkiye konusunda geri dönülmez kararların alınacağı ifade edilen yorumda, bu nedenle Türkiye'nin muhtemel AB üyeliğinin sonuçlarının ele alınması gerektiği bildirildi.
Bu noktada mali sonuçların, tek başına olmamakla birlikte, rol oynadığı belirtilen yorumda, AB Komisyonu'nun Türk hükümetinin yaptığı reformların hangi ölçüde uygulandığını tespit etmesi, raporunda, beklenen olumlu gelişmeleri değil, Türkiye'nin mevcut durumunu değerlendirmesi gerektiği görüşü dile getirildi.
Yorumda, Türkiye'nin üyeliğinin AB'ye getireceği ekonomik, siyasi ve kültürel yararların AB vatandaşlarına açıklanması gerektiği ifade edildi.
Yorumda ayrıca şu görüşlere yer verildi:
“Jeostratejik nedenler, Türkiye'nin katılımıyla en büyük nüfusa sahip üyenin aynı zamanda ekonomik bakımdan en geri kalmış üye olacağı gerçeğini dengeliyor mu? AB'nin, güçlükle dengelenen, çekirdeğini nispeten zengin ve büyük devletlerin oluşturduğu güç dokusunun parçalanması arzu edilebilir mi? Son genişleme ile bile AB sınırlarını zorluyor. 'AB'yi baltalamak isteyenler, Türkiye'nin üyeliğini destekler' uyarısı yapılıyor ve bunun aksi halen kanıtlanmadı.”