01/09/2004 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Gezi
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Otoyaşam Son Güncelleme 15:00
01.09.2004
Otomobil değil eğlence parkı

Didem Çoksayar

Sırtınız, boynunuz ve belinizde, kısaca omurganızda problem varsa koltuk, otomobil seçiminde öncelikli kriterlerden biri oluyor. Bu da iki haftadır kafayı koltuklara taktı gibi bir düşünceye meyil etmeyesiniz diye söylüyorum, evet ben biraz obsesivim. Özellikle otomobil tepesinde uzun zaman geçiriyorsanız bel oyuğunuzu destekleyen, sırt kavisinizi saran, poponuza batmayan ergonomiye sahip bir koltuk istemek sürücü olarak en büyük hakkınız. Hele bir de kafalığı, kafa atmak değil boynunuzu korumak amacıyla tasarlanmışsa daha bi mutlu oluyorsunuz. Son zamanlarda koltuğunda yani direksiyon başında en çok rahat ettiğim otomobil Peugeot 407 desem abartmış olmam.

Uzun burnu, iri cüssesi ve tabii Fransız plakasıyla yolda bakışları üzerine topladı 407. İlgimizi ve sevgimizi belli etmek için tuhaf yöntemlerimiz var ırk olarak. Örneğin bariyerlere doğru sürmeye çalışmak, önüne geçip frene basmak, yanaşıp dörtlüleri yakmak.

Fransızlarla 20 yıldır, aşk ve nefret paradoksunda gelişen inişli çıkışlı ilişki grafiğim 407 ile bir kez daha sevgi istikametinde yükselişe geçti. Yumuşacık süspansiyonu memleketimin en baba çukurlarına bile bana mısın demedi ve içeriye hiçbir sarsıntı hissettirmedi. Tüm belediye çukurlarına, mühendislik hatası yollara, patlamış çatlamış asfalta, kanalizasyon kapaklarına ve herhangi bir dilde tarif etmenizin mümkün olmadığı sebeplerden dolayı açılmış binlerce çukura, gediğe rağmen, 407 yolda su gibi akarcasına ilerledi. E hal böyle olunca da sürüş ayrı bir haz verdi.

İleri teknolojinin nimetlerinden faydalanan biri olduğum söylenemez. Hi-tech bana komplike gelir. Hayat basit ve kolay olmalı. Dolayısıyla otomobillerdeki kumanda aletleri de mümkün olduğunca sadeleştirilmeli. Ama teknolojiyi kullanmak hiçbir zaman bu kadar eğlenceli olmamıştı. Cep telefonunun SIM kartını orta konsoldaki yuvaya koyuyorsunuz ve telefonunuz otomobile entegre oluyor. Gelen tüm aramaları ve mesajları Fransız aksanıyla Türkçe konuşmaya çalışan bir ses size aktarıyor. Ama ne eğlence! ‘Merhghghaba Didım, nasilsin, umaghghghgım herrrrrrgggghh sey yolündadir.’ 



Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2004 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com