|
ORMANCI niye yandığını bildi mi?
Tıpkı o ormanın bir ceylanı gibi, yanan ağaçların arasında kalıp, alevlerden teni yandıkça, yardım umuduyla çığlıklar atarken, belki de ne uğruna yandığını düşünmeye vakit kalmamıştır.
Oysa yanıtı hepimiz biliriz:
Öyle istiyor insan...
Sadece 1800’lerden bu yana yeryüzündeki ormanların üçte ikisini yakarak yok ettiler.
Anadolu’da kervanlar İpekyolu’nun bir kısmını gölgede giderlerdi.
Çocukluğumuzdaki ormanlar-koruluklar dahi artık yok.
*
Ormancılar kaç metrekarelik ormanı kurtarmak için yandılar dersiniz?
Oysa on binlerce hektarlık ormanın satışı ile ilgili yasa teklifi sonbaharda çıkıyor.
O yasayı hazırlayan-savunan Maliye ve Orman bakanları, altı ormancının tabutlarını taşıdılar önceki gün.
Ne garip bir yazgı?
Ormancı başını kaldırıp sorabilseydi:
‘Senin 2-B arazin kaç dönümdü bakanım?..’
‘Otuz...’
‘Biz otuz metre için yandık ya...’
*
Ormancı niye yandığını düşünmez.
Bir ceylan gibi ağaçların arasında çaresiz koşuşur. Önce sevdiği orman yanıyor diye yüreği tutuşur...
Sonra teni.
Ve yanar.
Ormanları dağıtıp oy toplayan, ormanı yok edip rant sağlayan, ormanı kesip kooperatiflere sunan, ormanı yakıp satan politikacıların, bürokratların ve vurguncu zenginlerin ‘Ah’ları, ‘Vah’ları arasında çekip gider.
*
Orman arazisine ev yapmaktan mahkûm olmuş bu Başbakan’ın arsası kadar ormanı kurtarmak için mi yandı ormancı?
Ne uğruna?
Düşünmeye vakit bulamamıştır.
Ne 2-B arazilerini, ne peş peşe çıkan talan kanunlarını, ne yeni orman yağması hazırlıklarını düşünmeye zaman kalmıştır.
O sevdiği yeşil rengin, sevdalısı olduğu ağaçların, aşkı ormanın uğruna ve korumaya çalıştığı ceylanla aynı kaderi paylaşarak, onlarla birlikte yanıp gitmiştir.
En yüce insan olarak... |