|
Suat KAVUKLUOĞLU
Otuzuna yeni girdiği hayat hikayesine şimdiden uzun cümleler sığdırmış durumda. Sanki yıllardır şarkı söylüyor. Oysa ‘So Called Chaos’ daha dördüncü albümü. Prodüktörlüğünü de üstlendiği bu albümle Alanis Morissette bu kez karşımıza kısa saçlarıyla çıkıyor. Değişen tek şey bu değil.
Mesela o kendine özgü asabi hali törpülenmiş, sakinleşmiş. Bir kadını bu hale getirebilecek aşktan başka ne olabilir ki? Kendisinin bile karşılaşmadığı taraflarını aşktan başka ne öğretir insana? İşte o yüzden hiç olmadığı gibi bu şarkılarda. Ama eleştirmenlerin hemfikir olduğu nokta, bu sakinliğe rağmen onun hálá şikayet edecek bir şeyler bulabilmesi. İyi ki de bulabiliyor. Çünkü o, kendi kuşağının kadınlarıyla erkeklere duyduğu öfkeyi dile getirerek ortak bir dil kurmuştu.
Bazı albümler size ulaştıkları takvim içinde öyle bir yere otururlar ki, geriye dönüp baktığınızda o zamanı ondan ayrı düşünemezsiniz. Alanis Morissette’in dört albümü de böyle. Evet, ‘So Called Chaos’ onun sadece dördüncü albümü. İnsan rakamın bu kadar küçük olmasına inanamıyor değil mi? O sanki yıllardır şarkı söylüyor gibi diyor eleştirmen Melissa Ruggieri. Ama o bize bunu hissettiren ilk müzisyen değil. Bazı müzisyenler vardır, öyle adımlar atarlar, öyle izler bırakırlar ki gömleğinizin yakalarına, sanki bütün yolculuğunuz boyunca hep yanınızda olmuş gibidirler. Oysa daha otuzuna yeni giriyor Morissette.
Genç birine göre büyük bir hayat yaşadığını düşünüyor o da. ‘Matematiksel hesaplara vurursak bir yandan daha yolun başındayım’ dediği kısa hayatına kariyer, depresyon, bırakıp gitmeler, 40 milyon satış rakamı ve hayatına girip ona bu şarkıları yazdıran erkekleri eklemiş durumda.
GEÇMİŞİN MUHASEBESİ
Bugüne kadar yayınladığı albümler (Supposed Former Infatuation Junkie, Jagged Little Pill, Under Rug Swept, Feast on Scraps ve şimdi de So Called Chaos), kendi hayatındaki, aslında o yaştaki bütün kadınların hayatındaki kırılmaların fotoğrafını çeken şarkılardan oluşuyor.
Bu yaz başında çıkan ‘So Called Chaos’, eskiye oranla daha sakin ve olgunlaşmış bir kadının şarkılarını barındırıyor. Morissette ‘Her albüm hayatımın o döneminin fotoğraflanması gibi’ diyor. Geriye dönüp bakınca şöyle bir özet çıkarıyor: ‘Supposed Former Infatuation Junkie’yi yazarken bütün radarlarımı kapattım ve ruhumu derinlemesine gözlemleyip, yansıtmaya çalıştım. Under Rug Swept döneminde ise kafa yapımın bütün sınırlarını zorladım. Jagged Little Pill, biliyorsunuz, asabi kız olarak anıldığım albümdür. Supposed albümünde ise içli bir kızdım. Ama bir tarafım beni böyle kategorize etmeyin diyordu. Jagged Little Pill’deki ‘Head Over Feet’ şarkımda bu öfkemin yatıştığını görebilirsiniz.’
SAÇLARINI KESTİRDİ
Peki otuzuna ‘So Called Chaos’ ile girerken neler değişmiş hayatında? Önce onun için hep çok önemli olan saçlarını kestirmiş, hayatında gereksiz olan her şeyi atmış. Minimalist bir düzene yaslamış sırtını ve bir de sevdiği adama tabii ki. Kanadalı oyuncu Ryan Reynolds’la iki yıldan fazla bir süredir devam eden bir ilişkisi var. Saçını birden kestirdiğinde sevgilisi hiç sesini çıkarmamış. Bunu, moda deyişle ‘ruh ikizi’ olmalarına bağlıyor.
‘Bu dönem öfkelerimden arınmış olduğum bir dönem. Çünkü çok aşığım’ diyor. Albümün genelinde bunu hissetmek hiç de zor değil. Çıkış şarkısı ‘Everything’de ‘Bütün ışığımı görüyorsun ve karanlığımı seviyorsun’ diye sesleniyor sevgilisine. Albümle aynı ismi taşıyan şarkıda ise ‘Caddelerde çıplak dolaşmak ve bütün ağırlıklarımdan kurtulup havalara uçmak istiyorum’ diye bağırıyor.
Kanadalı müzik eleştirmeni Ann Marie Mcqueen’in Guelph Mercury Gazetesi’nde yazdığına göre Alanis, dördüncü albümündeki 10 eğlenceli şarkıdan birisi olan ‘Knees of My Bees’ adlı şarkıda ilişkilerini anlatmaktan çekinmiyor: ‘Bu, erkek arkadaşıma yazdığım ve onu baştan çıkarmayı amaçladığım şarkılardan biri. Bu şarkıyı yazdığım için en çok umutsuz romantik yanım mutlu.’
TERK EDİLMEKTEN KORKUYOR
Albümün geneli içinse ‘So-Called Chaos, kişiliğimin bütün değişik parçalarının bir arada sunulmasıyla oluştu’ diyor. ‘Kendime bu albümde daha çok gülebiliyorum. Bu daha önceki şarkılarımda beceremediğim bir şeydi. Uzun yıllar en büyük korkum ciddiye alınmayıp insanların beni salak bir kız olarak görmeleri oldu. Şimdi bütün parçalarımı olduğu gibi serbest bırakıyorum.’
İşte insana böyle bir hafiflik duygusu veriyor yeni şarkıları. The Ricmond Times’dan Melissa Ruggieri’ye göre ise, onun kuşağındaki diğer şarkıcılar aynı şeyleri anlata anlata bıktırırken, Alanis hálá insana yeni bir şeyler verebiliyor. Ne kadar sakinleşirse sakinleşsin hálá iflah olmaz bir ruh, büyümeye direnen bir kız çocuğu o. Evet, şimdilerde çok mutlu, aşık. Ama ‘Hálá terk edilmekten çok korkuyorum’ diyor. ‘Hálá hayatımda beni korkutanlar üzerine konuşuyorum belki de, fakat hayata yaklaşıyorum ve o yüzden şarkılarım daha az suçlu.’
ZAAFLARINI CESURCA ANLATIYOR
Hayranlarının onda en çok sevdiği şey sezgilerini, kaygılarını şarkılara olduğu gibi yansıtabilmesi. Kadınlar onu seviyor çünkü ‘This Grudge’ şarkısındaki gibi uzun uzun dövünmeyi kendilerine çok yakın buluyorlar. Erkeklere ise bu kadar açık sözlü olması etkileyici geliyor. ‘Bu kıskançlığı yenecek kadar büyük olmak isterdim, bununla nasıl baş edeceğimi bilmiyorum’ diyor bir şarkısında. Bu kadar açık oynuyor kartlarını.
DIŞ DÜNYADA KAOS, İÇ DÜNYADA HUZUR
Alanis Morissette’e Irak savaşı hakkında ne düşündüğü sorulduğunda, ‘Eğer ben erkek arkadaşımla evimdeki problemleri çözemiyorsam, fiziksel ve ruhsal olarak birbirimize hasar veriyorsak nasıl düşünebilirim ki savaşı’ diye cevap veriyor. Ama bu konuda tamamen duyarsız değil. Albümün adı ve birkaç şarkısı, özlem duyduğu dünya barışına gönderme yapıyor. Ama bu albümde dış dünyadaki kaosun tam aksine, iç dünyasında huzuru bulmuş bir kadını duyuyorsunuz. Çünkü onun da meselesi asıl kendisiyle. Dış dünyayı değiştiremiyor ne yapsa da. Değiştirebileceği noktalar kendisi ile ilgili olanlar. Belki bu, kocaman gürültünün orta yerinde önemsiz bir detay gibi kalıveriyor ama şarkılar birbiri ardına eklendikçe ağırlığı artıyor. |