28/08/2004 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Gezi
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Dünya
28.08.2004
Yalçın DOĞAN
İstifanın eli kulağında
  
 

BELKİ önce kısa süreli bir rapor alması söz konusu. Hemen sonra da, emekliliğini istemeyi düşünüyor. Hizmet süresi açısından, emekliliğini her an isteyebiliyor. Rapor bile olmayabilir.

Görünüşte, adı rapor ve emeklilik istemek olsa da, işin Türkçesi istifa!..

Yargıtay-MİT-Çakıcı
üçgeninde adı günlerdir ön plana çıkan Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya görevinden ayrılmaya karar veriyor.

Bu yazıyı dün öğleden sonra, saat 15 dolaylarında yazıyorum. Öyle bir gelişme olur ki, daha sonraki saatlerde, Özkaya'nın ayrıldığı açıklanmış olabilir.

Ya da, emekliliğini istemesi, bir kaç gün sarkabilir.

Ancak, kesin olan, ayrılma kararı!.. Ve adli yılın açılışından önce!..

İSTİFA DAVETLERİ

Çok farklı çevrelerden, Özkaya üzerinde, Başkanlıktan ayrılması yönünde yoğun bir baskı var.

Baskıların bir bölümü kendi hukuk çevresiyle yaptığı sohbetlerde ortaya çıkıyor. Bir bölümü de, yine aynı çevrelerin yazılı açıklamalarına dayanıyor. Örneğin, Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı'nın ya da Yargıtay Başsavcısı Nuri Ok'un açıklaması. Her iki açıklama da, kendisini açıkça istifaya davet ediyor.

Ayrıca, yüksek yargı organlarındaki rahatsızlık. Bu kurumlar 6 Eylül'de adli yılın açılışına katılacak mı?.. Yanıt:

"Adli yılın açılışı kurumsal bir etkinliktir, elbette katılacağız."

Ancak, yüksek yargı organlarına ait, hemen ardından gelen cümle, Başkan açısından dramatik:

"Sayın Özkaya açış konuşmasını yapmazsa, iyi olur, yakışan budur!.."

Kendi üslubunda yeni bir istifa çağrısı!..

TÜRK MİLLETİ ADINA

Kendi meslekdaşlarıyla sohbetlerde, Özkaya "hiç bir günahım yok" diyerek, kendisini savunuyor.

Meslekdaşlarının buna itirazı var:

"- Bir Yargıtay Başkanı, bir MİT ajanıyla görüşmez!..

- Bir Yargıtay Başkanı, Yargıtay'da bulunan herhangi bir dosya hakkında, hiç kimseyle görüşmez!.."

Hukukçu arkadaşları, onun MİT ajanıyla görüşmesine şundan itiraz ediyor: "Yargı, Türk Devleti adına değil, Türk Milleti adına karar veriyor. O halde, devlet sırrı da olsa, Türk Milleti adına karar veren en yüksek yargı organı başkanının MİT ajanıyla görüşmesi yanlıştır."

DEVLET SIRRI

Devlet sırrı ne demek?.. Böylece, yeni bir tartışma doğuyor. Devlet sırrı tartışması!.. Devlet sırrı ayrı, yargı kararı ayrı!..

Bir devlet sırrında, yargı, bu sırrın yolunu kapayan, o sırra katılanları mahkum eden bir karar verebilir mi?.. Yoksa, sır nedeniyle, suçu görmezden mi gelir?.. Hukuk felsefesini ilgilendiren sorular.

Bunların ötesinde, hele de, Yargıtay'da bulunan bir dosya üzerinde konuşmak!.. Yargıya gölge düşürmüyor mu?..

Arkadaşları, bu nedenle, "artık bırak" diyor.

Özkaya da, görüşme ve açıklamalar sonrasında, ayrılma kararına varıyor.

Dün görüştüğüm hukuk çevreleri, "Özkaya her an çekilebilir" diyor. Bunu kesin ifadelerle vurguluyor.

AÇILIŞ VEKİLİN

Peki, ne zaman çekilebilir?.. Bu soruma aldığım yanıt şu:

"Her an, ama mutlaka adli yılın açılışından önce. Adli yılın açılışını, Yargıtay Birinci Başkan Vekili yapacak!.."

Eğer, Özkaya ayrılmak için, yine de, adli yılın açılışını beklerse, bu açılış bugünkü koşullarda Yargıtay-MİT-Çakıcı üçgenine kurban oluyor. Başta yüksek yargı organları olmak üzere, tüm hukuk çevreleri, adli yılın, böyle tatsız bir olaya kurban edilmesine razı değil.

Hatta, çok düşük olasılık olmakla birlikte, hala görevde ise, o zaman yüksek yargı organları açılış töreni sonrasında, Özkaya'yı hedef alan açıklamalar yapmaya hazırlanıyor.

Bunlara rağmen, ben Özkaya'nın dürüst olduğuna inanıyorum. Ancak, bazı hatalara düştüğü de ortada, ki bunları meslekdaşları gayet güzel özetliyor. Öyle bir makam, bu gibi hataları kaldırmıyor!..

Ve kördüğüm soru hálá açıkta: Neden?.. Bütün bunlar neden?. Arkasında ne var?.. Neden?..


Yalçın DOĞAN
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Zina suç olur mu?
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Bir davet, dört gazeteci
 
    Bekir COŞKUN
  Koş kızım...
 
    Cüneyt ÜLSEVER
  Devlet mafyaya nasıl teslim oldu?
 
    Ege CANSEN
  Meyhaneci imamlar
 
    Erdal SAĞLAM
  Her yerde cari açık tartışması
 
    Fatih ALTAYLI
  Roche rezaleti devede kulak değil, kıl olmaz
 
    Hadi ULUENGİN
  Ah mehdi, vah mehdi!
 
    İlter TÜRKMEN
  Putin’in ziyareti
 
    Tufan TÜRENÇ
  Güvercinli Yıllar
 
    Yalçın BAYER
  Tekzibe benim de söyleyeceğim var
 
    Özdemir İNCE
  Sporun sefalet ve ihtişamı (1)
 
    Bülent DÜZGİT
  Bülent Çiziyor
 
    Bülent BOĞ
  Macaristan'da köşe kapmaca
 
    Esat YILMAER
  Harun Doğan kabusu
 
      
Mehmet Ali BİRAND
  İpek’i neden Kuran kursuna yolladılar?
 
    Şükrü KIZILOT
  Türkiye’nin en yoksul ilinde Başbakan’la
 
    Zeynep GÖĞÜŞ
  AB, kadın ve medya
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2004 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com