|
GÜVERCİNLİ YILLAR, gazeteci Orhan Tokatlı’nın son kitabı.
Yıllarca Milliyet’in Ankara bürosunu yöneten Tokatlı, Türkiye için umut yılları olan Ecevit döneminin perde arkasını, bilinmeyen yanlarını anlatıyor bu ilginç kitapta.
Kitabı okurken beni güldüren, güldürürken düşündüren bölümleri işaretledim. Aralarından yerimize sığacak kadarını seçtim.
Şimdi bunları keyifle hep birlikte okuyalım.
..............
Ecevit, 1978 yılında Demirel’in Adalet Partisi’den ayrılan 11 milletvekiliyle kurduğu hükümeti TBMM’nin ikinci katındaki grup odasında belirliyordu. Ecevit bakan yapacağı kişileri kulisten yukarı çağırtıyor, milletvekilleri bakan olarak aşağı iniyordu. Bakanlık bekleyen Teoman Köprülüler yukarı çıkıp bakan olarak aşağı inenleri gördükçe öfkeleniyor ve Ecevit’le ilgili ağzına gelini söylüyordu. Kuliste bu görüşlerini Başbakan Yardımcılığı’nı üstlenen Hikmet Çetin’e anlatırken grup katibinin yaklaştığını görüyor ve yukarı çağrıldığını haber alıyor. Çetin bu arada kahkahayı basıyor ve ‘Hadi bakalım sen de bakan oluyorsun’ diye takılıyor. Gerçekten de Köprülüler kulise Ticaret Bakanı olarak dönüyor.
Teoman Köprülüler’in bakanlığının ikinci gecesi ev telefonu çalıyor. Telefonda haftanın üç-dört gecesini geçirdiği Çankaya’daki Tolon adlı tavernanın viyalonisti Vedat, Köprülüler’i kutluyor ve arkasından talebini açıklıyor: Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nda şef olmak istiyor.
...........
Ecevit Kültür Bakanlığı’na SBF öğretim üyelerinden gazeteci Ahmet Taner Kışlalı’yı getiriyor. Kışlalı haberi aldıktan sonra soluğu daha önce Turizm Bakanlığı yapmış olan CHP Grup Başkanvekili Altan Öymen’in Çankaya’daki evinde alıyor. Kışlalı Kültür Bakanı olduğunu söylüyor, ne yapabileceğini soruyor. Öymen gülüyor ve Çin lideri Mao’yu ima ederek ‘Kültür devrimi yaparsın olur biter’ diyor.
...........
1978 yılında Ecevit hükümetinde Hasan Esat Işık Milli Savunma Bakanı’dır. Bir gün dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren, Hasan Esat Işık’a subayların kötü şartlarda yaşadığını söylüyor ve zam yapılmasını istiyor. Işık, öğretmen ve memurların büyük kısmının da aynı durumda olduğunu söylüyor. Evren buna şu yanıtı veriyor. ‘Evet ama siz Silahlı Kuvvetler’in bakanısınız. Milli Eğitim Bakanı olduğunuzda da öğretmenlerin haklarını savunursunuz.’
............
Siyasete atılan Erdal İnönü henüz milletvekili değildir. Seçim gezisi sırasında düzenlenen bir mitingde kendisini dinleyen vatandaşlar durmadan bağırıyorlar. ‘Başbakan İnönü... Başbakan İnönü...’ İnönü bu yüzden bir türlü sözünü tamamlayamıyor, ne zaman söze başlasa aynı slogan patlıyor. Sonunda İnönü de dayanamayıp patlıyor: ‘Durun yahu, daha milletvekili olmadık. Nasıl başbakan olacağız.’
............
Necmettin Erbakan 1969 yılında aktif politikaya başladığında yaptığı konuşmaları ve davranışlarıyla ilgi odağı oluyor.
Dönemin ünlü şairlerinden Ümit Yaşar Oğuzcan, Erbakan’ı şu dizelerle eleştiriyor:
Destek almakta geriden/ İnat ettin Profesör/ Gericiliği yeniden/ İcat ettin profesör
Olmaz din madrabazlığı/ Etme sen bu cambazlığı/ Yazık sinmiş yobazlığı/ Azad ettin Profesör
İlmini irfanını da/ Bir kürsünün şanını da/ Adını unvanını da/ Berbat ettin Profesör. |