23/08/2004 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Gezi
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Seyahat
23.08.2004
Bu sümbül ve nergis kokusunu başka hiçbir yerde bulamazsınız KARABURUN YARIMADASI
 

Reyan TUVİ

Denizden içeride, yamaçlara kurulu köylerde, çoğu terk edilmiş eski taş evler, yağhaneler ve camiler var. Yeniliman, Karadeniz’deki avlanma yasağı yüzünden, burada balığa çıkan teknelerle dolu. Seferihisar’a bağlı Gödence köyü, antik Teos kentinin şarap ve zeytinyağı bölgesiydi. Ayrıca, tiyatronun beşiğiydi ve MÖ 3. yüzyılda ilk kez, İonyalı Aktörler Birliği burada kurulmuştu.

Seferihisar- Gümüldür kavşağında, sağda, deniz kenarında, Değirmendere’deki Kollophon kentinin limanı olan Notion, solda, iki kilometre içeride ise Didyma ve Delphi’yle birlikte, dünyanın en önemli kehanet merkezlerinden biri olan Klaros var. Bir tepenin üzerine kurulmuş, sanki denize düşüyormuşçasına duran Sazak köyünün taş evleri, tamamıyla terk edilmiş. Bu köylerin arasında, Küçükbahçe diye bir köy var ki; Agro Turizm burada hayat buldu.

MORDOĞAN
İzmir- Çeşme eski karayolunun 53. kilometresinde ilk durak, Balıklıova. Bir zamanlar bakir olan kıyılar, bugün sitelerle dolu. Burası, balık restoranlarıyla ünlenmiş bir sayfiye yeri. Özellikle Garip’in Yeri, kahkahasını sağır sultanın bile duyduğu sahibinin sohbeti ve taze balıkları için çok uzaklardan gelenlerle doluyor. Balıklıova’dan sonra yol yükselerek Mordoğan’a doğru tırmanmaya başlar ve gözünüzü manzaradan ayıramaz olursunuz. Mordoğan, küçük bir sahil yerleşimiyken, bugün artık pansiyon, otel, restoran ve sitelerle, kalabalık bir sayfiye görünümünü almış. Rıhtım biraz sıkışık ancak Mordoğan’ın en ilginç yerlerinden biri, merkeze iki kilometre mesafedeki Ayıbalığı kayalıkları. Burada, platform şeklinde doğal kayalıklar, güneşlenmeye uygun. Ayrıca Ardıç Koyu’ndaki Mavi Bayraklı Duma Beach (0232 737 55 66), kumsalı ve deniziyle popüler.

Hakkını vererek Mordoğan’ı görmek istiyorsanız, iskeledeki Turizm Danışma bürosuna uğramalısınız. Burayı avucunun içi gibi bilen ve hayatını Mordoğan’ı tanıtmaya adamış olan gazeteci Neşet Öztekin (0535 969 39 90), buraları keşfettiği ilk günün heyecanıyla, size kıyılardaki 10 milyon yıl öncesine ait fosil yataklarını, işkence mağaralarını ve batık kent kalıntılarını gösterecektir. 44 yıllık araştırmalarının sonucunda yazdığı ‘’Bir tarih kenti; Mordoğan’’ kitabı da bu bölgeyi size daha çok sevdirecektir.

Burada katılabileceğiniz bir başka aktivite de kanoyla mağara gezileri. Turizmci Öztekin Güven’in (0532 528 03 70) organize ettiği gezilerde kanolarla iki mağaraya giriliyor. Mağaralardan birinde, kışın, nesli tükenmekte olan Akdeniz fokları yavruluyorlar.

İskeleye iki kilometre mesafedeki Mordoğan köyünde ise canayakın muhtar ve imam sizi karşılayarak, 14. yüzyıldan kalma camiyi gezdirecektir. 1960’lı yıllarda minareye düşen yıldırımın ardından, içerideki kalem işleri rutubetten hasar görmüşse de bu küçük cami görmeye değer.

KARABURUN

Mordoğan’dan 20 kilometre sonra, yarımadaya ismini veren ve bu civarın en güzel koylarıyla en temiz denizine sahip, kayaların üzerine kurulu Karaburun var. İzmir Körfezi’nin girişinde, yarımadanın en kuzeyinde yer alan Karaburun’un bilinen ilk adı, Mimas. Daha sonraları, Osmanlı döneminde Ahırlı adını alıyor. Adının, toprağının koyu renginden ya da ‘’kara’’ sözcüğünün halk ağzında kuzey anlamında kullanılmasından geldiği tahmin ediliyor.

İzmir’e 100 kilometre mesafedeki Karaburun’a, bol virajlı bir yolla varılıyor. Açık bir havada, Karaburun’un tepelerinden, Sakız Adası, Foça ve Urla’yı görmek mümkün. Karaburun, engebeli bir araziye sahip olduğundan, tarıma elverişli alanı fazla değil. Daha çok zeytin, narenciye, enginar ve üzüm yetiştiriliyor. Bir zamanlar, yörenin büyük bir kısmı Rumlar’ın üzüm bağlarıyla kaplıymış. Yarımadanın eskiden beri aranan, kendine özgü hurma zeytiniyle son zamanlarda rağbet gören enginarı ünlü. Ayrıca burada, sayısız şifalı ot ve bitki olduğu da biliniyor. Bugün Karaburun’da balıkçılık, eskisi gibi değil. Yol boyunca, koylarda görülen balık çiftlikleri, denizin kirlenmesindeki en belirgin etkenlerden. Karaburunlular’ın en çok bel bağladığı geçim kaynağıysa, kokusuyla birlikte, bölgedeki efsanelere konu olan nergis. Bir kış çiçeği olan nergisin, antikçağda bile burada yetiştiği biliniyor.

Mitolojide, doğar doğmaz eşi olmayan güzellikte bir erkek çocuğu olan Narcissos, ırmaklar tanrıçası Nana’nın oğludur. Delikanlılık çağında, her dişi ona aşıktır. Narcissos, bir gün, kutsal Mimas Dağı’ndaki gölde kendini seyrederken, sudaki yansımasına aşık olur. Şarap tanrısı Dionysos için yapılan bir şenlik sırasında, dağ perilerinden, Zeus’un kızı, güzeller güzeli Echo, Narcissos’a aşık olur. Narcissos’un elini, bir kereliğine bile olsa avucuna alabilmek için ikram edilen aşk şarabından Narcissos’a içirmek ister. Ancak Narcissos bu aşkı reddeder. Onun tek istediği, kendini gölde seyretmek ve bedenini okşamaktır. Çiçek tanrıçası Flora’nın öncülüğünde, festival alayı, bu gölün kenarına varır. Bu arada, Narcissos’un her yanını ateş sarmıştır ve için için erimeye başlamıştır. Echo, onun yok olacağını fark eder ve feryat ederek, herkese onu kurtarması için yalvarır. Bunun üzerine, ilahiler söylenir ve Flora mis kokulu çiçekleri havaya saçar. Ancak, Narcissos’un çiçek kokulu vücudunun erimesini ve toprağa karışmasını engelleyemezler. Bu olaydan bir süre sonra, Echo buraya gelir ve aşkının öldüğü yeri, nergis çiçeklerinin kapladığını görür. Böylece nergis, sonsuza kadar aşkın sembolü olarak kalır.

popüler plajlar

Karaburun İskelesi’nden başlayarak, art arda koylar sıralanır. Dip akıntıları sayesinde deniz suyu burada temiz kalabilir. Balık restoranlarının olduğu iskeledeki, İskele Plajı, küçük ve genellikle sakin bir plaj. Karaburun’un en lüks oteli Narcissus, Akvaryum Koyu’nda. Berrak bir denizi olan bu koya, otelin dışından da ulaşılabiliyor. Karaburun’daki mavi bayraklı iki plajdan biri olan İncirlikoy’da küçük bir plaj, şemsiyeler, kamp yeri ve bir de kafeterya var. Bu koydan sonra, Karaburun’un en güzel manzaralarından birine sahip, sarp kayaların üzerine inşa edilmiş, şık villalarının olduğu Alman Koyu geliyor. Bu koya da yol üzerindeki merdivenlerle ulaşılıyor. Bir diğer mavi bayraklı plaj, Astoria Oteli’nin de bulunduğu Bodrum Koyu’nda. Bu, Karaburun’un en rağbet gören koyu. Ayrıca bu güzergah üzerinde, balıkçı teknelerinin barındığı, Saipaltı Barınağı var. Bu küçük sayfiye yerindeki, aynı isimli restoran, aynı zamanda haftaiçinde balıkçıların uğrak yeri. Karaburun’un bir diğer popüler plajı da Mimas Otel’in altındaki Kuyucak plajı. Mimoza ve Bodrum koylarında ise Karaburun Yelken ve Su Sporları Kulübü (0533 426 05 44), yetişkinlere ve çocuklara yelken kursları veriyor. Karaburun’un her biri görmeye değer köylerini geçince, zaman zaman ıssız koyları bazen de kibrit kutusu gibi sıralanmış siteleri arkada bırakarak, 1.5 saat sonra Ildırı’ya, oradan da 17 kilometre mesafedeki Çeşme’ye ulaşılır. Bu rota üzerindeki Gerence’den, aynı isimle esen rüzgar, Çeşme’ye serinlik getirmesiyle ünlüdür.

GÖDENCE KÖYÜ

Seferihisar’a bağlı Gödence köyü, antik Teos kentinin şarap ve zeytinyağı bölgesiydi. Sofralık üzümü dillerden düşmeyen köyde, bir süredir şaraplık üzüm yetiştiriliyor. 1972’de, çiftçiler tarafından kurulan Gödence Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, yakın bir zamanda Dünya Bankası tarafından, Türkiye’nin en başarılı kooperatifi seçildi. Kooperatif Başkanı Çağatay Özcan Kokulu ile kahvede otururken, bu 110 haneli köy halkının, ürettiği zeytinyağı, zeytin, ev şarabı, bal, pekmez, sabun, ev tarhanası, badem, sofralık incir ve üzümden duyduğu gurur, yüzlerinden okunuyordu. İzmir- Seferihisar yolunun 30. kilometresinden sonra, solda köyün tabelasını göreceksiniz. Köy 11 kilometre içeride, tepede. Gödence Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, 0232 749 00 15, www.godence.org.tr

SIĞACIK (Seferihisar)

Seferihisar, M.Ö. 3 bin yıllarına kadar uzanan tarihsel zenginliği bir yana, Türkiye’nin mandalina üretiminin yüzde 70’inin yapıldığı, 375 kilometrekarelik bahçeleri, civarındaki plajları ve özellikle ortaçağdan kalma kalesi ve kale duvarları içindeki yerleşimiyle, Ege’nin dikkat çeken bir yöresi. Evliya Çelebi, Seferihisar adının Sivrihisar olmasına rağmen, burada hisar bulunmadığını, bağlar içinde yükselen kayaların hisara benzediğini ve kasabanın ürünlerinin bol, halkının zengin olduğunu yazar.

Seferihisar’ın beş kilometre batısında, doğal bir liman olan Sığacık’ın kalesi, Selçuklular tarafından yapılmış, birçok depremin ardından, Kanuni Sultan Süleyman zamanında Teos harabelerinden getirilen taşlarla büyük ölçüde yeniden inşa edilmiş. Kaleiçinde, bugünkü yerleşimin yanısıra, Süleyman Han Camii, hamamı, medresesi, şadırvanı var. Sığla adıyla anılan kale, savunmadan çok, bir deniz üssü olarak kullanıldığından ve denizcilere sığınak olduğundan zamanla Sığacık olarak anılmış. Etrafı palmiye ağaçlarıyla çevrili, Sığacık Kalesi’nin burçlarından birine çıkıp, Sığacık limanını tepeden görebilirsiniz.

Sığacık’ın meydanında, bir balık hali, restoranlar ve sıradışı bir Atatürk heykeli var. Atatürk, ayakta, bir kolu arkasında, üzerinde sade bir pantolon ve kısa kollu spor bir gömlekle, bir yelkenlinin üzerinde duruyor ve denizi seyrediyor. Sığacık’ta, 450 yat kapasiteli bir marinanın çalışmaları sürüyor. Sığacık’ın çevresinde, araçla da ulaşılabilen, Büyük Akkum, Küçük Akkum (0232 745 70 07), Ekmeksiz (0232 745 10 80) gibi plajlar ve bazılarında mütevazı tesisler bulunuyor. Mavi bayraklı, poyraz tutmayan Ekmeksiz plajının denizi, dipten denize karışan tatlı kaynak sularından dolayı soğuk. Ancak, cam gibi berrak suyu ve yamaçlarında kamp yerleri ve piknik alanlarının bulunduğu çam ormanlarıyla, bu bölgede rağbet gören yerlerden biri. Sığacık’tan tekne turlarıyla da denize girilecek yerlere ulaşmak mümkün. Pırlanta Günlük Gezi Teknesi (0532 214 69 49- 0232 745 77 97), yemekli, yemeksiz turlar düzenliyor. Güzergahta harabeler, Papaz Boğazı, mağaralar, Taş Ada ve Akvaryum var.

TEOS

Sığacık’a iki kilometre mesafedeki Teos’a varır varmaz, rastlayacağınız ilk kalıntılar, antik dünyanın en büyük Dionysos Tapınağı’na ait. Kalıntılar, yıl boyunca doğal bitki örtüsüyle kaplandığından, bugün yüzey temizliği yapılarak kent harabeleri bir ölçüde ortaya çıkarılıyor. Kent, MÖ 2 bin yıllarında, Akalar’dan kaçan Giritliler tarafından kurulmuş ve 12 İon kentinden biri olarak önem kazanmış. Maden işlemede, deniz ve kara ticaretinde, bankacılıkta ünlenen İon kentleri arasında, iki limana sahip Teos, ayrıca zeytinyağı üretimi, şarapçılık, yünlü dokumacılıkta ilerlemiş ve özellikle içki kaplarıyla, seramik endüstrisinde kendini göstermişti. MÖ 17 yılından başlayarak, iki asır boyunca, depremler, Teos dahil bu bölgedeki kentlerin yıkılmasına ve halkının buraları terk etmesine neden olmuş. Bugün görülen sur kalıntıları, MÖ 4. yüzyıla ait. Teos’un en önemli yapısı olan Dionysos Tapınağı’nın Prieneli mimarı, ünlü Hermogenes’ti. Teos, ayrıca, tiyatronun beşiğiydi ve MÖ 3. yüzyılda ilk kez, İonyalı Aktörler Birliği burada kurulmuştu.

KLAROS

Seferihisar- Gümüldür kavşağında, sağda, deniz kenarında, Değirmendere’deki Kollophon kentinin limanı olan Notion, solda, iki kilometre içeride ise Didyma ve Delphi’yle birlikte, dünyanın en önemli kehanet merkezlerinden biri olan Klaros var. Klaros, devam eden kazılarla, her geçen gün daha ilginç ve gezilmeye değer bir hale gelirken, ulaşımı zahmetli Notion ise yukarıdan baktığı bakir koyunun güzelliği dışında, fazla görülecek kalıntısı olmayan, ancak çok meraklısının keyif alabileceği bir antik liman.

NERGİSİN DİLİ

Çiçeğin, geleneklerde izi vardır. Kızlar, çiçekten kazandıklarıyla, çeyiz yaparlar. Çeyizleri, binbir çiçekle işlenir. Köylü kızlar, nergisi teller pullar ve sevdiği delikanlıya gizlice yollar. Eğer delikanlı da kızı severse, eskiden başına takarmış. Şimdi göğsüne takıyor, yani sessizce karşılık veriyor. Nişanlanacak delikanlıya ve köyün bütün delikanlılarına süslenmiş nergis gider. Gelin gibi yapılır nergis ve nişan armağanı olarak gönderilir. Bir yerde, yavuklu çiçeğidir nergis. Düğünde, defne yapraklarından taç yapılır, karanfiller, nergisler, sümbüller, bütün mevsim çiçekleriyle gelinin başı süslenir.

SABİHA TANSUĞ Etnolog, araştırmacı, yazar

Başka bir ülkede olsa, burayı ihya ederlerdi

Karaburun’a ilk, 1972-73 yıllarında geldiğimde, daha önce hiç görmediğim bir şeyle karşılaştım. Tarlalar dolusu nergis... Her yer koku içindeydi. Nergis bitti, mor, demiri sümbüller sardı her yanı. Karaburun’un, madenli toprağı özeldir. Zeytinin, üzümün, sonradan ekilen enginarın, dağda taşta ne yetişse, tadı başkadır. O sümbül ve nergis kokusu, başka hiçbir yerde yoktur. Çiçekçiye gittiğimde, kokusundan, Karaburun çiçeğini hemen tanırım. Mart gelir eflatun ve kırmızı kır laleleri açar, nisanda da sapsarı katırtırnakları... Bu yetmezmiş gibi, dağlar dağ zambaklarıyla örtülür. Kapari, kekik, defne yaprakları, kamyon kamyon yurtdışına taşınır.

Karaburun, işte böyle bir çiçek bölgesi. Başka bir ülkede olsa, burayı ihya ederler, korumaya alarak, doğal sit alanı yaparlardı. Oysa, çiçek soğanları söküldü, asırlardır oltayla, ağla yapılan balıkçılık geleneği, koyları kirleten balık çiftlikleri yüzünden yok oldu, çam ormanı, yaşamı tehdit edecek kadar büyük bir yangın geçirdi. Gündem 21 ile belediye, Karaburun’un korunması için, birlikte çalışıyorlar. Bu çiçekler, turistik bir değer olmalı. Çiçek bayramları yapılmalı, ‘’Nergise gelin’’ denmeli, kokusu dünyaya duyurulmalı. Ev pansiyonculuğu geliştirilmeli. Dev otellerin modası geçti artık. Özellikle Avrupa, doğal yaşama hasret. Her şeyi yaptı ama doğal yaşamını ve mutfağını kaybetti. Bizimse, sahip çıkmamız gereken bir doğal yaşamımız hálá var.

KAÇIN

Samos Adası ve Kuşadası manzaralı Notion’a tırmanıp, kalıntıları iyi durumda bulmayı ummak

Karaburun Yarımadası’nda mavi bayraklı plajlar olduğunu bilmemek

YAKALAYIN

Küçükbahçe’de yaşayan Serol Ömerler’in, ‘’Bizim Karaburunlular’’ kitabında, yarımadadaki mizahı yakalamak

Mordoğanlı gazeteci Neşet Öztekin’in rehberliğinde, 10 milyon yıl öncesine ait fosil yataklarını, işkence mağaralarını ve batık kent kalıntılarını görmek 



Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2004 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com