22/08/2004 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Gezi
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Pazar
22.08.2004
T.Ö. sadece ailesinin değil suskun mahallenin de kurbanı
 

Şermin SARIBAŞ

Okuyacağınız utanç verici hikaye, kuş uçmaz kervan geçmez bir dağ başında değil, İstanbul’un en kalabalık ilçelerinden Üsküdar’ın bir mahallesinde geçiyor. Ne utancı mı? İlkokul 4. sınıfa giden bir kız çocuğunun yaşadığı dramın, 2 yıl boyunca Üsküdar sokaklarında ağızdan ağıza sakız gibi dolaştığı, mahalleliye dedikodu malzemesi yapıldığı ama vicdan sahibi bir Allah’ın kulunun kızın yaşadıklarını polise haber vermemesinin utancı.

Sadece utanç değil, konudan haberi olan bütün mahallelinin sessiz suç ortaklığı. Çünkü konu en ayıp, en gizli, en sapık, en sus pus edilmesi gereken konudur. Üstelik aile içi mevzu olduğu için karışmak hadleri değildir! Öz abi ve öz babasının tecavüzüne uğradığını ilk günden beri herkese anlatıp, yardım isteyen bir çocuk, mahallelinin duvar olmuş vicdanlarına, aslında vicdansızlıklarına toslar. T.Ö. tam 2 yıl kabus dolu günler geçirir. Kabusun bitmesi, insafa (!) gelen bir komşunun, Üsküdar’daki Çocuk Şube Müdürlüğü’nü küçük kıza uzaktan gösterip, ‘Git onlarla konuş, onlar polis. Sana yardım ederler’ demesi ve o küçücük kızın tek başına oraya gidip başından geçenleri anlatmasıyla biter. Tabii, böyle bir kabus nasıl bitebilirse?

Üsküdar’ın göbeğinde, birkaç esnafın ve bol miktarda ‘komşu teyze’nin pencerelerden baktığı bir mahalle. Yanımızda fotoğraf makinelerimizle mahalleye geldiğimizde, hangi konuda konuşacağımız malum ki, herkes kabuğuna çekilen kaplumbağa gibi pencerelerden içeri kaçıyor. T.Ö.’nün abilerinden birinin mahalledeki iki kahveden birinde garsonluk yaptığını bildiğim için, kahveye giriyorum.

İlk girdiğim kahvedeki kişi, daha ne soracağımı söylemeden, telaşla ‘Ekmek parası için çalışıyorum, hiçbir şey bilmiyorum’ diyor. Öteki kahveye girdiğimde de, ‘Valla, bir şeyler duyduk ama çocuğun uydurması mı, gerçek mi bilmiyoruz’ cevabını alıyorum.

‘Çocuğun uydurması olsa, abi ve baba şu an hapiste olur mu?’ diyorum, kahveci omuzlarını kaldırıyor! Eczacı, ‘Bilmiyorum, ben tatildeydim’ diyor. Bakkal kaşıyla gözüyle konuşamam işareti veriyor. En sonunda bir emlakçı, olayı duymadığını, duysa kanser olan babaya yardım için defalarca esnaftan para toplamayacağını ve onu mahallede yaşatmayacağını söylüyor.

Artık, kimsenin yaşamadığı ama hálá yaşayanlardan izlerin olduğu evdeyim. Ev kiralık, ama kimse bu evi kiralamak istemiyor. İçeride, bir zamanlar birkaç çocuğun yaşadığı aşikár; biberonlar, ayıcıklar, tasolar...

ÜVEY ANNE BİLİYOR AMA ALLAH’A HAVALE EDİYOR

16 Temmuz 2004, akşam 22.00 sıraları. 10 yaşındaki T.Ö. tek başına Üsküdar Çocuk Şube Müdürlüğü’ne gidip başından geçenleri anlattı. Şube, 10 yaşındaki çocuğun anlattıklarını ‘hayal gücü geniş ya da çocuk aklı işte’ diye savuşturmayıp, ciddiye aldı, tahkikata başladı.

O gece T.Ö. içerisinde yatakhane de olan Çocuk Şubesi’nde muhafazaya alındı. T.Ö.’nün ifadeleri tüyler ürperticiydi:

‘Yaklaşık iki yıldır, öz abim A.Ö. (15), son bir yıldır da öz babam A.Ö.’nün (38), tecavüzüne (anal) uğruyorum. Aynı odada kaldığım abim, 2 yıl önce geceleri beni uyandırarak taciz ediyordu. Sonra geceleri acıyla uyandığımda, arkamda abimi görüyordum. Bir süre sonra kaçmak istedim ama peşimden gelmelerinden korktum. Hatta abime, ‘Beni evlatlık isteyen bir aile var. Onların çocuğu olmak istiyorum. Gitsem beni rahat bırakır mısın’ dedim. ‘Bırakırım’ dedi. Babam da kendisinin söylemesiyle 31 diye bişey (masturbasyon) yapıyordu. Sonra kirlenen yerleri bana temizletiyordu. Birine anlatırsam, beni dayaktan öldüreceğini söylüyordu. 3 gün önce babam yine aynı şeyi yapmaya başladı. Bağırmaya başlayınca, beni dövmeye başladı. Üvey anneme olanları anlatıyordum. Önce bana inanmadı. Külodumu gösterince inandı. Bir şey demeyip, elimden alıp yıkadı. Artık bana inandı. Allah’a havale et veya polise git dedi. Başımdan geçen her şeyi ilk günden beri üvey anneme ve komşulara anlattım. Öz annemi hiç görmedim. Komşular burayı tarif ettiler, buldum. Babam ve abimle yaşamak istemiyorum. Ama üvey annemi seviyorum. Abimden ve babamdan bana yaptıklarından dolayı şikayetçiyim.’

PORNO FİLMLER SEYRETTİRİYORDU

Çocuk Şube Müdürlüğü’nde görevli başkomiser Gonca Yangel, T.Ö.’yü ifadesinden sonra, hemen en yakın hastaneye gönderip, anlattıklarını doktor raporuyla belgelemek istedi. Doktorların raporu küçük kızı doğruluyordu.

Ertesi gün Üsküdar Çocuk Şube’ye bağlı polislerin ilk işi operasyon yapmak oldu. Bütün gece eve gelmeyen kızı yüzünden, ortada bir bit yeniği olduğunu düşünen baba, sabah eşine ‘valizleri hazırla’ demiş ve Harem’e bilet almaya gitmişti. Polisler bunu düşündüğü için hem Harem’e hem de mahalleye pusu kurdu.

T.Ö.’ye tecavüz eden küçük abi A.Ö. evde yakalandı. Bütün suçlamaları kabul etti. İfadesinde T.Ö.’nün vermediği başka ayrıntıları verdi: ‘Babam bize porno film seyrettiriyordu. Bazen de bize, ‘Annenizle bu gece yatacağız’ deyip seyretmemiz için imada bulunuyordu.’

Harem’den bilet alıp evine dönen baba A.Ö. de eve dönerken yakalandı. Fakat o küçük oğlu gibi suçlamaları kabul etmedi. Kanser tedavisi gördüğü için cinsel gücünün olmadığını, kızının yalan söylediğini anlattı. Polisler bunun üzerine, üvey annenin ifadesine başvurup, en son ne zaman birlikte olduklarını sordu. Çok yakın bir tarih söyleyince, bu kez A.Ö. ‘Ben onu boşayacaktım, bana iftira atıyor’ dedi. Üsküdar Cumhuriyet Savcılığı baba ile oğulu tutuklayarak cezaevine koydu.

Tanıklık yapmaya yanaşmayan komşular polise ter döktürdü. İki yıldır olayı bilenlerden beş altısı sonunda ifade verdi.

ABİ VE BABADAN SONRA BİR DE EMLAKÇI ÇIKTI

Bütün bunlar olurken, T.Ö.’nün 18 yaşındaki büyük abisi S.Ö. oturdukları apartmanın hemen yanındaki emlakçıdan şikayetçi oldu. İddiasına göre gardiyanlıktan emekli olduktan sonra emlakçılığa başlayan 50 yaşındaki M.B., küçük kızkardeşi T.Ö.’ye tacizde bulunmuştu. ‘Mahallemizdeki emlakçı M.B., kızkardeşime iki kez tacizde bulundu. Kardeşimi rahatsız etmemesi için dükkanına gittiğimde bana küfür edip silahını gösterdi. Emlakçıdan şikayetçiyim.’

T.Ö. abisinin söylediklerini doğrulayarak olayı şöyle anlattı: ‘Beni dükkanına çağırıp, ellemeye başladı. Bağırıp kaçtım. Aradan bir süre geçtikten sonra beni tekrar çağırdı. Üzerime kapıyı kilitledi, kolumdan kendine doğru çekti. Yine ellemeye başladı. Bağırmaya başlayınca, kapıyı açtı. Ben kapıdan çıkarken, bir torbadan beline takmak için çıkardığı silahı gördüm.’

Emlakçı M.B. suçlamaları kabul etmedi. Çocukların silahtan bahsetmesiyle, polisler arama kararı çıkardılar. Büroda boş bira şişeleri ve silahı buldular. M.B de suçlamaları kabul etmemesine rağmen, tutuklanarak cezaevine gönderildi.

T.Ö. koruma altında

T.Ö, tecavüze uğradığı babasının 5 çocuğundan biri. A.Ö.’nün ilk evliliğinden 3, ikinci evliliğinden 1, son evliliğinden yine 1 çocuğu var. Çocuklardan 4’ünün velayeti A.Ö.’ye ait. A.Ö.’nün son eşi çocuğuyla birlikte memleketine döndü. 16 yaşındaki küçük oğlu hapiste, 18 yaşındaki büyük oğlu da İstanbul’u terk etti. 4 yaşındaki küçük oğlu ile T.Ö. artık devletin korumasında. Polisler tarafından Sosyal Hizmetler Kurumu’na teslim edilen T.Ö. yeni bir dünyaya adım atarken, polislere şunu soruyordu: ‘Babam bana bunları yaparken, oyun oynayacağız diyordu. Gideceğim yerde de benimle oyun oynamazlar değil mi?’

ÇOCUK ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ NASIL ÇALIŞIR?

Türkiye, Uluslararası Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne imza attıktan sonra, Emniyet Teşkilatı 13 Nisan 2001’de bünyesinde Çocuk Koruma Şube Müdürlüğü’nü kurdu, burada çalışan polislere Çocuk Polisi ismi verildi. Çocuk polisi 0-18 yaş arası istismara maruz kalan, evden kaçan, zorla sokakta çalıştırılan, suça maruz kalan, suç işlediğinden şüphelenilen çocuklarla ilgileniyor. Üsküdar’daki İstanbul merkezinin sorumlusu emniyet amiri Kasım Yağmur. 32 ilçede büroları var, 24 saat mesaideler. Bu şubeye çocuklar kendileri başvurabilir, ihbarda bulunabilir. Herhangi bir karakol ya da farklı şubelerden bir polis, bir suça karıştığı veya istismara maruz kaldığını belirlediği bir çocuk olursa, çocuğu en geç 2 saat içinde bu merkeze teslim etmek zorunda. Yoksa haklarında adli işlem yapılıyor. Ayrıca iki kadın ve iki erkek sosyal hizmet uzmanı görev yapıyor. Bunlara anne ve baba deniyor. Bu kişiler küçük çocukların bakımlarıyla ilgililer. Örneğin, anneler kızların, babalar erkeklerin banyolarını yapmalarında yardımcı oluyor. Şubeye gelen kız ve erkek çocukları için ayrı ayrı yatakhaneler var. Çocuk Şube Müdürlüğü Tel: 0 216 492 71 85. 



Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2004 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com