19/08/2004 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Gezi
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Bilim Son Güncelleme 13:09
19.08.2004
Dr. Yanıt

Dünyamızda bilinmeyen yer kaldı mı?

Soru: Gezegenimizin ne kadarı keşfedildi? Keşfedilmemiş noktası kaldı mı?

Yanıt: Sorunun yanıtını vermeden önce keşif sözcüğünün ne anlamda kullanıldığını belirtmek gerekiyor. Buffalo Üniversitesi Fiziki Coğrafya Profesörü Charles Ebert, uydular kanalıyla dünyamızın her köşesinin, her noktasının incelendiğini, haritasının çıkartıldığını belirtiyor.

Ancak keşif sözcüğü bu bölgelerin boylu boyunca aşılması, dolaşılması anlamında kullanılıyorsa yanıt değişiyor. Örneğin okyanusların büyük bir kısmı keşfedilmeyi bekliyor. Ayrıca yıllar önce eski insanların buraları keşfetmediğini nasıl bilebiliriz? Öte yandan bir bölgenin sistematik olarak incelenmesiyle, tesadüfen gezilip görülmesi arasındaki büyük farkı göz ardı etmemek gerekiyor.

Keşif sözcüğü ile sistematik olarak gezilen, bir boydan bir boya aşılan bölgeler kastediliyor ise, yerkürenin büyük bir bölümü henüz keşfedilmedi. Bu bölgelerin başında Sibirya, kuzey ve güney kutup bölgeleri, Amazon havzası, Tibet platosunun dağlık bölgeleri geliyor.

Ana rahminde lösemi olur mu?

Soru: Bebekte doğumdan önce lösemi oluşur mu?

Yanıt:
Son yapılan araştırmalar çok nadir görülen bir lösemi türünün rahimde başladığını gösteriyor. Buna göre çocuklukta ortaya çıkan lösemi rahimde, annenin hamilelik süresinde maruz kaldığı enfeksiyon veya kimyasal maddeler nedeniyle başlıyor.

İngiliz Kanser Araştırmaları Enstitüsü'nden Mel Greaves, Akut Lenfoblastik Lösemi (ALL) tanısı konan bebeklerin, hastalığa anne karnında yakalandıklarına ilişkin çok kesin bulgular elde ettiklerini belirtiyor. Bu spesifik kanser türü, genellikle bir yaşın altındakilerde görülüyor ve çocukluk döneminde ortaya çıkan kanser türlerinin yüzde 5'ini oluşturuyor. Daha sık görülen ve daha tehlikesiz olan türü 2 ile 6 yaş arasında çıkıyor.

Dr Greaves, doğumdan bir hafta sonra bebeğin topuğundan alınan kanı tahlil ederek, hastalığın fetüs döneminde başladığını kanıtlıyor. Bu kan örnekleri 10 yıla kadar saklanabiliyor ve normal olarak, kistik fibroz ve HIV gibi gibi kalıtsal hastalıkların teşhisinde kullanılıyor.

Bu çalışmalar henüz geniş kapsamlı araştırmalarla desteklenmediği halde, şimdiden doğru olarak kabul ediliyor. Öte yandan alkol ve diğer ilaçların anormalliğe yol açıp açmadığı konusunda da çalışmalar yoğun bir şekilde sürdürülüyor.

Roketler neden dikine havalanır?

Soru: Roketler, kalkış sırasında pistte hız alıp havalanacağına niçin dikine havalanır?

Yanıt:
Uçak ve roketler ortak bir tahrik aracına sahiptir:ıkisi de bir memeden çıkan sıcak gazlardan itme kuvveti üretir. Jet (veya roket) motoru gazı geriye doğru iter; daha sonra bu gaz , uçak (veya roketi)ileri doğru iter. Bu bir tekneden atlamaya benzer. Tekneden bir yöne doğru atladığınız zaman, tekne ters yöne doğru gider.

Özetle söylemek gerekirse roketler ve uçakların havalanma şeklindeki farklılık, roketlerin uçaklar gibi kanatlarının olmamasından kaynaklanır. Uçağın uçmak için kanatlara gereksinimi vardır. Kanatlar, genel olarak, kavisli bir üst yüzey ve düz bir alt yüzeyden oluşur. Havada yol alırken kanatların üst düzeyindeki hava, alt yüzeyindekine oranla daha hızlı hareket etmek zorundadır.

Akış hızının yükselmesi basıncın düşmesi anlamına gelir. Dolayısıyla kanatların altında, üsttekine oranla daha yüksek bir basınç mevcuttur. Sonuçta kanat, uçak gövdesiyle birlikte, yukarı doğru itilir.

Uçak oldukça ağır bir araç olduğu için hava akışının çok yüksek hızlarda oluşması gerekir. Bunun için de kalkış hızına erişinceye kadar uçak pistte hızla yol alır.

Öte yandan roketler havanın çok ince olduğu tabakalara (hatta hiç olmadığı) kadar çıkabilir. Bu durumda hiçbir şeyi kaldırmasına gerek yoktur. Dolayısıyla roketler için kanatlar gereksizdir. Yalnızca çok kuvvetli bir motor yeterlidir.

Motordan hızla çıkan gazlar kaldırma işlemini gerçekleştirir. Uçaklar gibi pistte hız kazanarak havalanacağı yerde roketler yalnızca yukarı doğru itilir

Bu durumda hava taşımacılığında niçin yalnızca roketleri kullanmıyoruz? Çünkü havanın kaldırma kuvvetinden yararlanarak daha az yakıt tüketen uçaklardan vazgeçmek şimdilik ekonomik görünmüyor. 



Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2004 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com