|
ABD yönetiminin, Türk makamları ve siyasilerine dönük sayısız uyarılarına konu olmuş bir isim Mustafa Bayram.
ABD’nin narkotikle mücadele amacıyla kurulmuş özel güvenlik örgütü DEA’nın (Drug Enforcement Agency) kayıtlarında adı ‘uyuşturucu taciri’ olarak geçiyor.
Bu kayıtlarda kendisinden ‘chemist’, Türkçesiyle kimyager, yani imalatta el becerisi olan biri olarak da söz ediliyor.
Adına yalnızca DEA dökümlerinde rastlanmıyor. Türkiye’deki polis ve adliye kayıtlarında ‘teşekkül halinde uyuşturucu kaçakçılığı’ suçlarıyla ilgili dosyalarda sıkça kendisine atıf yapılıyor.
Son 30 yıl içinde Van’da, Kilis’te, İstanbul’da onlarca kilo baz morfin ya da eroinle bağlantılı pek çok narkotik operasyonunda defalarca gözaltına alınmış. Ancak, çoğunluk suçu başkaları üstlendiği için serbest bırakılmış.
Bir seferinde 1986 yılında uyuşturucu suçundan mahkûm olup 5 yıl hapis cezası almış ve 1987 yılında 11 ay yattıktan sonra tahliye edilmiş.
MERKEZ SAĞDAN SİYASAL İSLAM’A DOĞRU
Mustafa Bayram, yalnızca uyuşturucu değil, Mercedes kaçakçılığı, adam öldürme gibi suçlara da karışmış.
Ancak ilginçtir ki, hakkında çıkan bütün tutuklama kararlarına rağmen her seferinde bir şekilde serbest kalmanın yolunu bulmuş.
Bazı durumlarda aftan yararlanmış, bazı durumlarda ise Türkiye’de yargı sisteminin işleyişi nedense hep Mustafa Bayram’ın lehine sonuç vermiş.
Ayrıca, uzun yıllar milletvekili dokunulmazlığı zırhının arkasına saklanmış.
Mesut Yılmaz’ın liderliğindeki merkez sağ ANAP, uyuşturucu suçlarından defalarca içeri girip çıkan, hapis yatan bu şahsı 1995 seçimlerinde Van’dan milletvekili seçmekte herhangi bir sakınca görmemiş.
Refahyol koalisyonu kurulunca, Bayram, ‘Siyasal İslam’ın temsilcisi Refah Partisi’ne yatay geçiş yapmış, ardından 1999 yılındaki seçimlerde Fazilet Partisi’nden Meclis’e girmiş.
İKTİDARA VE DEVLETE NÜFUZ ETMEK
O, bir aşiret reisi. Aşiretinin gücünü ve aynı zamanda büyük servetinin sağladığı parasal imkánları siyasal iktidara ve devlet mekanizmasına nüfuz edebilmek için kolaylıkla kullanabiliyor.
AKP de bir istisna değil. Daha geçen mart ayında yapılan yerel seçimlerde bu kez oğlu Hecer Bayram sahneye çıkıyor ve Van’ın Edremit İlçesi’nde AKP’den belediye başkanı seçiliyor.
Yolsuzluklarla mücadele taahhüdü ile Türk halkının güvenini kazanıp iktidara gelen AKP liderliği, uyuşturucu sicili bir hayli kabarık olan Bayram’ın oğluna ampullü parti rozetini takıp belediye başkanı yapmakta hiçbir mahzur görmüyor.
Mustafa Bayram’ın diğer oğlu Hamit Bayram’ın uyuşturucu işine karıştığı gerekçesiyle gözaltına alınmasından sonra, Van milletvekili ve AKP’li Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’e kolaylıkla ulaşabilmesi, AKP’deki bağlantılarının yeterince sağlam olduğunu göstermiyor mu?
HUKUKUN TÜKENDİĞİ NOKTA
Ve ancak hayal gücü kuvvetli çok usta bir senaristin bir mafya dizisi için kaleme alabileceği kurgusal bir tasarım, gerçek hayatın kendisi olarak Van’da karşımıza çıkıyor.
Malatya emniyeti narkotik şube görevlileri teşebbüs halinde yakaladıkları Hamit Bayram ile birlikte geldikleri Van’da, emniyete ait bir tesiste aşiretin adamları tarafından kuşatılıp sanığı ellerinden kaçırıyorlar.
Silahlı kuşatmayı bizzat Mustafa Bayram yönetiyor. Yanında Edremit’in AKP’li belediye başkanı olan diğer oğlu Hecer Bayram da var.
Van Valisi Hikmet Tan, sonuçta hukuk çizgisini zorlayarak Mustafa Bayram’a ‘Oğlunu getirsin, yoksa kendisini tutuklarım’ tehdidinde bulunuyor.
Vali, muhtemelen artık hukukun ve kamu otoritesinin sınırlarının tükendiği bir noktada olduğunu görerek, aşiretin anlayacağı bir dilden konuşuyor ve sonuç alıyor.
VE KAMU OTORİTESİNİN ACZİ
Ancak Mustafa Bayram, güvenliğinin sağlanamayacağı gerekçesiyle Van’dan Bitlis’teki bir hapishaneye aktarılıyor.
Bu dizinin her sayfasında kamu otoritesinin bir aşiretin gücü karşısındaki aczinin, teslim olmuşluğunun utanç verici bir görüntüsüyle karşı karşıyayız.
Vatandaşlarına her vesileyle gücünü ve şanlı tarihini hatırlatmayı ihmal etmeyen yoksa bir başka devlet miydi? |