|
ANTALYA Serik’teki kuş cenneti üzerine beş yıldızlı otel kurdular, eko-turizm yapacaklardı.
Tam 213 kuş türü yaşıyordu orada.
Müşteriler kuşlara baksın diye dürbün bile aldılar.
Ama kuşlar gitti.
Çünkü kuşlar otelde kalmazlar.
Otelciler de otelin içine büyük bir kuş kafesi yaptırıp, içine güvercin koydular.
Ben Türklerin çok zeki olduğunu her zaman söylerim.
Madem ki kuş cennetindeki kuşlar gitti, onlar da otelin içine kafes yapıp güvercin dolduruyorlar, kuş kuştur.
Dürbünleri de var.
*
Gölleri kurutup tarla yaptıktan sonra ‘Hani su kalmadı’ diyen milletin zekásıdır bu.
Ya da; Yatağan’a termik santral isteyen, ama şimdi de ‘Dumandan oluyor’ diyenlerin.
Ya da, ya da; kanalizasyonunu denize bağlayıp, sabah plajda kendi çişi ile karşılaşınca ‘Aaaaa... Kim yapmış?’ diyen zekánın...
Çevre Bakanı, sessizlik isteyen caretta kaplumbağalarının sessiz bırakıldığını göstermek için her gece medya ordusunu peşine takıp kumsala baskın yapmıyor muydu?
*
Kuş cennetine beş yıldızlı otel yaptıktan sonra kuşların niye gittiğini araştırdılar.
Ben size söyleyeyim; kendi ahmaklıklarını görememişlerdir.
Çünkü kuş beyni ‘Burayı rezil ettiler, biz gidelim buralardan’ diye akıl eder gider de, oraları rezil eden ne yaptığını bilemez.
Muhtemelen gelen turistlere ‘kuş cenneti’ diye kafesteki güvercinleri göstermeyi düşünüyorlardır.
Ve işletmeci, medyaya şöyle dedi:
‘Kuşlara kafes yaptık, onları koruyacağız...’
Bunu söyleyen kuş değil, insan...
*
Kısacası; bu insanların ahmaklığının ceremesini sadece masum insanlar çekmiyor.
Doğa da çekiyor.
Kuşlar bedel ödüyorlar, yunuslardan karacalara, turnalardan kaplumbağalara kadar kimse ellerinden kurtulamıyor.
Yer, gök, deniz, orman, su, hava...
Ahmakların elinde çaresiz... |