16/07/2004 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Gezi
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Kelebek
16.07.2004
Paranoyak oldu
 

Ümit Elçi’nin ‘Hoşgeldin Hayat’ filminin hemen ardından şimdi de Ercan Durmuş’un ‘Gece 11:45’ filmine başlayan Yelda Reynaud, son filminde Zeynep adlı paranoyak bir kızı canlandırıyor.

15 yaşında evden kaçıp Mısır’a giden, dalış öğretmenliğinin ardından ABD’ye, sonra da Fransa’ya giden ve bir Fransızla evli olan, Fransa’daki oyunculuk eğitiminin ardından Türkiye’de Derviş Zaim’in ‘Çamur’ ve Yılmaz Arslan’ın ‘Yara’ filminde rol alan Avusturya doğumlu Türk oyuncu Yelda Kaymakçı Reynaud, Yara’daki rolüyle pek çok ödül kazandı. Yelda Reynaud, Ercan Durmuş’un yönettiği ‘Gece 11:45’ adlı filmde ailesi tarafından gelenekleri ağır basan, baskıcı biriyle zorla evlendirilen, ardından ağır bir dayak sonrası hastaneye kaldırılıp orada tanıştığı doktor (Nihat Odabaşı) ile aşk yaşamaya başlayan Zeynep rolünde. Reynaud rolünü şöyle anlatıyor; ‘Film Manolya sokağında bir çöp tenekesinde başlıyor ve 200 metrelik bir mesafenin sonunda bitiyor. Filmde flashback’ler var. Her sahne tekrar yaşanıyor. Kağıtçı ile (Feridun Düzağaç) başlayan film, senarist (Yiğit Özşener) ile devam ediyor, sonra da bende bitiyor. Oynadığım karakter biraz paronayak. Eşi ve bir adam tarafından takip edildiği için başka kılıklara girmek zorunda kalıyor.’

Yedinci filmi

Benim bu 7. filmim oluyor. 98 yılında ‘Yara’ adlı filmle en iyi kadın oyuncu ödülünü kazandım. ÇASOD’dan ve SİYAD’dan ödüller aldım. Bununla beraber Mısır ve Arjantin’den de aldığım ödüller var. 7 ay önce Türkiye’ye döndüm. 14 yıl boyunca Fransa’da kaldım. Türkiye’de gitmeden önce çok sansasyonel teklifler alıyordum. Ama bunların oyunculukla bir ilgilisi olmadığı için kabul etmedim. Bir karar vermek zorundaydım. Büyük paralar kazanacakken ben Avrupa’ya gitmeyi tercih ettim. Çünkü ben oyuncu olduğumu biliyorum. Çok çalışıyorum. Bu kadar çok ödül almam da bunun kanıtı. Orada da oyunculuk üzerine işler yaptım.

Hülya Avşar’a gerek yok

Bu film popüler bir film olabilir. Bir filmin illa popüler olması için Hülya Avşar’ın olması gerekmiyor. Sonuçta ‘Blair Cadısı’ da sıradan insanların küçük bir bütçeyle yaptığı bir filmdi. Ama dünyada büyük ses getirdi. Dolayısıyla benim için ticari ya da entelektüel filmler arasında bir fark yoktur. Film filmdir. Eğer bir filmin parası varsa ve reklam yapılıyorsa o film çok izlenir. Türkiye’de sinema ayaklar altında sürünüyor. Türkiye’de yapımcılık mesleği yok. Bunun en büyük kanıtı Ercan Durmuş. Onların yaptığı filmler 1.5 milyon dolardan başlıyor. Bizim filmimiz de orada 2.5 milyona yapılacak bir film. Bizimkiler destek bulamıyor. Devletin de filmlere destek olması gerek. Bir sinema ekonomisi söz konusu değil. Yılda 10 film yapılıyor. Avrupa’da film yapan herkes mutlu, oysa burada herkes akşam yiyeceği yemeği düşünüyor. Bir filmde oyunculara verilen paralar o filmin bütün çalışanlarını da etkiliyor. Benim de zor yaşadığım anlar oldu. ‘Yara’dan ödülümü aldıktan sonra bana yapılan bütün teklifleri tepip yurtdışına gittim.

Hayalim Marlon Brando’yla öldü

En büyük hayalim Marlon Brando ile bir filmde oynamaktı. Oyunculuğa başladığımda bunu hayal etmiştim ama benim bu hayalim öldü onunla birlikte. Ben o öldüğü gece dua ettim ve dedim ki inşallah onun yeteneği biraz bana geçer. Ve ödün vermeden bunu yapacağım, başaracağım.

Ben soğuk değilim

Benim için soğuk kadın diyorlarmış. Bu hep bana psikiyatrik sorunları olan kadın rolleri vermelerinden kaynaklandı. Ama sonuçta biz insanız ve ekranda roller yapıyoruz sadece. Çünkü ben oyuncuyum. Bunun kaç yıl eğitimini aldım, çalıştım ve dünyanın her köşesinde ödüller aldım. Eşim buraya yerleşmek istemiyor, işleri orada. Ayrıca buraya geldiğinde Türkçe’yi öğrenmesi gerekiyor ve benimle zaten bunu öğrenemez. Çünkü benim Türkçem de yeni yeni düzelmeye başladı. Belki ilerde yerleşiriz. ‘Gece 11:45’ filmi töre hikayesini anlatıyor. Sevgilisinden kaçıyor kadın ve görüntüsünü değiştiriyor, ama kurgu çok güzel. Filmde bir kağıtçı, bir kadın ve bir senarist var. Ve hikaye 11:45’te başlayıp, 11:50’de bitiyor. 5 dakikayı anlatıyor. Bu filmde canlandırdığım karakterimde de paranoyaklık var... 



Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2004 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com