|
Didem Çoksayar
Geçen ay Cannes Film Festivali'ndeydim. Sadece dünyaca ünlü starların değil lüks ve spor otomobillerin de geçit töreni yaptığı bir festival. Porsche'ler, Ferrari'ler, Bugatti'ler, Lamborghini'ler, Lotus'lar... Gözlerinizi şımartıyor ve içinde bulunduğunuz görsel şölenin tadını çıkarıyorsunuz. Hatta bir süre sonra bu durumu kanıksıyorsunuz. Sanki hayatınız boyunca yolda yürürken önünüzden bu güzeller geçmiş gibi.
Bir başka otomobil daha vardı. Her adım başında karşılaştık kendisiyle: Vel Satis. En yakın zamanda Türkiye'de de o kadar çok sayıda Vel Satis'i yollarda görmek arzusundayım. Çünkü tasarımını çok beğeniyorum. O yüzden dış görünümüyle ilgili hiçbir yorum yapmıyorum; objektif olamayabilirim. Direksiyona geçtiğinizde yüksek bir 4x4'e oturmuş gibisiniz. Yüksekte ve etrafa hakimsiniz. Koltuklar evdeki berjerleri aratmıyor. Emniyet kemerinin koltuğa entegre olması çok zekice düşünülmüş bir detay ama bağlantı noktasının sürekli elime takılmasına kafam da takıldı. Mavi köşe Ufuk Sandık makam otomobili testi de yapmış. Ben yapmadım. Çünkü Vel Satis, performansı, donanımı ve sunduğu sürüş keyfiyle arka koltuğunda değil, direksiyonunda olmayı tercih edeceğim bir otomobil. |