11/07/2004 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Gezi
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Pazar
11.07.2004
21 yaşında bu 5 çocuğun annesi...
 

Sibel ARNA

Adı Makbule. Mavi gözleri yüzünden mahalleli ona Çakır diyor. On bir yaşında evlendirildi, ilk çocuğunu 12’sinde doğurdu. Bugün 21 yaşında, 5 çocuk annesi. Kağıt toplayıcısı kocasının günlük üç milyon kazancıyla ancak karınları doyuyor. On bir yaşında evlenmek Makbule için hiç de garip değil. Çünkü onun yaşadığı yerde gelenek bu.

Üstelik orası, memleketin ücra köşelerinde, sahipsiz kalmış bir köy de değil. 200 Evler Mahallesi, Samsun’un merkezine 10 dakika uzaklıkta.

Bu mahallede kızlar 12 yaşında gelin, oğlanlar 14 yaşında damat
Sağda solda çıplak çocuklar koşturuyor, bütün evlerin kapıları açık, çöpler kapı önlerine yığılmış, ortalık sinek kaynıyor. Samsun’un merkezine 10 dakika uzaklıktaki 200 Evler Mahallesi’ndeyiz. Bu mahallede 80 yıl önce Selanik’ten Samsun’a göç etmiş Romanlar (Çingeneler) yaşıyor. Küçücük evlerde dip dibe barınan 1000 kişilik topluluğun duyanın ağzını açıkta bırakacak bir geleneği var. Bu mahalledeki kızlar 12 yaşında gelin, erkekler 14 yaşında damat oluyor. 12 yaşında bir çocuk evlenebilir mi? Evlenirse çocuk doğurabilir mi? Doğurursa besleyebilir mi? Büyütebilir mi? Samsun’a gittik. Sorularımızın cevaplarını aldık ama bu ülkenin geleceği ile ilgili umutlarımızı da orada, çocukların çıplak ayakla üzerine bastığı at pisliklerinin arasında bıraktık.

Taksinin şoförü ‘Geldik abla, buradan sonrasını yürüyeceksiniz’ dediğinde gözlerimize inanamadık. Şehir merkezinden yola çıkalı 10 dakika olmuştu ama biz başka bir coğrafyaya gelmiştik. Yüksek apartmanların yerini gecekondular, asfaltın yerini toprak yol almıştı. Araba ara sokaklara giremiyordu. 200 Evler Mahallesi, Samsun’un merkezinden daha sıcaktı. Belli ki ortalığa yayılan tezek kokusu havayı ağırlaştırmıştı. Durduğumuzun ikinci dakikasında arabanın etrafını çocuklar sardı. Arabadan indiğimde ilk göz göze geldiğim kadın Zekiye’ydi. Kara, kuru, bıyıklı, gözleriyle gülen bir kadındı. Yirmi altı yaşındaydı Zekiye, fazla sormadan hikayesini anlatmaya başladı: ‘13 yaşındaydım evlendiğimde. Kocam 17’ydi. Evlenir evlenmez hamile kaldım. Çocuk olduğumdan olsa gerek ilkini düşürdüm. Kızım Esma’yı kucağıma aldığımda 14 yaşındaydım. O yaşta kadına benziyordum. Memelerim çıkmıştı iyice, çocuğumu kendim emzirdim. Dört yıl önce resmi nikah yaptık. Çocuklar gayrimeşru yazıyordu, kütüğe kaydettirdik. Şimdi Esma 12 yaşında, ben 26. Annesiyim ama ondan sadece 14 yaş büyüğüm.’

Zekiye sözünü bitirmeden mahallenin erkekleri bana sesleniyor. Kimmişim, ne istiyormuşum bilmek istiyorlar. Muhtarı soruyorum ‘Gitti’ diyorlar. ‘Geleceğimizden haberi vardı’ diyorum beni muhtar kadar hatırı sayılan Bakkal Ali Sağlam’a götürüyorlar.

TÖREMİZ BU, KRALI GELSE DEĞİŞTİREMEZ

Kapıdan girip ‘Bu mahallede kızlar 12 yaşında evlendiriliyormuş’ dediğimde Ali Bey ilginç bir karşılık veriyor: ‘Ne var bunda! Bunun için mi geldiniz? Bizim töremiz adetimiz bu. Siz de gelseniz, jandarma da gelse, kralı da gelse bizi hapse de atsanız değiştiremezsiniz. Böyle gelmiş böyle gider. Evlendirmeyip ne yapacağız. Sevişiyorlar, kızlar hamile kalıyor. Hepsi eğitimsizlikten kaynaklanıyor ama bizim insanımız cahil okumuyor. Okutamıyoruz. Biri okuyup bir şey çıksa diğerleri onu örnek alacak ama nerdeee...’

Bakkaldaki konuşmaları dinlemek için gelen kalabalıktan bir kadın lafa karışıyor: ‘Nasıl okutayım. Okula göndermek günlük 5 milyon, benim kocam günde 2 milyon kazanıyor. Oğlumu okula göndermedim diye devlet bana 1 milyar ceza kesmiş. Göndermemenin cezası günlük 10 milyonmuş. Ben hayatımda 1 milyarı yan yana görmedim. 10 milyar da ceza kesse gönderemem, durumum ortada. Ceza göndermesinler, yardım etsinler.’

Kalabalığa dönüyor, soruyoruz: ‘Evlilik demekle neyi kastediyorsunuz? 12 yaşındaki çocuğa nasıl nikah kıyıyorsunuz?’ Büyük olduğu için cevabı yine Bakkal Ali Bey veriyor: ‘Nikah yapmıyoruz. Yalnızca düğün yapıyoruz. Düğünden sonra sessizce çocuklarımızın büyümesini bekliyoruz. Resmi nikah olana kadar yeni evliler erkek tarafının anne-babasının evinde yaşıyorlar. Nikahtan sonra ayrı eve çıkıyorlar. O zamana kadar onlara bakmakla yükümlüyüz. Bak benim oğlum evlendiğinde 17’ydi. Gelinim ise 14. Üç senede iki çocuk yaptılar. Oğlum bu sene 20 yaşına gelince askere gitti. Gelinime de torunlarıma da ben bakıyorum.’

BÜTÜN ÇOCUKLAR GAYRİMEŞRU DOĞUYOR

200 Evler Mahallesi’nde bütün çocuklar gayrimeşru doğuyor dersek yalan söylemiş olmayız. Anne reşit olmadan ve resmen nikahlanmadan doğum yaptığı için hastaneye gittiğinde kocasının değil babasının yeşil kartını kullanıyor.

Kızların 12’sinde evlenmesine izin veren adetler boşanmayı da yasaklamış. 12 yaşındaki kızı Asiye’yi geçen yıl evlendiren Nevin Uyar bu konuda kesin konuşuyor: ‘Bizde boşanma olmaz. Evlendin mi ölene kadar onunla olacaksın. Ben kızımı parasızlık yüzünden evlendirdim. İkimiz aç oturuyorduk. Hiç olmazsa şimdi onun karnı doyuyor.’

Evlilik yaşı bu kadar düşük olunca haliyle mahalledeki insanlar erken yaşta torun sahibi oluyorlar. 33 yaşındaki Kerim Evran anlatıyor: ‘Geçen sene oğluma gelin aldım. Yakında dede olurum. Bizim burada kadınlar 30’unda nine, erkekler de en geç 35’inde dede olur.’

Mahallede bu gidişata dur demek isteyen yok değil. 13 yaşındaki kızı evlenmesin diye elinden geleni yapan bir baba yaşadıklarını şöyle anlatıyor: ‘Kaç kere kaçtı sayamadım bile. Her defasında eve geri getirdim. En sonunda hamile kaldı. Rıza göstermeye mecbur kaldım.’

200 Evler’in ara sokaklarında dolaşıyoruz. Çocuk kadınlar, kucaklarında bebekleriyle birlikte kapı önlerinde oturuyor. Yüzünden yaşı okunan 15 yaşındaki anneler korktukları için yaşlarını büyük söylüyor. Fazla üzerlerine gitmiyoruz. Gördüklerimiz ve duyduklarımız bize yetmiş. Ezilmiş, büzüşmüş, un ufak olmuşuz.

Tam mahalleden çıkarken yanımıza bir kadın geliyor. ‘Gitmeyin, Çakır’ı görmeden gitmeyin’ diye bağırıyor. Bizi Çakır’a götürüyor. Çakır son darbeyi vuruyor. Gerçek ismi Makbule Tamer. O hep gülen mavi gözleri yüzünden mahalleli ona ‘Çakır’ diyor. Yaşı 21. 11 yaşında evlenmiş. 10 yılda 5 çocuk doğurmuş. Doğum kontrolünün ne demek olduğunu daha bu yıl öğrenmiş. Kocasıyla mahalleden arkadaş. Oynadıkları evcilik oyunu gerçek olmuş. ‘Çok kavga ettik. Kocam benden üç yaş büyüktü. Ben evlendiğimde adet görmemiştim. Bir yıl sonra adet oldum’ diyor Makbule; sonra kulağıma hala birbirlerini sevdiklerini de fısıldıyor.

17 yaşındayım adım evde kalmışa çıktı

Nevin, muhtarın kızı... İlkokul dörde kadar okumuş. Babası bizimle konuşmaya ürkse de o yaşadıklarını anlattı: ‘Kurallar böyle. 13, en geç 14’üne geldin mi evleniyorsun. Kızlar çocukluklarını yaşayamıyorlar. Dikkat edin 12’sinden büyük kızlar kadın gibi davranmaya başlıyorlar. Annelerinin kıyafetleriyle sokakta oynamaya çıkıyorlar. Ben de sevdim ama evlenmedim. Hem ailemi üzmek istemedim hem de bu yaşta evlenmek aklıma yatmadı. 17 yaşında olduğum için mahallede adım evde kalmışa çıktı. Benim için ‘Kartladı’ diyorlar. Ne derlerse desinler 18 olana kadar evlenmeyeceğim.’

MUHARREM SOYLU (Samsun Sosyal Hizmetler İl Md.)

Bu vatandaşlarımız gününü gün etme felsefesiyle yaşıyor

13 yaşındaki kızların evlendirilmesini önlemek bizim görevimiz değil. Kolluk kuvvetlerinin müdahale etmesi gerekiyor. Biz bu vatandaşları eğitmekle yükümlüyüz. Yaptıkları bir suç. Yeni çıkan yasada bunları önleyici hükümler var. İnşallah sayın vatandaşlarımız bu hükümler doğrultusunda hareket eder. Bildiğiniz gibi bu vatandaşlarımız gününü gün etme felsefesiyle yaşıyorlar. Dolayısıyla biz onlara pek müdahale edemiyoruz. Eğitim verdiğimiz toplum merkezine gelmiyorlar. Toplum Merkezimiz 200 Evler’e biraz uzak. Belki gidiş geliş problem oluyordur.

200 EVLER’DE HAYAT

250 bin liralık salça, yarım paket sana yağ, çeyrek ekmek


İsmini, 200 tek katlı evden alan 200 Evler’in tarihi 11 yıllık. Romanlar eskiden başka bir mahallede oturuyormuş. Eski mahalle yeniden yapılanmaya gidince belediye onları ‘geçici’ olarak 200 Evler’e taşımış. Geçiş dönemi 11 yıl sürünce mahalledeki 200 evin sayısı 400’e çıkmış.

Mahallede 10 bakkal var. Sürekli 250 bin liralık salça, yarım paket sana yağ, çeyrek ekmek satıyorlar. İstanbul, Ankara’da 100 bin liraya nefes alamazken, 200 Evler’in çocukları adı duyulmadık gofretleri 100 bin liraya yiyor.

200 Evler Mahallesi’nin tam önünde bir otoyol inşaatı yapılıyor. İnşaatla birlikte mahalle iyice çukurda kalmış. ‘Bizi diri diri toprağa gömdüler. Yağmur yağdığında her tarafı sel alıyor. Zeten iki odalı evde üç aile birlikte yaşıyoruz, bu yolla birlikte sefilliğimize sefillik eklendi’ diyor halk. Samsun Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Kenan Şara ise şunları söylüyor: ‘O mahallede küçük kulübelerde üç aile birlikte yaşıyor. Belediye o evlerin hepsini yıkacak, yerine çok katlı apartmanlar dikecek. Proje şu anda plan aşamasında. Yol çalışması yüzünden biraz çukurda kaldıkları doğru ama yağmur suları altında kalmaları mümkün değil.’

200 Evler Mahallesi polis değil jandarma gözetimi altında. Her ay en az iki kere 13 yaşındaki kızlar davullu zurnalı düğünlerle evlendiriliyor. Ama buna ne jandarma ne de başka bir yetkili karışıyor. 



Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2004 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com