Türkiye, balık yetiştiriciliği için, ekilen tarım arazisinden daha fazla deniz alanına sahip olmasına karşın, bürokrasi başta olmak üzere çeşitli nedenlerle bu potansiyeli değerlendiremiyor.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı verilerinden derlediği bilgiye göre, iç suları ve denizleri ile birlikte 25.8 milyon hektar (258 bin kilometrekare) balık yetiştiriciliğine elverişli alanı olan Türkiye'de, bu potansiyel değerlendirilemiyor. Yıllık 600 bin ton civarındaki balık üretiminin yüzde 90'ı avlama yöntemi ile elde edilirken, bürokratik engellerin de etkisiyle, denizlerde balık yetiştiriciliği çok zor gelişiyor.
Türkiye'de, su ürünleri üretimi yapılabilecek 200 tabii göl, 206 baraj gölü, 953 gölet, toplam uzunluğu 177.7 bin km olan 33 nehir ve ırmak ile 24.6 milyon hektar (246 bin kilometrekare) genişliğinde deniz alanı bulunuyor. Üretim yapılabilecek göl, baraj gölü, gölet ve deniz alanlarının genişliği 25 milyon 871 bin (258 bin 710 kilometrekare) hektara ulaşıyor.
Bu kadar geniş bir yatırım alanı potansiyeline karşın, şimdiye kadar, 1100'ü iç sularda olmak üzere, toplam 1650 balık yetiştiriciliği tesisi için Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'ndan belge aldı. Bunların toplam üretim kapasitesi ise 85 bin ton. Bu tesislerde 2002 yılında 61 bin 165 ton üretim yapılırken, 2003 yılındaki üretimin 80 bin tona yaklaştığı tahmin ediliyor.
Türkiye'de 2002 yılında 627 bin 847 ton su ürünleri üretilirken, bunun yüzde 83'ü deniz avcılığı, yüzde 7'si iç su avcılığı, yüzde 10'u da yetiştiricilik yoluyla elde edildi. 1992'de 9 bin 210 ton olan yetiştiricilik yoluyla balık üretim, 2002'de 61 bin tonu üzerine çıktı. Yetiştiricilikten elde edilen üretimin milli ekonomiye katkısının 350 milyon dolar olduğu kaydediliyor.
Balık yetiştiriciliği üretiminin 34.2 bin tonu iç su, 26.8 bin tonu da deniz tesislerinde yapılırken, kısa vadede, 10 yılda, deniz yetiştiriciliği üretim rakamını 100 bin-150 bin tona, 20-25 yılda da 500 bin tona çıkarmanın mümkün olduğu vurgulanıyor.
Balık yetiştiriciliğini teşvik edilmesi ve sektörün kayıt altına alınması için geçen yıl alabalık üretiminde kg başına 90 bin lira, çipura ve levrek üretiminde ise 153 bin lira teşvik primi ödenmeye başlandı. Geçen yıl bu kapsamda 5 trilyon liralık ödenek ayrılırken, sektörün primleri düşük bularak kayıt altına girmek istememesi nedeniyle toplam ödeme 1 trilyon 50 milyar lirada kaldı.
Bunun üzerine, alabalık, çipura ve levrek yetiştiriciliğinde kg başına yapılan destek ödemesi bu yıl başında 400 bin liraya yükseltildi. Destekleme ödemesi için ayrılan ödenek 16 trilyon liraya çıkarılırken, bu yıl şimdiye kadar 2.2 trilyon lira ödeme yapıldı. Desteğin sektörün kayıtlı satışlarını artırması bekleniyor.
YATIRIM İZNİ İÇİN, 10'DAN FAZLA KURUMDAN GÖRÜŞ ALINIYOR
Balık yetiştiriciliğine getirilen desteğin, yeni yetiştiricilik yatırımlarını özendirmekten çok, mevcut yatırımcıları kapasite artırımına yönelttiği belirtiliyor.
Yetkililer, özellikle yeni yetiştiricilik tesisleri konusunda yatırımcıların çekingen davranmasında, izin sürecinin çok uzun sürmesinin etkili olduğunu ifade ettiler. İzin sürecinin uzun sürmesi nedeniyle, sektöre ilgi duyan yabancı yatırımcıların da doğrudan yeni yatırım yapmak yerine, mevcut yatırımları satın alma ya da kiralama yoluna gittiği kaydedildi.
Verilen bilgiye göre, iç sularda balık yetiştiriciliği konusunda izin almak, denizlere göre daha kolay oluyor. Ancak, Kültür ve Turizm, Tarım ve Köyişleri, Çevre ve Orman, Maliye, Sağlık bakanlıkları, Denizcilik Müsteşarlığı, özel çevre koruma kurullarını ilgilendirmesi nedeniyle, denizlerde yetiştiricilik için yatırım izni almak 2 yıla kadar sürüyor.
Yatırım yapılmak istenilen alan, yat limanı, gemi yapım yerlerine yakınlığı, deniz ulaştırma yolu üzerinde olup olmadığı, özel çevre koruma-sit-kültür alanı olup olmadığı açısından değerlendiriliyor. Bu nedenle yatırım izni aşamasında 10'dan fazla kurumdan uygun görüş almak gerekiyor. Yazışmalar yoluyla bu izinleri alınması da ortalama 2 yıl sürüyor. Daha sonra yatırıma başlanıyor ve tesisin faaliyete geçmesi, izin süreci ile birlikte 3-4 yılı buluyor. Buna karşın, balık yetiştirme tesisleri, çevre ve deniz kirliliğine neden olduğu gerekçesiyle sık sık gündeme geliyor.
Yetkililer, yatırım izni verilirken, yerin uygunluğu konusunda her bir kurumdan ayrı görüş, ÇED raporu aşamasında ayrı görüş alındığını, ayrıca alanın kiralanması aşamasında, Maliye Bakanlığı'nın tekrar uygun görüş sorduğunu söyledi.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, balık yetiştiriciliğinde izin sürecini kısaltmak için, yetiştiricilik yapılabilecek yerleri belirlemek için proje başlattı. 2000 yılında Muğla'da, yetiştiricilik yapılabilecek alanlar belirlenirken, İzmir, Antalya, Aydın ve Balıkesir'de çalışmalar devam ediyor. Ancak, 2001 yılında İzmir için yapılan haritalama çalışması konusunda Çevre ve Orman Bakanlığı'nın ancak 2003 yılında görüş bildirdiğine dikkati çeken yetkililer, yazışmalara uygun sürelerde yanıt verilememesi nedeniyle çalışmaların çok yavaş ilerlediğini vurguladılar.
Yetkililer, bürokrasinin azaltılması için, balıkçılık ile ilgili tüm yetkilerin Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nda toplanarak, Su Ürünleri Genel Müdürlüğü'nün kurulmasının gerektiğini kaydettiler.
Dünyada ortalama 15 kg, AB'de 22 kg olan kişi başına yıllık balık tüketimi, Türkiye'de 8 kg'a kadar iniyor.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı verilerine göre, 2002 yılı sonu itibariyle Türkiye'de yıllar itibariyle su ürünleri üretiminin gelişimi, ton olarak şöyle:
. ÜRETİM (TON)
. AVCILIK YETİŞTİRCİLİK
YILLAR DENİZ İÇSU DENİZ İÇSU TOPLAM
------ ------- ------ ------ ------ -------
1992 304.766 40.370 6.522 2.688 354.346
1994 542.268 42.838 7.265 8.733 601.104
1996 474.243 42.202 17.960 15.241 549.646
1998 432.700 54.500 33.290 23.410 543.900
2000 460.521 42.824 43.385 35.646 582.376
2001 484.410 43.323 37.514 29.730 594.977
2002 522.744 43.938 34.297 26.868 627.847