|
Şermin SARIBAŞ
Kenan Yılmaz (42), Koç Holding’in hukuk müşaviri. Hukuk müşaviri deyince akla ister istemez, lacivert takım elbiseleriyle, çevresinde sürekli hukuk mevzuatları konuşan biri gözünüzde canlanıyor. Ama o biraz farklı. Öyle ucundan bucağından değil, basbayağı rallici. Şampiyonlukları, dereceleri var. Yarın da İzmit Körfezi’nde Seat Cup’un 5. ayağında yarışacak. Yelken meraklısı bir patron olan Rahmi Koç, bünyesinde yelkene ‘ihanet’ edenlere nasıl davranıyor bilemiyoruz artık...
Niye kravatlı ve takım elbiseli hukukçu prototipine uymayıp, rallici olarak karşımızdasınız?
- Otomobil sevdasından. Babam Otosan fabrika müdürüydü. Böyle olunca bütün erkek çocukları gibi vınnn vınnn diye oyuncak araba sesleri çıkarıyordum, ama gerçekleriyle de iç içeydim. Araba nasıl yapılır, nedir ne değildir orada hepsini öğrendim.
E, o zaman siz çok erken yaşta araba kullanmışsınızdır?
- Önce babamın kucağında araba kullanmayı öğrendim. 15’imden sonra babama çaktırmadan arabayı almalar, biraz daha büyüyünce eve gelen misafirleri büyük bir hevesle evlerine bırakmalar, böyle devam edip gitti.
Koç Holding gibi büyük bir kuruluşta hem hukuk müşaviri olup, hem rallici nasıl oluyorsunuz? Nasıl zaman ayırıyorsunuz?
- Yarışlar hafta sonları oluyor. Cuma akşamı holdingten çıktıktan sonra bütün vaktimi buna ayırabiliyorum. Hayattaki tek hobim bu. Hafta içinde mesaimden herhangi bir fire vermiyorum. Yani öyle aman aman bir zaman ayırmam gerekmiyor. Senede 8 yarış var. Sekiz hafta sonu demek. E, bu da çok fazla işimden geri bırakmıyor beni.
Rahmi Koç’un size desteği ya da kösteği oldu mu?
- Rahmi Bey, Mustafa Bey’e bıraktırdı esasında. Rahmi Bey’in bana en büyük desteği, mani olmaması.
Ralliye ne zaman başladınız?
- 18 yaşımı bitirir bitirmez ehliyet aldım ben. O zamanlar gençler arasında Fenerbahçe’ye gidilip, arabaları el frenleriyle döndürmek pek revaçtaydı. Ama benim o kadar hızla falan işim yoktu. 92’de Camel Trophy seçmeleri vardı. 24 bin adayın arasından ilk 1000’e girdim. Sonra ilk 24’e seçtiler. İlk dörde kaldım. Menderes Utku’nun gerisinde kaldım. O sene giremedim. 94’te Uno Cup yarışları vardı. Uno’su olan müracaat edebiliyordu. Yarışı birinci bitirdim. Escort Cup vardı, orada dördüncü oldum. Baktım fena olmuyor, yapabiliyorum bu işi. Sonra Tipo Cup oldu, orada en dişli yarışçılar vardı. Orada ilk defa profesyonelce yarıştım. O yarışta yarıştığın arabanın parasını veriyordun, araba senin oluyordu ve onunla yarışıyordun. Orada da üçüncü oldum.
İzmir pistinde sizin adınızın geçtiği bir viraj varmış?
- İzmir’de aynı yarışta, üç defa üst üste aynı virajda yoldan çıkınca viraja öyle diyorlardı. Aynı yerden, aynı hız ve açıyla pistten çıkıyorum. Aynı telin oradan yolun karşısına geçiyorum, hırsımı alamayıp pistin aynı yerinden geri dönmeye çalışıyorum ama beceremiyorum... Araba öyle kalıyordu. Ama sonra orayı çözdüm ve dördüncü yarışta birinci geldim.
AİLEM YARIŞLARIMI İZLEMİYOR
Yarışçılar şehir trafiğinde daha makul mu araba kullanırlar, yoksa bildiklerini mi okur?
- Yarışçı olup yavaş gidenini görmedim ama tehlikeli gidenini de görmedim. Yarış yaptığın zaman başına ne geleceğini biliyorsun. Arabanın limitlerini gayet iyi bilip ona göre davranıyorsun. Ben hızlıya yakın kullanıyorum ama benimle 20 yaşında bir delikanlıyı ayırmak lazım. 42 yaşındayım, evli, iki çocuk babasıyım. Temkinli gidiyorum. Ama eğer bir sezon yarışmadıysam, dansım geldi derler ya, işte ben de yarışım geldi diyorum. O zaman işte biraz daha hızlı gidiyorum.
Eşiniz, çocuklarınız siz yarışırken hop oturup, hop kalkmıyor mu?
- 3-4 dakikalık bir yarış vardı. O yarışta arabaya birini almamıza müsaade ediyorlardı. Eşime biner misin dedim, bindi. Yarış bittikten sonra eşimi arabadan kazıdılar nerdeyse, çok korktu. Ama bana, ‘Nasıl keyif aldığını gördüm. Seni destekliyorum’ dedi. Ama ailemden hiç kimse yarışları izlemeye gelmiyor.
KOÇ HOLDİNG’İN RALLİCİ MÜŞAVİRİ KENAN YILMAZ
Yarış arabalarının cadde versiyonlarını yaptıranlar var
Yarış arabalarının bütün aksamının özel olarak hazırlandığının farkında olmayanlar aynı hızla, aynı yerlerden geçmek istiyorlar ve sonuçta feci kazalar oluyor. Bütün düzenlemeleri yarışa ve piste göre ayarlanmış arabalarla bile oralardan geçmek zorken, normal arabalarla bu imkansız oluyor. Yarış arabalarındaki aksamının cadde versiyonunu yaptıranlar var. Bunlar bazen yarışçılar oluyor, bazen de rallicilere özenen gençler. Yarışçılar bunu yaptırıyor çünkü bir nevi antrenman olarak görüyor.
BEŞ YERİNDEN BAĞLANINCA DARBEDE KIMILDAMIYORSUN
160 km hızla duran arabaya çarptım. Kontrolü kaybettim. Şanzıman ayağımın altına kadar geldi. Biraz sağım solum ağrıdı ama hiçbir şey olmadı. Çarpacağını görüyorsan, mesela boynunu boş bırakmıyorsun. Beş noktadan bağlanınca da darbede hiçbir yere kımıldamıyorsun. |