09/07/2004 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Gezi
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Kelebek
09.07.2004
Sertab benden sonra çok hırslı olmuş
 

Sema DENKER

Dört yıllık aradan sonra ‘Uslanmadım’ adlı albümü ile müzik listelerine hızlı bir giriş yapan Levent Yüksel, yaşamındaki radikal değişimleri Kelebek’e anlattı.

Herkesin bildiği bir Levent Yüksel vardır. Sessiz, sakin, mütevazı, utangaç... Ama o gitmiş, bambaşka biri gelmiş. Susmuyor, hep konuşuyor, Değişmeyen tek şey yüzündeki gülümseme. Yüksel’le yeni albümü ‘Uslanmadım’, yaşadığı radikal değişim ve tabii Sertab Erener üzerine konuştuk...

‘Uslanmadım’ tam bir Levent Yüksel albümü olmuş. Doğru şarkıları bulmak için sanırım 4 yıl beklemeniz gerekti...

Evet. Bana yakışan şarkıları bulmam gerekiyordu. Çok fazla maddi beklentim olmadığı için 4 yıl boyunca bu albüm üzerinde çalıştım. Titiz bir hazırlık döneminin sonucunda 14 şarkıdan oluşan bir repertuvar oluşturdum. Sonra ‘Acaba bu parçaların kaç tanesi tutar’ diye baktım. Ve sadece Sezen’in (Aksu) 4 parçası kaldı. Diğerleri çöpe gitti!

- Neye göre çöpe gitti? Sokağa çıkıp insanlara mı dinlettiniz şarkılarınızı, ne yaptınız?

Biraraya getirdiğim 14 şarkıyı demo yapıp, çevremdeki her meslekten insana dinlettim. Bir tek müzisyenler hariç! Şarkının beğenilip beğenilmediğini, insanların gösterdiği mimiklerden, ifadelerinden hemen anlıyorsunuz zaten. Sahtekarca davrananlar da belli oluyor, içten söyleyenler de.

- Müzisyen kimliğinizi çok fazla gözler önüne sermeyi tercih etmiyorsunuz, neden?

Bu hırsla ilgili bir şeydir. Benim bugüne kadar hiç hırslarım yoktu. Ama artık olacak, olmak mecburiyetinde. Çünkü çok doldum ve bunaldım. 40 yaşıma geldim. Bundan sonra benim önümde yepyeni bir hayat başlıyor. ‘Mütevazı olma, gerçek zannederler’ diye bir söz vardır. İnanmaya başladım.

- Ne yapacaksınız şimdi?

Artık her şey benim kontrolüm altında olacak. Kimseye güvenip, bir şey bırakmayacağım. Ben iyi bir şarkıcıyım. Şarkının sözlerinden melodisine, arajmanına, hangi enstrümanın çalınacağına, albümün dağıtımına kadar her şeyle ben ilgileniyorum.

- Ben Levent Yüksel oldum. İnsanlar ne söylesem alır gibi bir durum yaşadınız mı?

Evet aynen öyleydi. ‘Ya ben Levent Yüksel’im. Ne yaparsam yapayım, insanlar alır, albüm satar’ havasındaydım. Böyle bir şey olmadığını gördüm.

- Eski eşiniz Sertab Erener’in Eurovision birinciliği ve sonrasında da yurtdışı atılımları oldu. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?

Tabii ki keyif verici bir şey. Eurovision’un olduğu gece bir arkadaşım aradı. Yarışmayı BBC’den izlememi söyledi. Ben İngilizce bilmiyordum ama az çok anladığım kadarıyla izlediklerim karşısında gülme krizlerine girdim. BBC’nin o meşhur spikeri yarışmayı acayip bir şekilde ti’ye alıyordu. ‘Şimdi bu ülke komşusuna bu kadar puan verecek ve verdi’ gibi konuşan, inanılmaz komik bir adamdı. Sertab’ın şovu da parçası da güzeldi. Ancak geçmişten bugüne kadar gelen şöyle bir problem vardı. Belli başlı ülkeler, mesela ilk aklıma gelen Yunanistan, Güney Kıbrıs gibi ülkeler bize puan vermiyordu. Artık o puanları aldığımız için birinci olduk. Ama yine de Sertab’ın birinci olmasını hiç beklemiyordum. Sonuç beni çok şaşırttı. Gerçekten sürpriz oldu, onun adına çok sevindim.

- Yani Sertab’ın birinciliğinde politik ilişkilerin iyi olmasının da etkisi var diyorsunuz?

Sertab’ın sesini, yorumunu kimse gözardı edemez. Bu bir gerçek. Ama o, politik ilişkilerin iyi olduğu bir dönemde gitti. Bu da bir şanstır. Amacı müziğini ön plana çıkarmaktı, bunda da başarılı oldu. Çok sevindim. Kıbrıs’ta birlikteydik, orada tebrik ettim. Hatta ona, ‘Ben olsam hayatta yapamazdım’ dedim. O da gülerek teşekkür etti...

- Neden yapamam dediniz?

O karşılaşmamızda Sertab’ın orada bir-iki telefon konuşmasına, yanındaki insanlarla diyaloğuna dikkat ettim. Sinirliydi, bağırıp çağırıyordu. Hatta telefondaki kişiye, ‘Bu böyle olacak kardeşim’ falan diye talimat veriyordu. Bu hırsla alakalı bir şeydir. Zaten ona da, ‘Bu hırsın için seni tebrik ederim’ dedim. Bende böyle bir hırs yoktur. Benimle birlikteliği döneminde bu kadar hırslı değildi.

- Ama şimdi sizde de bu hırsı görüyorum?

Şimdi bende de var. Ama çok hırslı olmak iyi değildir. Bunu çok iyi dengelemeniz gerek.

- ‘Bu Aşkın Katili Sensin’ şarkınıza klip çektiniz. Bu klibin hikayesinin Deniz Akkaya’dan etkilenip yazıldığı kulağıma geldi. Doğru mu?

Klibin hikayesinde bir takım dengesizlikler gösteren bir kadın var. Zaten şarkının sözlerinde de ‘Bir sen var, senin içinde’ diyor... Hikayeyi Süleyman Yüksel yazdı. Ama yazarken Deniz Hanım’dan mı etkilendi bilmiyorum. Çünkü ben Deniz Akkaya’yı hiç tanımıyorum.

Sezen Aksu okulu diye bir şey yoktu

Levent Yüksel, söyleşide dostu Sezen Aksu’yu kızdıracak açıklamalarda bulundu. Yüksel, Aksu’nun çok beğendiği ama kendisinin başkalarına dinletip albüme almadığı iki şarkının olduğu söyledi. ‘O şarkılar başkasında hit olursa, almadığınız için üzülmez misiniz’ sorusuna ise, ‘Hayır, üzülmem. Mesela Tarkan’a verdiği ‘Şımarık’ parçasını, yıllar önce bana vermişti Sezen. Hatta bana, ‘Sen bunu okusan ne güzel olur. Bu şarkı dünyada da popüler olur’ demişti. Ama ben okumak istemedim. Çünkü benim tarzıma uygun, benim söyleyemeyeceğim bir parça değildi’ yanıtını veriyor.

- Aslında çok şanslısınız. Herkes Sezen Hanım’dan beste almak için sıra beklerken, siz elinizi kolunuzu sallayarak gidiyorsunuz, alıp çıkıyorsunuz.

Bu tamamen ilişki meselesi. Biz birbirimizi biliyoruz. Gidiyorum, ‘Bu şarkıyı istiyorum’ diyorum. Karşılıklı oturup parçayı yapmaya başlıyoruz. Bazen şarkının içinde benim istemediğim sözler geçiyor. ‘Şimdi sen bu sözleri istemezsin’ diyerek yeniden yazıyor. Sonrasında da oldu mu diye bana soruyor. Bu çok güzel bir şey. 1990 yılından beri yan yanayız. Ve o 14 yıldır hep benim içimdedir, yüreğimdedir. Böyle de devam edecek.

- Yıllardır, Sezen Aksu okulu mezunu, onun kanatları altında gibi çok şeyler yazıldı, yazılıyor da... Bundan hiç rahatsızlık duydunuz mu?

Sanki ben tek başıma bir şey yapamazmışım gibi bir durum yaratıldı. Aslında beni sinirlendiren durum bu. Artık bu tür kavramlar çok tuhafıma gidiyor. Sürekli olarak ‘Sezen Aksu okulundan mezun olan Levent Yüksel’ deniliyor. Artık okul bitti, kapandı. Zaten okul diye bir şey yoktu ki... Bir de Sezen Aksu’nun kanatları altından çıktı, tek başına uçuyor durumu var. Yahu Sezen Aksu Türkiye’nin en iyi bestecisi, söz yazarı. Herkes onun peşinden koşarken, kapısında beklerken ben niye ondan kurtulayım ki!

Orhan Gencebay hastasıyım

Orhan Gencebay’ın bir dönem fırtınalar estiren ‘Yarabbim’ şarkısını da son albümünde seslendiren Levent Yüksel, Gencebay’a hayranlığını şu cümlelerle anlatıyor:

‘Ben Orhan Gencebay hastayım. Onun çok büyük hayranıyım ve çocukluğum hep onun şarkılarını dinleyerek geçti. Hayalimde bir Orhan Gencebay şarkısı söylemek vardı. O hayali, bu albümde gerçekleştirdim. Kendisi de bu konuda çok sevecen ve rahat davrandı. Çünkü bir başkasına şarkı verdiği zaman her şeyi ile birebir ilgilenir, titiz davranırmış. Açıkçası ‘Acaba beğenir mi?’ endişesi taşıdım ve şarkıyı bitirdikten sonra dinletmek için yanına gittim. Hem saygıdan hem de korkudan titriyordum. Sonuçta dinledi ve çok beğendiğini söyleyince ben de çok rahatladım. İyi de söylemişim. Müthiş bir şarkı çünkü...’ 



Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2004 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com