|
BAZEN sizlerden mesajlar alıyorum. Ender de olsa bazılarınız şöyle diyor:
‘Hep eleştiriyorsunuz, olumsuzlukları yazıyorsunuz. İyi ama bu ülkede olumlu şeyler olmuyor mu?..’
Son yıllarda köşe yazarları arasında galiba görünmez bir ‘iş dağılımı’ oldu. Çok büyük bir kesim AKP iktidarından övgüyle söz etmek zorunda bırakıldı. Bunun nedenlerine şimdi girmek istemiyorum.
Bunlar ya suya sabuna dokunmaktan ve eleştirmekten korkuyor, ya da hep ‘iyi’ şeyler yazmak zorunda kalıyor. Kalemlerinden yağ bal damlıyor. Çizdikleri pembe tablolar okuyanlara parmak ısırtıyor!
Bu süreçte sadece ve sadece birkaç köşe yazarı, eleştiri yapma görevini üstlenmiş olduk. Korkmadan, çekinmeden yazdık ve yazıyoruz.
* * *
İyi şeyler olmuyor mu? Elbette oluyor. Bunların mutlaka yazılması gerekiyor. İşte size somut bir örnek!
Akaryakıta, doğalgaza, LPG’ye, tüpgaza, çaya, şekere ve pek çok tüketim maddesine zam geliyor. Bunlar günlük yaşamda ister istemez kullandığımız şeyler.
Fakat bütün zamlara karşın hayat ucuzluyor!
Her ay açıklanan fiyat endekslerinde bu durum açıkça görülüyor. Ferahlıyoruz, rahatlıyoruz, derin bir nefes alıyoruz!
Örneğin geçtiğimiz haziran ayında enflasyon, önceki aya oranla yine azaldı. Eksi oldu!
Bu rakamları bir devlet kuruluşu olan Devlet İstatistik Enstitüsü hesaplayıp kamuoyuna açıklıyor. Doğal olarak inanacağız. Rakamlarla oynanması, hayatın ‘ucuzladığının’ siyasi amaçlarla açıklanması hiç mümkün olur mu?
Yani başkaları açıklasa inanmazdık!
Türkiye öyle bir ülke oldu ki, maşallah diyelim, ne kadar zam gelirse gelsin, hayat ucuzluyor!
Allah bin bereket versin(!) asgari ücretlinin maaşı gelecek 6 ay için 15 milyon Törkiş lira artırılıyor, kimsenin gıkı çıkmıyor. Niçin?.. Çünkü hayat giderek daha ucuzlarken bütün kesimler gül gibi geçinip gidiyor.
* * *
Boksör ringde sürekli dayak yiyor. Ağzı burnu dağılmış. Raund aralarında antrenörü taktik veriyor:
‘Çok iyi gidiyorsun aslanım, devam et.’
Boksör dayanamayıp soruyor:
‘Tamam da, burada biri beni fena halde dövüyor. Bu nasıl oluyor?’
Bizimki de dayak yiyen boksörün hesabına döndü. Herkes soruyor:
Zamlar geliyor, devletin resmi rakamlarına göre hayat ucuzluyor. Fakat vatandaşın cebinde iyiye gidiş yok. O halde birileri bizim cebimizden para mı tırtıklıyor?
Hayatın ucuzladığını siz mi cebinizdeki paradan ve ayın sonunu nasıl getirdiğinizden bileceksiniz, koskoca devlet kuruluşu Devlet İstatistik Enstitüsü mü? Yani hayat gerçekten ucuzluyor!
Ne sihirdir ne keramet...
İşte size iyi haber!
PATRİKHANE KAPISI
Patrikhane kapısının l82l yılından bu yana kapalı tutulduğunu, bunun nedeninin Mora isyanını kışkırtan Patrik Gregorius’un Osmanlı döneminde o kapıda idam edilmesi olduğunu kaçıncı kez yazıyorum, Dışişleri Bakanlığı ile Patrikhane’ye bu kapının açılıp açılmayacağını soruyorum. Tık yok!
Patrikhane görevlisi bir papaz dün Vatan gazetesine konuşmuş. Şöyle diyor: ‘Burada bir patriğin hatırası var. Ayrıca kapının arkasında bir mermer olduğu için açılması zaten mekanik olarak mümkün değil.’
Vatan ayrıca, Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin’in geçmişte İstanbul Fatih Belediye Başkanlığına aday olduğu sırada söylediği sözleri yazmış:
‘Benim bölgemde kin kapısı olmaz. Başkan olduğumda Patrikhane’ye orta kapısından gireceğim.’
Kendisi Başkan olamadı ama şimdi Bakan oldu. Hem de Başbakan Yardımcısı.
Hükümeti ABD ve AB’ye yeni bir ödün vermek uğruna Heybeliada Papaz Okulunu açmadan önce, Mehmet Ali Şahin Beyefendi orta kapıdan herhalde-mutlaka-kesinlikle ve aslanlar gibi girecektir!
Yolu açık olsun.
* * *
Emin Çölaşan’ın notu: Dünkü yazımda Başbakan’ın evlenecek oğlu demişim. Oysa kızı evlenecek. Dalgınlığım ve hatam nedeniyle özür diliyorum. |