03/07/2004 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Gezi
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Cumartesi
03.07.2004
Havadar bir yere git, şarap iç, beni düşün ve yaz
 

Sibel ARNA

‘Bu kadından bu ses nasıl çıkıyor cümlesini’ her fırsatta söylettiren nadir isimlerden biri. Çoğunluk onu ‘Zenci gırtlaklı beyaz şarkıcı’ olarak tanıyor. 1998’den beri müzik piyasasının içinde olan Burcu Güneş, üçüncü albümü ‘Ay Şahit’i piyasaya çıkardı.

‘28 yaşındayım ama bu yaşıma kadar sekiz hayat yaşadım gibi geliyor. Çocukluğum, ergenliğim, genç kızlığım, kadınlığım... Bu albümde kendi içimde yaşadığım tüm hayatları anlatıyorum.’ Güneş, son kasetinde beste ve söz yazarı olarak da karşımıza çıkıyor. Çıkış parçası Ay Şahit dahil olmak üzere sekiz beste yapmış. Nazan Öncel, Aysel Gürel, Mert Ekren gibi isimlerle de çalışan sanatçı, dünya gözüyle bir de Sezen Aksu şarkısı okumak istemiş ama kısmet olmamış. Minik Serçe ona beste vermemiş, yol göstermiş: ‘Sen üreten bir insansın. Yazdıkların güzel. Daha iyisini yazmak için, havadar bir yere git, bir kadeh de şarap iç.’ Burcu Güneş nasihatı dinlemiş ve ortaya Sezen Aksu ve Meral Okay’ın ortak hikayesini anlatan ‘Uyan’ isimli şarkı çıkmış.

Albümde iki tane Nazan Öncel bestesi var. Nazan Öncel harika bir kadın. Birbirimize çok benziyoruz. Ben de onun gibi titiz ve mükemmeliyetçiyim. Zaten bana ‘Sen benim kızım mısın? Bazı şeyleri benden görüp yapıyor gibisin’ diyor.

Müzik size babanızdan miras galiba?

- Aynen öyle. Müzik benim genlerimde var. Babamın, amcamın ve babaannemin sesi çok güzeldi. Müzik dolu bir evde doğdum. Babam gitarist ve solistti. Sürekli evde prova yapardı. Bütün hayatı müzikle geçti. Başka bir işi yoktu. Barlarda, otellerde, gece kulüplerinde sahneye çıkardı. Bu işle hayatını kazanıyordu.

Babanıza aşık mısınız?

- Babam benim müzik öğretmenim, beni ilk keşfeden, bana müziği anlatan adam, ilk sahne partnerim; kısacası her şeyim. Sayesinde ilkokulda Chicago’lar falan dinliyordum. İkinci albümümden sonra vefat etti. Aniden, kalp krizi geçirdi. Bana çok geniş bir müzik arşivi miras bıraktı. Bugünlerimi görmesini çok isterdim.

98’de İstanbul’a gelip albüm çıkardınız. Sizi kim, nasıl keşfetti?

- 93 yılında çalıştığım yerin patronuyla evlendim. 18 yaşındaydım. Üç yıl evli kaldım. Boşanınca annemin yanına İzmir’e yerleştim. İzmir’de Efes Oteli, Envelo Bar gibi yerlerde caz söyledim. Bir yandan da reklam cıngılları seslendiriyordum. Bir demo kaset doldurup, İstanbul’a Raks’a yolladım. Çok beğenmişler. Koray Sarıtaş, Nina Varon, Garo Mafyan tarafından İstanbul’a çağrıldım. İlk albümümü bu ekip hazırladı.

Üçüncü albümünüzü çıkardınız, altı yıldır piyasadasınız. Ama size hálá yeni çıkmış şarkıcı muamelesi yapılıyor. Patlama diye tabir edilen o durum sizde yaşanmadı. Neden?

- Çünkü sadece işiyle gündemde olan bir insanım. Gece hayatım yok. Albümümü yaparken iki yıl kapanıyorum. Biraz içe dönük yaşıyorum.

Bu albümde sekiz besteniz var. Yorumculuğunuz kadar besteciliğiniz konusunda da iddialı mısınız?

- Benim daha önceki albümde de dört sözüm, iki bestem vardı. Çok küçük yaştan itibaren yazıyorum. Ama daha yolun başındayım.

Sezen Aksu ile nasıl tanıştınız?

- İstanbul’a geldiğim ilk aylardı. Stüdyoda okuma yapıyordum. Sezen Aksu da oradaymış, ‘Kim bu kız’ diye içeri daldı. Şarkıyı bitirene kadar öpücükler göndererek dinledi. Bitirince içeri girdi. Beni havaya kaldırıp, kucakladı.

Aksu’dan beste almak istemişsiniz ama olmamış galiba?

- Albüm çalışmaları sırasında ondan beste almak için gittim. Dünya gözüyle bir Sezen Aksu şarkısı okumak istedim. Yanımda albümün hazır olan şarkılarını da götürdüm, bayıldı. Karşısında üreten birini görünce mutlu oldu. Uyan şarkısının melodisini dinlediği zaman çok beğendi. Bana ‘Sen tamamsın. Kendin yazabiliyorsun, devam et’ dedi. Belki de bende ilk söz yazmaya başladığı zamanlarki halini gördü. Bir de nasihat etti. ‘Havadar, manzaralı bir yere otur, bir kadeh şarap al. Beni düşün ve yaz.’ Tam da o günlerde gazetede Meral Okay ile yapılmış bir röportaj okudum. Uyan’ın sözlerini yazarken Sezen Aksu ve Meral Okay’ın ortak hikayesinden yola çıktım.

Nasıl bir hikaye bu?

- Herkes biliyor aslında. Şarkıyı dinleseniz anlarsınız. Sözler şöyle: ‘Yıllar sonra / Hatıran kokun dün gibi yakın / Duam aşkım bitmedi / Ayrı düştük / Aynı yüzde iki damla yaş gibi / Bazen gücüm yetmiyor /Sevgilim uyan gel / Ne olur bitsin bu hasret...
 



Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2004 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com