|
BAĞNAZ dinciler, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin türbanı ‘haksız’ bulan kararını ‘Bu mahkeme taraflı’ diyerek beğenmediler.
Oysa o mahkemeye başvurup Türkiye’yi şikayet eden kendileriydi. Sormaz mısınız:
O zaman niye o mahkemeye gittiniz?
Yani şimdi hem o mahkemeye gitmek, hem alınan kararı tanımamak ne?
Ya mahkeme ‘Türban takmak şart...’ kararı verseydi?
*
Artık bu; tarafsız, uluslararası ve AKP’lilerin her fırsatta koştukları bir mahkemenin kararıdır: Türban bir dini simgedir.
Ama Türkiye din devleti değildir.
Laik devlet düzeni içinde türban olmuyor.
Olursa; bu demokrasinin temel ilkesi laikliğe aykırıdır. Bundan böyle de Avrupa İnsan Hakları hukukuna...
AİHM oybirliği ile karar verdi.
Karar; Başbakan Tayyip Erdoğan’ın kendini atmak istediği AB demokrasisinin en tarafsız ve en büyük mahkemesinin.
*
Bu karar devlet protokolünü de kapsıyor mu, kapsamıyor mu bilemem.
Yani bir genç kız üniversitede türban takarsa laik devlet açısından sakıncalıdır, laiklik elden gider de, devleti yönetenlerin eşleri türbanları takıp kamu alanının tam göbeğinde yerlerini alırlarsa sakıncasız mı?
Bunu tartışan olmalı. Ama en azından Cumhurbaşkanı’nın türbanlı eşleri devlet protokolüne sokmamasındaki haklılığı kanıtlandı.
Aynı mahkemeye başvuran -geri çekmiş olsa bile- Dışişleri Bakanı’nın eşinin haksızlığı da...
*
Şimdi göreceğiz...
AB’ye uyum için deve yükü ile yasa çıkartan, herkesi AB’ye uyuma çağıran ve AB için çırpındığını söyleyen Başbakan ve iktidarı bundan sonra ne yapacaklar?
Hukukun bir tek ‘hu’su mu lazım sofuya?
AİHM kararına rağmen türban dayatması sürecek mi?
Devletin teslim edildiği insanlar, yerli-yabancı mahkemelerin kararları ile ‘laikliğe, hukuka ve demokrasiye aykırı olduğu’ kaç kez saptanan bir başkaldırıyı destekleyecekler mi? Gerçek yüzlerini izleyin.
Göreceksiniz... |