|
Sibel ARNA
Boğaziçi Üniversitesi’ne Politika okumak için geldi, Türkiye mankenlik piyasasını altüst etti. Brezilya asıllı Californialı Noella Nance (21) son zamanların aranılan modeli. Defilelerde bütün ilgiyi üzerinde topluyor, flaşlar ona patlıyor.
‘California’da vücudun güzelse bunu cömertçe sergileyebilirsin. İstersen sokakta üstsüz bile gezebilirsin. Ben de bunu yaptım. Yeri geldiğinde fahişe gibi fotoğraf çektirdim’ diyor. Noella temmuz ayında bir single çıkarıyor. Video klipte ve CD kapağında güzel duracağı için bu işe girişmiş.
n Noella ne demek?
- Noel demek Yılbaşı yani... Annem Noel’i çok sever. Zaten annemin soyadı da Noel.
n Nasıl?
- Noel işte. Adı Nancy, soyadı Noel. Çok başarılı bir avukattır. Babam ise NBC News California kanalının hava durumu sunucusu. Ünlüdür. İsmi Christopher Nance. Annem babamla evlenince adı Nancy Nance olmuş. Komik değil mi? Ama ben doğunca soyadını bana vermiş. Ama sonuna bir de ‘la’ eklemiş. Noella!
n Anneniz mi Brezilyalı babanız mı?
- Babam.
n Kardeşiniz var mı?
- Bir tane kız kardeşim var. Adı Yasemin. Onun büyükbabası Gönül Yazar’ın ilk kocası...
n Nasıl yani?
- Hayır. Bizim annelerimiz aynı babalarımız farklı. Yasemin’in babasının babası Gönül Yazar’ın ilk kocası. Annem kızıl saçlı ve yeşil gözlü. Kız kardeşim ise tam Türk. Kahverengi saçlı, kahverengi gözlü... Üçümüz bir aradayken kimseyi aile olduğumuza inandıramıyoruz. Çünkü soyadlarımız farklı. Noella Nance, Nancy Noel ve Yasemin Yazar...
n Nerede doğdunuz?
- California Pebble Beach’de doğdum. Güney California’da büyüdüm. Liseden sonra Hong Kong’u ve bütün Asya’yı gezdim. Ailem seyahat etmeme bir şartla izin vermişti. Döndükten sonra üniversiteye gitmemi istiyorlardı. Söz dinledim, dönünce California Üniversitesi’nde Politika okumaya başladım. Bir yıl önce de öğrenci değişim programıyla Boğaziçi’ne geldim.
n İstanbul’la aranız nasıl?
- Çok seviyorum. Bir sürü arkadaşım var, çok eğleniyorum. Bu şehre geldiğimde yaz yeni başlamıştı. Her yerde Tarkan ‘Dudu Dudu’ çalıyordu. Yedim, içtim, dans ettim, eğlendim. Yurtta kalıyordum. Eylülde eve çıktım. İki hafta önce de ev aldım. Okulda az zaman geçiriyorum artık. Arada bir uğruyorum da denebilir.
n E bu okul nasıl bitecek?
- Bitmeyecek. Çünkü siyaset okumak istemiyorum. Politikacı olamam, mahkemelerde çalışamam, kanun yapamam. 21 yaşındayım daha eğlenceli şeylerle ilgilenmek istiyorum. Annem ve babam üniversite eğitimini çok önemsiyor ama bitiremeyeceğimi söylediğimde anlayışlı davrandılar. Ocakta tasarım ve iç mimari okumak için New York’a gideceğim. Ama İstanbul’u tamamen terk etmeyeceğim, tatillerde hep geleceğim.
n Türkiye’ye ilk gelişiniz mi?
- Hayır kardeşim Yasemin’in ailesinden ötürü sık sık Türkiye’ye geliyorduk. Ben küçükken Çeşme’yi, Bodrum’u görmüştüm. Annem Türkiye’yi çok sever. İlk geldiğinde 23 yaşındaymış. Yasemin’in babasıyla evlendiğinde Türkiye’nin dört bir yanını dolaşmış. Şu anda da 29 yaşında bir Türk erkek arkadaşı var. Annemin sevgilisi benim sevgilimden küçük. Çok eğlenceli!
n Mankenlik yapmaya ne zaman başladınız?
- 15 yaşında. Aslında California’da ideal mankenlik yaşı 13’tür. Ama ailem mankenlik yapmama izin vermiyordu. Annem hukukçu olduğu için mankenlik mesleği ona ucuz geliyordu.
n Nasıl izin kopardınız?
- Liseyi bir yıl erken bitirirsem izin verir misiniz diye pazarlık yaptım. Kabul ettiler. Çok çalıştım ve bir yıl erken mezun oldum. Mankenlik yapmaya hak kazandım. Dünyaca ünlü model ajansı ‘Elite Model’a kayıt oldum.
n Evinizi kendi paranızla mı aldınız?
- Evet. Avrupa yakasında, ikinci köprünün ayağında, deniz kenarında harika bir ev satın aldım.
n Bir senede bir ev aldığınıza göre iyi kazanıyor olmalısınız?
- Bir yıllık birikimim değil. Uzun zamandır biriktiriyorum. Tüm masraflarımı ailem karşılıyordu. Ben kazandıklarımı bankaya yatırıyordum. New York’ta da Paris’te de podyuma çıktım. İyi paralar kazandım. Türkiye’de de fena değil. Neyse para hakkında fazla konuşmak istemiyorum. Türkiye’den ev almam bu ülkeyi çok sevdiğimin kanıtıdır o kadar!
n Bir magazin yazarı, ev kiranızı erkek arkadaşınızın ödediğini yazmıştı?
-Biliyorum o yazıyı. İlk erkek arkadaşımdan, Erol’dan bahsediyordu. Yalan yazdı. Kiramı ailem ödüyordu. Size faturaları gösterebilirim. Kendi paramı kazanıyorum, erkek arkadaşımın parasına ihtiyacım yok. Erkek arkadaşımla dışarı çıktığımda bir gün ben ödüyorum, ertesi gün o. Amerika’da bu çok normal. Ama Türkiye’de hep erkekler ödüyor. Gerçi Türk kadınlarının yaptığı doğru. Neden kadınlar ödesin? Erkek dediğin yemeğin parasını ödeyecek, hediyeler, çiçekler alacak. Romantik olan bu! Fakat para alma konusu farklı. Bir erkek bana para verirse ona ‘Fuck You’ derim. Bana annem, babam ve Neşe Erberk dışında kimse para veremez.
n Kapalı kıyafetlerden pek hoşlanmadığınız konuşuluyor. Kış günü Nişantaşı sokaklarında mini etek, topuklu terlikle dolaşıyorsunuz. Seksilik kanınıza mı işledi?
- California’da herkes böyle dolaşır. Orada büstiyerle, mini etekle gezmek çok normaldir. Hele hele modelseniz ve sergileyebileceğiniz bir vücudunuz varsa üstsüz bile gezebilirsiniz. Ama Türkiye çok farklı. İlk günler söylediğiniz gibi dolaşıyordum. Adım ‘Çıplak Manken’e çıktı. Artık dikkat ediyorum. Şu an birlikte olduğum erkek arkadaşım da seksi görünmemi istemiyor. Ona karşı sorumluyum.
n Erkek arkadaşınız Türk mü?
- Evet. İki aydır birlikteyiz. Çok yeni bir ilişki ama çok memnunum. Uluslararası bir adamdır. İyi eğitimli Avrupa görmüş biri. Onu gördüğümde işte bu benim birlikte olmak istediğim erkek dedim.
n Bir erkekle kolay ilişkiye girer misiniz?
- Hayır, giremem. Önce konuşabilmem lazım. Her konuda uzun uzun... Ondan bir şeyler öğrenmeliyim. İlgimi çekmeli. İstanbul’da bir sürü Playboy var. Paralarıyla göz boyamaya çalışıyorlar. Hadi Ferrari’ye binelim, Paper Moon’da yemek yiyelim, Gucci’den alışveriş yapalım diyorlar. Hayır önce konuşmalıyız. Onlar sonra.
n Son bir yılda kaç sevgiliniz oldu?
- Sadece iki. Gazetelere bakılırsa iki yüz ama sadece iki adamla ilişki yaşadım. Ümit Karan’la, Sergen’le hatta Başbakan’ın oğluyla birlikte olduğumu yazdılar.
n Tayyip Erdoğan’ın oğluyla mı?
- Bilmiyorum, galiba. Gazetedeki yazıları okumam zor oluyor ama temiz yüzlü bir çocuktu.
n Kaset çıkaracağınız doğru mu?
Müzik endüstrisinde çalışan bir arkadaşım Cristina Aguilera gibi bir sesim olduğunu söyledi. Bir DJ arkadaşım var. Adı Cankut Bayhan. Ona konuyu açtığımda bana ‘CD kapağında ve video klipte güzel durursun’ dedi. Birlikte stüdyoya girdik. Sesimden nefret ettim. İğrençti. Sonra Cankut o sese bir şeyler ekledi, değiştirdi. İlk dinlediğimde kendi sesimi tanıyamadım. Güzel olmuştu. Single’ı temmuzda piyasaya çıkaracağız. Britney Spears tarzı bir şey olacak. İsmi ‘Dance With Me.’
Tarkan’a aşık oldum CD’sini yanımda taşırım Amerika’da gittiğim her gece kulübünde çaldırırım
n Neşe Erberk’le nasıl tanıştınız?
- Ben Türkiye’ye öğrenci olarak gelmiştim. Mankenlik yapmak gibi bir niyetim yoktu. Gözüm yükseklerdeydi. Dünyanın bir numaralı model ajansına kayıtlıydım, Paris’te Gucci, Armani gibi markaların defilelerine çıkmıştım. Açıkçası Türkiye’de mankenlik yapmayı küçümsüyordum. Zamanla Türkiye’nin tekstil ülkesi olduğunu anladım. Vakko ve Beymen gibi önemli markaları tanıdım. Ve en önemlisi Tarkan’a aşık oldum.
n Tarkan’la mankenliğin ne alakası var?
- Çünkü Neşe Erberk’e Tarkan’ın video klibinde oynamak için başvurdum. Neşe Erberk ilk görüşmemizde ‘Buraya Tarkan’ın klibinde oynamak için geldim’ dedim. Neşe Hanım profesyonel düşünmemi söyledi. Fotoğraf çekimlerine gitmemi, podyuma çıkmamı önerdi. Mankenlik yapmaya başladım ama hálá Tarkan’ın klibinde oynayamadım. Galiba kandırıldım!
n Tarkan’la tanıştınız mı?
- Bir gece Paper Moon’da akşam yemeği yiyorduk. Oraya geldi. Görür görmez ‘Tarkaaaan’ diye çığlık attım. Akadaşlarım ‘Kapa Çeneni. Onu herkes tanıyor’ diyerek beni susturdu. Oh Kuzu Kuzu... Hiç tanışmadım ama onu gerçekten seviyorum. Şarkıları sayesinde Türkçeyi birazcık öğrendim. Kalbimde ayrı bir yeri var. Amerika’da sürekli yanımda Tarkan’ın CD’sini taşıyorum. Gittiğim bütün gece kulüplerinde çaldırıyorum.
TÜRK MANKENLER BENDEN HOŞLANMIYORLARMIŞ
İlk geldiğimde hepsiyle tanışmaya çalışmıştım. İçlerine giremedim. Benden hoşlanmıyorlarmış. Bazı ortak erkek arkadaşlarımız böyle söylüyor. Ne kadar doğru bilemem. Belki de erkekler kavga etmemizi istiyorlardır. Bu onların seksüel fantezisinin bir parçasıdır.
Her türlü aptallığı yapabilecek yaştayım aslında. Önüme gelenle birlikte olabilirim. Fakat aileme karşı sorumluluklarım var. Bir gün ben de evleneceğim. Bu yüzden şimdi iyi bir kız olmalıyım.
Bazen erkeklerden nefret ediyorum. O dönemlerde lezbiyenlik fikrine yaklaşıyorum. Lezbiyenler çok güçlü kadınlar. Erkeklere ihtiyaç duymadan yaşıyorlar. Oysa ki biz erkeklere sığınıyoruz. |