|
Serhan YEDİG
Hiçbir menfaat ummadan, enerjilerini, zamanlarını, hatta çoğu zaman paralarını, çalıştıkları sivil toplum kuruluşlarında (STK) kamu yararına harcıyorlar. Sonrasında başarılan iş karşılığında beklenen belki ufak bir teveccüh.
90’larda gelişen ve bugün artık neredeyse her alanda ortaya çıkan sivil toplumculuk özünde buna dayalı. Ama maalesef sivil toplum örgütlerinin yaptıkları işler sonrası gördükleri karşılık, bu örgütlerde aktif olarak görev alan kişilerin başlarına gelenler bu yönde olmuyor. Geçtiğimiz ay ‘2004 model mahalle’ başlığıyla tanıttığımız Kriton Curi Parkı Gönüllüleri’nin başkanı Bahattin Baş, haber yayımlandıktan sonra görevinden alındı. Taksim’de sokakta çalışan çocukların yatılı bölge okullarına yerleşmesini sağlayan gönüllü anne Nazire Öztunalı, sırf kişisel kapris yüzünden projeden çıkarıldı. Nasuh Mahruki’nin başında bulunduğu AKUT, birçok afette hep en önde mücadele etti, şimdiye kadar 700 can kurtardı ama şov yapmakla suçlandı. İbrahim Betil, Eğitim Gönüllüleri Vakfı’nda fazla sivrilip ismi kuruluşun en büyük sponsoru olan holdingin önüne geçince kurumdan uzaklaştırıldı. Onlar ufak bir teveccüh beklerken aynı gerekçeyle destek yerine köstek gördüler. Çünkü hepsi de fazla sivrilmişlerdi.
BAHATTİN BAŞ (Kriton Curi Parkı Gönüllüleri Başkanı)
Fazla dikkat çekince rahatsızlık duyulmuş!
Komşularına gönüllü cimnastik eğitmenliği yapan emekli subay Bahattin Baş sekiz yıl önce Göztepe’deki Kriton Curi Parkı’nda 20 kişilik grup oluşturdu. Mahallelinin katılımıyla zamanla bir sivil toplum örgütüne dönüştüler. Parkta ayda bir toplu doğum günü partileri verilmeye, geziler organize edilmeye başlandı. Mahalle dayanışması başsağlığı ziyaretlerine, cenaze organizasyonlarına kadar uzandı. Park gönüllüleri, kuruluşlarının ikinci yılında, teklif üzerine, Kadıköy Belediyesi Sağlık ve Sosyal Dayanışma Vakfı’nın (KASDAV) çatısı altına girdi. Amaçları toplanan paraların, yapılan harcamaların kontrol altına alınmasıydı. Gönüllülerin etkinliklerine katılanların sayısı birkaç yıl içinde 3 bin kişiyi buldu. Bu arada çevre mahallelerde de 15 tane benzer yapıda organizasyon kurulması sağlandı. Kriton Curi Parkı Gönüllüleri’nin sekiz yılda gerçekleştirdiği organizasyon, 8 Mayıs’ta Hürriyet’in Cumartesi ekinde yayımlanan ‘2004 model mahalle’ başlıklı haberle birlikte bir günde altüst oldu. Haberde mahallelinin kurduğu sivil toplum örgütü anlatılıyor, en sonunda bu çalışmanın ‘Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk’ün desteğiyle KASDAV bünyesinde’ yürütüldüğü belirtiliyordu. İşte bu ayrıntının yazının en sonunda belirtilmesi Kadıköy Belediyesi’ni rahatsız etti. Belediye Başkanı Selami Öztürk, belediye görevlilerinin parktan geri çekilmesini istedi. Ardından yeni başkanın Oya Terzi adlı başka bir vatandaş olduğunu açıkladı. Olayın ayrıntısını öğrenmek için aradığımız Öztürk, ilçede 15 gönüllü grup dururken birinin ve onun da başkanının ön plana çıkmasının rahatsızlık yarattığını söyledi. ‘Grup dağılacaktı, dağılmamaları için müdahale ettik’ dedi.
NAZİRE ÖZTUNALI (SHÇEK Kasımpaşa Yuvası Derneği Sekreteri)
Devletin mantığı kaynak bul gerisine karışmadır
Nazire Öztunalı, iki yetişkin çocuk annesi bir emekli bankacı. 15 yıldır Çocuk Esirgeme Kurumu’nun İstanbul’daki yuvalarında gönüllü anne. Kamu yöneticilerinin sivil toplum gönüllülerine karşı duyduğu ‘hassasiyet’i gönüllü anneliğinin daha ilk yıllarından beri hissettiğini söylüyor. 1998’de Sokakta Çalışan Çocuklara Yardım Derneği’ni kuran, başkanlığını üstlenen Öztunalı, çocukluk arkadaşı Türk-İş’in Genel Başkan Yardımcısı Salih Kılıç’tan yardım ister. Sendika, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün fonlarından yararlanarak bir proje geliştirir. Anadolu’daki Yatılı Bölge Okulları’nda, İstanbul’dan 400 çocuğa eğitim olanağı sağlanacaktır. 2000 yılında ailesinden onay alınan 50 çocuk İzmit Akmeşe’deki okula yerleştirilir. Fakat hafta sonunda çocukların İstanbul’a getirilmesi, bunun için araç ayarlanması gerekmektedir. Araç sağlaması gereken görevli, Öztuna’yı çağırır ve ‘Ben çocukların ailelerinden ayrı, yatılı okumasını doğru bulmuyorum’ diye başlar söze. Ardından ‘Bundan böyle sizinle çalışamayacağız’ der.
Neyse ki araç sorunu İstanbul Vali Yardımcısı Mehmet Seyman’ın desteğiyle çözülür. Ama Öztunalı, kurduğu derneğin yönetiminden ayrılmak, projeden de çekilmek zorunda kalır. Öztunalı, her şeye rağmen Kasımpaşa Çocuk Yuvası’nda gönüllü anneliğe devam ediyor. Azarlansa da, dışlansa da, sivil toplum adına yaptıklarından vazgeçmeyeceğini söylüyor. Öztuna’ya göre devletin meseleye bakışı özetle şöyle: ‘Kamu yöneticisi sivil toplum gönüllüsüyle karşılaştığında hep aynı şeyi söyler: Bana kaynak bul; gerisine karışma, işime burnunu sokma; ben devletim, her şeyi bilirim!’
İBRAHİM BETİL (Toplum Gönüllüleri Vakfı)
İsmim bir holdingin önüne geçince görev süremi uzatmadılar
Güneydoğu’nun bir iline belediye başkanının talebi ile eğitim parkı kurmaya gittik. Gittiğimizde bölgenin atanmış yöneticilerinden biri çağırdı ve ‘Devleti hiçe sayıp yerel yöneticilerle işbirliği yapmak ne haddinize. Bu işe engel olacağım’ dedi. Tam dört saat odasında dil döktüm, hatta yalvardım. İkna olmadı. Sonuçta 5 bin çocuğun geleceğini etkileyecek projeye sekiz ay sonra başlayabildik. Tepkiler sadece kamu yöneticilerinden gelmiyor ama. Geçmişte 8 yıl başkanlık yaptığım Eğitim Gönüllüleri Vakfı’nda, adım vakfa destek veren bir holdingin adının önüne geçtiği gerekçesiyle başkanlık sürem uzatılmadı örneğin.
NASUH MAHRUKİ (AKUT Başkanı)
700 hayat kurtardık şov yapmakla suçlandık
Bugüne kadar 185 operasyon yaptık, 700 insanın hayatını kurtardık. Ama başımıza gelmeyen kalmadı. Deprem kurtarmalarında çalışırken dönemin Sağlık Bakanı Osman Durmuş, ‘Şov yapıyorlar’ dedi bizim için. Tayland depremi sırasında, İzmit’te bir gölde boğulan kişileri ararken, Konya’da çöken apartmana müdahale ettiğimizde, sürekli Sivil Savunma personelinden tepki aldık. STK’lar devlet kurumlarına rakip değil, destekleyici ve tamamlayıcıdır. Desteğe ihtiyaç duyduklarında, el vermek üzere devreye gireriz. Yaşadığımız sorunlar bizi yıldırmıyor, devam edeceğiz. |