26/06/2004 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Gezi
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Cumartesi
26.06.2004
Ebru ÇAPA
Sözleri deforme edilmiş olsa bile yazılmış en şahane şarkılardandır
  
ecapa@hurriyet.com.tr
 

O ‘málûm’ sahil kasabasında oturuyoruz. Kanlı bir kanasta partisi taze sona ermiş, Ayfer, ikimizin de ağzının payını hunharca vermiş, yatmaya gitmiş.

Biz ciğerimin paresi, ruhumun öbür yarısı, canımın içisi Ebru’mla laflıyoruz.

Bacak kadar çocuklarken, tazecik ergenlerken nasıl olup da kendimizi boyumuzdan büyük kederlere saldığımızdan, arabeske müptela tabiatımızdan, kanlı kavgalarımızdan ve tüm bunlara rağmen nasıl da, nasıl da içten ve ağız dolusu güldüğümüzden dem vuruyoruz.

Yaptığımız binbir türlü salaklığı kimbilir kaçıncı kez anıp, sil baştan sanki bir kez daha yaşayıp, kahkahadan kırılıyoruz.

Piliç çevirmeye dönmüş tenim yüzümden oturmakta zorlanıyorum; canım fena hálde yanıyor. Ebru bir yandan sabahki bilmemkaç koruma faktörlü kremi reddetmiş olduğum için küfredip, bir yandan bir yerlerime nemlendirici sürüp, bir yandan da yıllar önce yine nasıl gerzekçe yanmış olduğumu hatırlatıyor:

‘Alaçatı’da kahvede maç seyrediyorduk hani. Salkımsöğütün altındaki masadaydık. Yeşil dallar kafandan omuzlarına doğru dökülüyordu. Yanaklar da bostan domatesi kıvamında kızarmış. Parmakların yağlıydı, yüzüne sürdün, sonra da bana dönüp; ‘Güzelim, şu yüzüme bir limon sıksana be’ dedin. Salak şey!’

‘Ya,’ dedim, ‘Peki abi, yanlış mı hatırlıyorum, yoksa o yine bizim psikopata sardığımız bir dönem miydi? Olaylar ve sonuçlar mıh gibi hatırımda da gerekçe hep böyle bir sis perdesinin arkasında kalıyor. Hakikaten bizim derdimiz neydi?’

‘Şimdi ne?’ diye sordu.

‘Peki çözüm ne?’ diye sordum karşılığında; ‘Lobotomi mi?’

Dışarıda, gökyüzüne atılmış incecik bir neşter yarasını andıran yepisssyeni bir ay... Ebru birden kalkıp içeri gitti ve elinde tuğla kalınlığında bir kitapla geri geldi. Yeni bir kitap almış, üşenmemiş, yıldız haritamı çıkartmış. Okumaya başladık ve başlar başlamaz da yarıldık...

Efendim, derin ve ince ve aşırı parlak bir zekamız varmış ve dünyada olan biten her şeyden fena hálde etkilenen hassas ötesi ruhlarmışız, bu yüzden hayatımızın büyük bir bölümünde ‘doğal olarak’ depresyondaymışız...

Çok akıllıymışız ama aklımız biraz karışıkmış, duygularımız, aklımıza baskın çıkarmış, habire kendimizle çelişirmişiz, bu yüzden durumumuz bulanıkmış.

Süper cömertmişiz, bunun yanında maddiyattan hiç çakmazmışız; bu sebepten ömrü billah kuyruğumuzu kovalarmışız...

Bir nev’i çelişkiler kumkuması... Öyle kişilik bölünmesinden mustarip bir portre çizilmiş ki bünye ‘Şizofren miyim?’ şeklinde bir paranoyaya kapılıyor.

‘Bu ne be?’ dedim: ‘Herifçioğlu kompliman mı yapıyor feláket tellallığı mı anlamadım. Anlaşılan ömrümüz aynı boktan tempoda sürecek ve nihayete erecek. Ama artık en azından mazeretimiz olduğunu, her şeyin irademiz haricinde, doğamız gereği vuku bulduğunu bileceğiz. Al sana bir boka yaramayan bir ‘bilgi’ daha. Bizim özetimiz budur abi: Bile bile lades diyeceğiz!’

O sırada açık televizyonda, Powertürk’te Aslı, bir Hümeyra klásiği olan Kördüğüm’ü söylemeye koyuluyor:

‘Öyle uzak ki yerim / Uzakları aşıyor / Bütün özlediklerim / Benden ayrı yaşıyor / Ya her şeyim ya hiçim / Sorma dünyam ne biçim / Bir kördüğüm ki içim / Çözdükçe dolaşıyor.’

Gerçi Aslı, yeni versiyonda ‘dünyam’ yerine ‘dünya’, ‘dolaşıyor’ yerine de ‘dolanıyor’ diyor ama olsun varsın... Altın, çamura da düşse altındır. Güftesi Şevket Rado’ya, bestesi Hümeyra’ya ait olan Kördüğüm de sözleri deforme edilmiş olsa bile, yazılmış en şahane şarkılardandır...

Ayrıca, sözleri yanlış telaffuz ediyor olması bile Aslı’nın yorumuna halel getirmiyor. Son derece pastoral bir ortamda çekilen rengáhenk klip ve o canım şarkı sayesinde insanın böğrüne çöreklenen ‘Ben gurbette değilim, gurbet benim içimde’ hissiyatı ve kursakta oluşan düğüm, durumu yıldız mıldız haritalarından daha iyi deşifre ediyor.

Ebru’m 10 yıllık gurbetten dönmüş, karşımda gülüm gülüm gözleriyle ve gamzeleriyle oturuyor.

Gece güzel, hayat güzel, biz güzeliz...

Yeni ay, yıldızlı gökyüzünden, incecik bir tebessüm gibi bize bakıyor. Bir acayip eföri duygusuyla; ‘Olsun be bebeğim,’ diyorum Ebru’ya, ‘N’apalım, biz de böyle çöze dolaşa, güle çelişe, allım güllüm, geçinip gideriz...’


Ebru ÇAPA
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Kim neye uyacak?
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Bir fincan kahvenin hatırı
 
    Bekir COŞKUN
  İkiyüzlülük...
 
    Cüneyt ÜLSEVER
  Başkan Bush’u karşılarken
 
    Ege CANSEN
  Küreselleşme ortamında işsizliğe çare
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Bush’a açık mektup
 
    Erdal SAĞLAM
  Belediye ve İl Özel İdaresi harcamalarına dikkat
 
    Fatih ALTAYLI
  Haber yapmalı mı yapmamalı mı?
 
    Gila BENMAYOR
  Ebadi: İran’ın yasaları toplumuna aykırı orada örtünüyorum, dışarıda başım açık
 
    Hadi ULUENGİN
  Hoşgeldin NATO!
 
    İlter TÜRKMEN
  AB ile üyelik müzakereleri
 
    Tufan TÜRENÇ
  Böyle büyük bir risk almaya değer miydi
 
    Yalçın BAYER
  Turizm arsa tahsisleri tartışılıyor
 
    Yalçın DOĞAN
  Ses vermeyen hayatlar
 
    Özdemir İNCE
  ‘Laikçi çevrelerin irtica paranoyası’ üzerine
 
      
Mehmet Ali BİRAND
  Aferin Yunan millilerine...
 
    Erman TOROĞLU
  Kabus gibi
 
    Şükrü KIZILOT
  Asgari ücret ve işçiler ile işverenin fotoğrafı
 
    Zeynep GÖĞÜŞ
  Turiste Türk giysisi
 
    İlker YASİN
  Ölümüne oynadı
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2004 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com