26/06/2004 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Gezi
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Cumartesi
26.06.2004
Kanat ATKAYA
Finali Nedved forması giyip seyrederim inşallah
  
katkaya@hurriyet.com.tr
 

İki haftadır hayatıma ne mantık, ne de duygular hükmekmekte. Benliğim tamamen Avrupa Futbol Şampiyonası’nın uydusu konumunda.

Hayat maç saatlerine göre ayarlanıyor, maç sonrası güdülecek geyik sürülerine hakim olabilmek için yerli/yabancı bütün kaynaklardan bilgi ediniliyor.

Bu arada cin mısır stoku ne vaziyette (güzel bir tarif vereceğim bu konuda az sonra); kola, bira vesaire akışında bir aksaklık yaşanıyor mu, bunlar takip ediliyor.

Saat 21.45’i içine alan program önerilerine sadece hain bir kahkahayla karşılık veriliyor vesaire, vesaireeeeee.

*

İlk 2 haftanın sonunda (perşembe yazdığım için Portekiz-İngiltere maçının sonucunu bilmiyorum mesela), amaçlarımdan çok da uzaklaşmamış durumdayım.

Durumu bir gözden geçirelim:

1996 yılında Almanya’ya finalde kaybettiklerinde, Galatasaray kupa kaybetmiş gibi (o kadar olmasa da, çok işte, anlayın) üzüldüğüm Çekler süper gidiyor. Özellikle Almanya’yı elemelerinden sonra evde tek başıma timsah yürüyüşü yaptım.

Esasında sevdiğim bir takım olan İtalya’nın elenmesine, zerre kadar futbol oynamadıkları için sevindim.

Çek Cumhuriyeti kazaya uğramazsa final oynar. Uğrarsa zaten kahrolurum. Ama uğramazlarsa, final maçı için gideceğim Portekiz’de maçı Nedved formasıyla seyrederim, kimse de engel olamaz.

BBC’nin internet sitesinde süper bir hizmet var. Bazı futbolcuların yüzlerini maske formatında sunuyorlar. İndirip printer aracılığıyla maske hazırlayabiliyorsunuz. Nedved veya Poborsky maskesi bulamadım; uyuz Beckham’ın maskesini takacak halim de yok (tamam adam yakışıklı ama futboldan n’aber, onu sorarım). Ben de Collina’nın maskesini indirdim. Finali Urs Meir’e verseler bile Collina Abi yarı finallerden birini yönetir. O maçı Collina gibi seyredeceğim. Bu arada Topesto için de Rooney maskesi bastım bir tane. Biraz deforme edip ‘Yardımcı hakemin maskesi oğlum bu’ diye yutturmaya çalışacağım.

Herkes İngiliz eleman Rooney’in, turnuva tarihinde gol atan en genç futbolcu olduğu noktasında takıldı. Beyler hooop İsviçreli Johan Vonlanthen, o unvanı kısa süre içinde devralmış oldu. Ama Rooney kaldı akılda bir kere. Johan diyorum, Vonlanthen... Çocukçağızı hatırlayan yok yahu!

O, kale arkaları açık olan statta maç seyrederken siz de koftiden bir maç izliyormuşsunuz hissine kapılıyor musunuz? Mimari harikası diyorlar, olabilir ama bana amatör küme maçlarının oynandığı statlar gibi geliyor hep.

NTV’deki maç sonrası program süper olmuyor mu sizce de? Atilla Gökçe, Mert Aydın ve Okay Karacan’ın muhabbetleri hakikaten şerbet gibi. Mert zaten bu aleme sahip bir insan. Atilla Abi, eski günlerle harmanlama yapıyor. Okay Karacan da güzel ara paslar atıyor. Son günlerde TRT’den görüntü alamıyorlar ama olsun, muhabbetleri yeter.

Netice itibarıyla Çekler final oynasın, ben de o Nedved formasını giyeyim yeter! Bir de kimileri karşı çıkacak ama Van Nistelrooy’un bazı hareketlerine ayar oluyorum. Letonya maçında penaltı atışı sırasında topu beyaz noktanın ucuna iliştirdi mesela. Ne lüzumu var kardeşim, 20 milimden ne kazanacaksın?.. İtici oluyor işte...

MÜHİM NOT: Yazının bir yerinde cin mısırdan bahsederken ‘Güzel bir tarif vereceğim’ demiştim. Aslında çok basit. Önce kuruyemişçiden cin mısır, yani patlama potansiyeli bulunan fakat patlamamış mısır alıyorsunuz. Harcamaya gönüllü olduğunuz bir tencere buluyorsunuz. İçine birazcık sıvı yağ koyuyorsunuz. Ben bütünleşmeleri açısından mısırözü yağı koyuyorum. Biraz da tuz döküyorsunuz. Bu arada tabii mısırları atmış oluyorsunuz ama öyle abartmayın, tencerenin dibini örtecek kadar. Sonra kapağı kapatıp ocağı yakıyorsunuz. İlk 3-4 pıtlama sesinden sonra tencereyi kulpundan tutup sallamak suretiyle, 1, bilemediniz iki dakika ateş üstünde sallayarak tutuyorsunuz. 10 numara mısır patlatmış oluyorsunuz.

Yazının da remiksi olabilir mi?

Çıkan yazıları ‘Nasıl olsa, gerektiği zaman bulurum’ mantığıyla kesip biriktirmeyen biriyim. Haydi bakalım şimdi bul Hey’de çıkan bir yazını veya sadece iki sayı da olsa Argos’a yazdıklarını.

Bulamıyorsun tabii.

Hürriyet’te çıkan yazıları bulmak sorun değil. Ama orada da tarihini hatırlayamayıp bulamadıklarım oluyor.

Bu konuda mükemmel insan bilincine hangi vesileyle ulaştığımı şimdi hatırlayamıyorum ama geçen hafta, bilgisayarda duran yazıları kağıt formatında dosyalama işine giriştim.

Yazdığı yazıyı sonradan okumayanlardan olduğum için, bu dosyalama işi de bayağı uzadı.

Çünkü ‘Aaa, iki sene önce ben Diyarbakır’dan bunu yazmıştım di mi?’ diyorum ve yazıyı okumaya başlıyorum mesela.

Böyle böyle yazıları okurken, bazı yerlerde düzeltmeler yapmaya başladım.

Çıkmış yazıyı düzeltmenin kimseye faydası yok. Ama editörlük günlerimden kalan bir alışkanlıkla, önce ufak tefek imla hatalarını, sonra da cümleleri değiştirmeye başladım.

‘Bak böyle yazsaymışım, daha komik olurmuş...’ diye başladığım bazı yazıları neredeyse baştan yazdığım oldu.

Bazen ‘Ho-ho-ho! ne komik bir lafmış bu, niye artık kullanmıyorum ki?’, bazı durumlarda da ‘Ay, ben bunu mu yazmışım, yazıklar olsun!’ dedim kendi kendime.

Bu konuyu Topesto biraderime açtığımda ‘Remiks yap’ dedi.

‘Nassı ya?’ şeklinde cevap verdim.

‘Yazılarını remiksle işte, evde boş oturduğun vakitlerde. Bazıları zaten tanımlanamayacak şeylerdi; estetik ameliyatla tiplerini düzelttiğini düşün’ dedi.

‘Peki zaten iyi olanlar?’ dedim.

‘Onları da eğlenmek için değiştirebilirsin ufak tefek...’ dedi.

Bir iki deneme yapıp gösterdim bayağı eğlendik.

Size örnek sunmak isterdim ama manasız olacak. Hem eski hem yeni yazıyı koyacaksın vesaire...

Belki bir örnek belirlersek yaparız böyle bir remiks operasyonu...


Kanat ATKAYA
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Kim neye uyacak?
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Bir fincan kahvenin hatırı
 
    Bekir COŞKUN
  İkiyüzlülük...
 
    Cüneyt ÜLSEVER
  Başkan Bush’u karşılarken
 
    Ege CANSEN
  Küreselleşme ortamında işsizliğe çare
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Bush’a açık mektup
 
    Erdal SAĞLAM
  Belediye ve İl Özel İdaresi harcamalarına dikkat
 
    Fatih ALTAYLI
  Haber yapmalı mı yapmamalı mı?
 
    Gila BENMAYOR
  Ebadi: İran’ın yasaları toplumuna aykırı orada örtünüyorum, dışarıda başım açık
 
    Hadi ULUENGİN
  Hoşgeldin NATO!
 
    İlter TÜRKMEN
  AB ile üyelik müzakereleri
 
    Tufan TÜRENÇ
  Böyle büyük bir risk almaya değer miydi
 
    Yalçın BAYER
  Turizm arsa tahsisleri tartışılıyor
 
    Yalçın DOĞAN
  Ses vermeyen hayatlar
 
    Özdemir İNCE
  ‘Laikçi çevrelerin irtica paranoyası’ üzerine
 
      
Mehmet Ali BİRAND
  Aferin Yunan millilerine...
 
    Erman TOROĞLU
  Kabus gibi
 
    Şükrü KIZILOT
  Asgari ücret ve işçiler ile işverenin fotoğrafı
 
    Zeynep GÖĞÜŞ
  Turiste Türk giysisi
 
    İlker YASİN
  Ölümüne oynadı
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2004 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com