Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV) ile German Marshall Fund of the US (GMF-US) tarafından düzenlenen "Yeni Bir Yol Kavşağında Atlantik İttifak" konferansında verilen yemekte söz aldı.
Gül, ittifakın barış ve refahın yolunu açtığını dikkat çekerken, şimdi görevinin yeni tehditlere karşı bunları korumak ve daha geniş alanlara barış ve refah götürmek olduğunu kaydetti. Abdullah Gül, bu açıdan en önemli tehditlerin terörizm, kitle imha silahları, siyasi, ekonomik ve sosyal problemler, ırkçılık, dini önyargılar ve ayrımcılık, yolsuzluk, organize suç, insan ticareti, uyuşturucu, yoksulluk, cehalet, kötü yönetim, insan hakları ihlalleri ve doğal felaketlere kadar çeşitlilik gösterdiğini kaydetti. Gül, ittifakın her üyesinin bu ciddi sorunların çözümünde bireysel yetenekleri ve sorumlulukları olduğunu ifade etti.
Türkiye’nin coğrafi yerleşimi ve tarihi-kültürel zemini nedeniyle bölgesel güvenlik, iş birliği ve gelişme konularında yardımcı olabileceğini bildirdi. Gül, Türkiye’nin AB, NATO, Karadeniz Ekonomik İşbirliği, Ekonomik İşbirliği Örgütü, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı gibi uluslarasa ve bölgesel girişimlere üye olduğuna dikkat çekti. Gül, ayrıca Türkiye’nin ABD ile, "değerleri" temel alan 60 yıllık bir ortaklığı olduğunu da dikkat çekti.
"AB MÜZAKERELERİ GELECEK YIL BAŞLAYACAK"
AB konusuna değinen Gül, Türkiye’nin AB’nin bir parçası olma yolundaki çabalarının sonuç verdiğini kaydetti. Gül, "Giriş müzakerelerine önümüzdeki yıl başlayacağımız konusunda her zamankinden daha eminim" şeklinde konuştu.
"KARABAĞ İÇİN ERMENİSTAN’IN ADIMI GEREKLİ"
Güney Kafkasya’da istikrarın sağlanması için Türkiye’nin elinden geleni yaptığını belirten Gül, Gürcistan’ın yeni hükümeti ile siyasi, insani ve ekonomik açıdan istikrarın sağlanması için birlikte çalışıldığını ifade etti. Gül, Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki Karabağ sorununun ortadan kalkması konusundaysa, "Ermenistan’ın Azeri topraklarını işgalini sona erdirme yönünde atacağı bir adım nihai çözüme yardımcı olacaktır" diye konuştu. Gül, Azeri ve Ermeni yetkililerle temas halinde olduğunu söylerken İstanbul’da yapılacak olan NATO zirvesinin bu diyalog açısından yeni bir fırsat yaratacağını umduğunu kaydetti.
"KIBRIS’TA ASKERİ ÇIKAR PEŞİNDE DEĞİLİZ"
Konuşmasının bir bölümünü Kıbrıs konusuna ayıran Bakan Gül, Türkiye’nin Kıbrıs sorununa barışçı çözüm yönündeki yaklaşımının, "Pek çoğunu şaşırttığı" yorumunu yaptı. Abdullah Gül, "Kıbrıs’a ilişkin BM planını kabul ederek Kıbrıs’ta askeri ve stratejik çıkarlar paşinde olduğumuz iddiaları da açıkca boşa çıkardık" diye konuştu.
Abdullah Gül, Arap-İsrail çatışmasının ve bölgedeki durumun Türkiye’yi çok kaygılandırsa da, taraflarla yakın ilişkide olunmaya devam edilmesi gerektiğini ifade etti.
"TÜRKİYE’NİN MODEL OLMA YANILSAMASI YOK"
Gül, konuşmasındaki en sert bölümü ABD’nin BOP beklentisini ayırdı. Türkiye’nin İslam aleminde değişim fikrini desteklediğini belirten Gül, bunun koşularının ise, "Müdahale değil ortaklık; empoze etmek değil bölgesel sahiplik" olduğunu kaydetti. Gül, "Türkiye’nin kimse için bir model olma beklentisi ve yanılsaması yoktur. Biz olmak istediğimiziz" dedi. Demokrasinin sabit mükemmeliyetin bir süreci olduğunu kaydeden Gül, "Bununla birlikte kimsenin bizim başardıklarımızdan esinlenmesini önleyemeyiz" dedi. Türkiye’nin modern, çoğulcu, sivil, saydam ve hasap verebilir bir demokrasi olmayı başarmış Müslüman çoğunluklu bir toplumunun yaşayan örneği olduğunu söyleyen Gül, "Bu İslamın modernite ile uyumlu olabileceğinin kanıtıdır" dedi.
Abdullah Gül, konuşmasının son bölümünde Türkiye’de son dönemde gerçekleştirilen reformlara değindi. Gül, AB’ye uyum yolunda atılan adımların, "Komşu ülkede savaş devem ederken, uluslararası terörizm yükselişteyken ve pekçok liberal ülkenin belirli özgürlükler üzerinde güvenlik nedenleriyle önlemler uyguladığı bir dönemde" gerçekleştiğine dikkat çekti. Abdullah Gül, ekonomik piyasalardaki güvenin ise her geçen gün arttığını sözlerine ekledi.