25/06/2004 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Gezi
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Gündem
25.06.2004
Özdemir İNCE
“Avrupa Birliği için terör değişmez!”
  
oince@hurriyet.com.tr
 

Günlerden 17 Haziran. CNN-Türk’ün Manşet programında M. Ali Birand hiç de mutlu değil, yüzü şallak-mallak.

Çekim Brüksel’de yapılıyor. Bir bahçede. Birand’ın karşısında üç Avrupa Parlamentosu milletvekili oturuyor. M. Ali Birand mutsuz, çünkü daha önce yaptığı Avrupa Birliği’ne giriş falcılığının çıkmaya bileceğini hissetmeye başlamış. Nerede o esip gürleyen, Avrupa Birliği işinde biraz dikkatli olmamızı tavsiye edenleri küçümseyen M.Ali Birand’ın mutluluğu. Bir ara istemeye istemeye itiraf ediyor:
“Kendimi kandırılmış hissediyorum!” diyor.
Kandıranlar kim? Avrupa, Yunanistan ve Rumlar.
***
“Türkiye Kıbrıs işini halletsin, Kürtçe sorunu çözümlesin yeter. Avrupa Birliği çantada keklik!” diyorlar ve bu işe biraz kuşkuyla bakanlara hakaret ediyorlardı.
Televizyondaki üç konuğu aşağı yukarı birbirini tamamlayan şeyler söylüyorlardı:
-Türkiye Kopenhang kritelerinin siyasal bölümünü yerine getirdi. Anayasa ve yasa değişiklikleri yapıldı. Şimdi sıra uygulamada.
-Türkiye’ye bu yılın aralık ayında mutlaka müzakere tarihi verilmeli.
-Ancak bu her şeyin bittiği anlamına gelmiyor. Avrupa Birliği süreci ancak şimdi başlıyor. Bu süreç en azından 10 yıl sürer, diyorlar ve ekliyorlar.
-Türkiye’nin bu süre içinde Avrupa Birliği insanlarının ortak hayat anlayışına adapte olması, uyum sağlaması gerekiyor.
-Avrupa Birliği halkları Türkiye’yi ve Türk halkını tanımıyorlar. AB halkının Türkiye’nin üyeliği fikrine alışması gerekiyor.
-Her şey bittikten sonra 25 üye ülkenin parlamentolarının Türkiye’nin üyeliğini onaylaması gerek.
M.Ali Birand hiç de memnun değil. Oysa 1 Mayıs öncesinde neredeyse AB’ye bilet kesiyordu.
***
Aralık ayında müzakere tarihi almak önemsiz bir şey değil, ama hiçbir garantisi yok. Üstelik Türkiye’nin adaylığı 25 üye tarafından değil, bizden önce üye olacak olan Bulgaristan, Hırvatistan ve Romanya’yı da hesaba katarsak 28 devlet tarafından onaylanacak. Balığın kavağa çıkması gibi bir şey.
Bunları çoktan bilmeleri ve halka anlatmaları gerekiyordu.
***
Televizyonda bunlar konuşulurken bir yandan gözümün önünden bir töre cinayetinin görüntüleri ve cümleleri geçiyor.
Aile meclisi kararıyla işlenen cinayetlerden biriyle ilgili olarak taraflardan biri gazetecilere şöyle demiş:
“Söylenecek bir şey yok. Siz de aynısını yapardınız. Avrupa Birliği’ne gireceğiz diye şov yapıyorsunuz. Almanya’daki, Fransa’daki gibi yaşamıyoruz. Töre cinayetleri engellenemez. Öyle devam eder!”
Bunu söyleyen kişi hangi taraftan olursa olsun, töresini ve cinayetini Avrupa’ya taşımış olan bir halkın temsilcisi. Yıllardır Avrupa’da yaşıyorlar ve Avrupa’nın yaşam koşullarına, biçimlerine uyum sağlayamamışlar.
Bu kafadaki insanların Avrupa Birliği’ne alınacağını sanırsanız avucunuzu yalarsınız.
Hele Aralık ayında müzakere tarihi verilsin ve müzakereler başlasın karşımıza çıkartılacak koşullardan başımız dönecek.
***
Avrupa’da töre cinayetlerini işleyenler genellikle Türkiye’nin doğu ve güney-doğusundan. Türkiye’de de töre cinayetlerinin çoğunu bu bölgenin insanları işliyor. Ama işe bakın ki bölge halkının yüzde doksanı Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üye olmasını da istiyor.
Oysa aile meclisinin kararına dayalı töre cinayeti işlemeyen batıdaki insanlar Avrupa Birliği’ne girmeye o kadar can atmıyorlar.
Adamlar, “Avrupa Birliği’ne isterlerse bizi almasınlar, bizi töre icabı kadınları, kızları öldürmeye devam edeceğiz!” diyorlar.
Bense, kadınlar özgürleşmedikçe, kadınlar erkeklere eşit olmadıkça, kadınlar hak ettikleri saygıyı görmedikçe, “mal” durumundan kurtulmadıkça Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne almazlar, diyorum.


Özdemir İNCE
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Anlayan beri gelsin...
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Böyle egoizm görülmedi
 
    Bekir COŞKUN
  Asgari dünya...
 
    Doğan HIZLAN
  Sapanca Şiir Akşamları
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  İşçiye yeni kazık, yeni ayıp
 
    Ercan KUMCU
  Bankacılığın gücü gözetim ve denetimin gücüyle paraleldir
 
    Fatih ALTAYLI
  NATO’yu o çocuk mu kurdu?
 
    Ferai TINÇ
  Macar nabzı
 
    Gila BENMAYOR
  Sağlık uçurumu ve Bill Gates faktörü
 
    Kanat ATKAYA
  NATO Zirvesi için hazırlıklar tamam
 
    Yurtsan ATAKAN
  Eğitim şart bilişim farz
 
    Tufan TÜRENÇ
  Hasan Kundakçı Paşa’nın Atina sırrı
 
    Yalçın BAYER
  Tavuk-yumurta ilişkisi...
 
    Yalçın DOĞAN
  Son Hedef: İstanbul
 
      
Mehmet Ali BİRAND
  AB, Türkiye ile farklı müzakere yapacak
 
    Vahap MUNYAR
  Kimseden özür dilemedim yaptığımın arkasındayım
 
    Erman TOROĞLU
  Sonsuz teşekkürler
 
    Doğan Hakyemez
  Örs, F.Bahçe ve Milli Takım
 
    İlker YASİN
  Büyük kumar
 
    Mehmet Nuri YILMAZ
  Ortak değerler üzerine
 
    Cengiz SEMERCİOĞLU
  Nato zirvesi
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2004 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com