|
BOMBANIN patladığı yer bir belediye otobüsü. Adı üstünde.
Halkın kullandığı taşıma aracı.
Bombacılar kim?
GÜYA MARKSİST
Güya halk adına hareket eden kafalar.
Örgütlerinin adına ‘Marksist’ kelimesini koymuşlar.
Herhalde Marx’ın kemikleri sızlıyordur.
Bush’a kızıyor. Hıncını zavallı insandan alıyor.
Aşağılıklığın, egoistliğin bundan daha adicesi olabilir mi?
Taşırken bomba kucağında patlamış.
Ne fark eder?
Kucağında patlamasa, o bombayı bir yerlere koymayacak mı?
Oradan geçen insanlar bundan zarar görmeyecek mi?
Ama insan hayatı onun için ne ki?
Yeter ki kurduğu teşkilatın adı duyulsun. Reklamı yapılsın.
Bu uğurda üç beş can gitmiş ne fark eder?
Ülkesinin imajı bozulmuş, yüz binlerce esnafın, milyonlarca çalışanın ekmeğiyle oynanmış, umurunda mı?
Varsa yoksa, kendi ve etrafındaki üç beş kişinin şahsi zevkleri.
Sönen ocaklar, aç kalan insanlar bu örgüt şehvetinin mezesi.
Yıllardır yazıyorum.
Terörizm, insanın ruhunun en egoist halidir.
Bir ideal uğruna hareket ettiğini iddia eden terörist, aslında kendinden başka hiçbir şeyi, hiç kimseyi düşünmez.
BİRAZ DİSİPLİN
Kopmuş bacaklar, sönmüş hayatlar, geride kalan acılar üzerinde yaptığı değerlendirmeyi şu iğrenç cümle ile noktalar:
‘Başarılı bir eylem yaptık.’
Oysa ortada başarı diye sadece ve sadece, öldürülmüş, sakat bırakılmış insanlar, kapanmış dükkánlar, ekonominin etkilenmesi yüzünden işsiz kalmış yoksullar vardır.
Bir de kendimize dönelim.
Bizlerin talihsizliği işte bu egoist yaratıklarla birlikte yaşamak zorunda oluşumuzdur.
O nedenle alınan önlemlerden şikáyet etmememiz gerekiyor.
Sadece biz değil, bütün toplumlar artık böyle yaşamak zorunda.
Tearör bizi esir almak istiyor.
İster sağcısı, ister dincisi, ister solcusu, ister etnik amaçlısı olsun, terörün bizi götürmek istediği toplumsal düzen çağdışı, ilkel ve faşist bir hayat tarzıdır.
Eğer böyle korkunç bir iklimde yaşamayı reddediyor, hayat tarzımızı savunmak istiyorsak, gönüllü bir disiplini kabul etmeliyiz.
Türkiye böylesine büyük bir uluslararası toplantıyı düzenlemeyi kabul ettiyse, üç günlük bir disipline uyacağız.
Peki isteyen bu liderlere olan tepkisini göstermesin mi?
Elbette göstersin.
Türkiye’ye yakışan budur.
ORASI OLMAZ
Nitekim hükümet de gösteri yapmak, itirazını göstermek isteyenlere şehrin çeşitli yerlerinde yer gösterdi.
Ama bazıları, ‘Ben orayı değil de burayı istiyorum’ diyor.
Dememeleri gerekir.
Terör örgütlerinin fink attığı, kışkırtacak, sömürecek ortam aradığı bu kritik üç beş gün içinde onlara bu imkanı tanımak kime yarayacaktır?
Hangi bilinçli demokrat, hangi pasifist itirazcı, hangi samimi gösterici, Bush’a, Blair’e veya başkasına vereceği mesajın bir cürüm teşkilatının, bir faşist terör örgütünün egoizmine hizmet etmesini ister?
Amaç itiraz talebi ise, samimi bir muhalefeti ortaya koymak ise, bu güzel demokrasi meydanını terörle paylaşmanın bir yararı olabilir mi?
Biliyorum bazıları şunu diyecek:
Biz teröristi aramıza sokmayız.
Doğru, siz sokmazsınız ama o girer.
Girer ve bir anda demokrasi meydanına hákim olur.
BUSH’A İTİRAZ
İşte o yüzden ben diyorum ki, şu üç beş gün katlanalım.
Çok gerekmiyorsa evimizden çıkmayalım.
Varsın, kongre vadisine giremeyelim, evimize biraz geç gidelim.
Sonunda o vadide bir araya gelen insanlar, dünyanın önde gelen ülkelerinin liderleri.
Onların birçoğunun da Başkan Bush’a itirazı var.
Elbette onlar da bu itirazlarını ona iletecekler.
Bu büyük olayda Türkiye ev sahibidir ve bunun altından başarı ile çıkmalıdır. |