|
Yalçın Doğan
Afganistan bir İslam ülkesidir. Devletin dini İslam’dır. Ama halk için hiçbir zorlama yoktur. Biz İslami kuralları, gelenekler çerçevesinde uyguluyoruz. Bu bir yaşam tarzıdır. Biz hiç kimseyi İslami kuralları uygulaması ve ona göre yaşaması için zorlamıyoruz.
AFGANİSTAN, anayasasına göre bir İslam devleti. Uygulaması nasıl?.. Bu yöndeki soruma Devlet Başkanı Hamid Karzai şöyle cevap veriyor:
‘Afganistan bir İslam ülkesidir. Devletin dini İslam’dır. Ama halk için hiçbir zorlama yoktur. Biz İslami kuralları, gelenekler çerçevesinde uyguluyoruz. Bu bir yaşam tarzıdır. Biz hiç kimseyi İslami kuralları uygulaması ve ona göre yaşaması için zorlamıyoruz.’
İran da bir İslam cumhuriyeti. Arada ne fark var?.. Karzai:
‘Çok fark var. Yönetim biçimleri arasında fark var. Örneğin, orada devrim muhafızları var, bizde yok. Her iki ülkede meclisler farklı çalışıyor. Yetkiler farklı.’
Karzai daha fazla ayrıntıya girmek istemiyor. Ek sorularıma benzer yanıtlar veriyor. Onun değil, benim yorumum:
‘İran, İslam devrimi ihraç etmek çabasında ve katı İslami kuralların uygulandığı bir ülke. Afganistan, kendi halinde ve halkına hiçbir zor uygulamıyor.’
DÜĞÜNDE İÇKİ SERBEST
Bakanların eşlerinin başı açık... Hiçbirinde türban ya da benzeri bir şey yok... Halkın çoğu, istediği gibi örtünebiliyor. Kimsenin umurunda değil. Öyle bir sorun yok.
Hikmet Çetin anlatıyor:
‘Bir düğüne davet edildim, birkaç bakan da vardı. Düğünde, tek bir çarşaflı ya da türbanlı kadın yoktu. Erkeklerle kadınlar aynı masada oturdu. Aileden biri, damadın ve gelinin başında Kuran tutuyor, onlar öyle yürüyor ama bir yanda da müzik çalıyor. İsteyen içki içti. Resmi davetlere katıldığımda da aynı şeyi gördüm. Resmi yemeklerde isteyen içki içiyor, yani bakanlar ve diğerleri.’
Bizimkilerin kulakları çınlasın!.
İncilerin İncisi seçimle tanışıyor
MELODİLİ bir deyiş, Dur-i Duran. Anlamı da melodili: İncilerin İncisi. Namı diğer Afganistan...
1300’de Osmanlı Devleti’nin kuruluşu gibi, bu coğrafyada 1740’ta kabilelerin birleşmesiyle, yeni bir krallık doğuyor. Kurucuların etnik kimliği, Durani Kabilesi nedeniyle önce bu ismi alıyor. 1920’lerde Afganistan Devleti oluyor.
1740-2004... Emirler, krallar, şahlar, diktatörler, kuklalarla yönetilen İncilerin İncisi’nde, Afganistan’da tam 250 yıl sonra, kurulduğundan bu yana ilk kez seçim var.
Ekimdeki seçime, kabile liderlerinden oluşan, şimdilik onların en yüksek meclisi Loya Jirga’da karar veriliyor.
Seçim var, ama tıpkı seçim gibi, bu ülkede nüfus sayımı yok. Yani, kim nerede oturuyor, kim seçmen, kim değil, belirsiz. İlk kez parlamento ve devlet başkanı seçimi...
Uygarlığın birkaç yüz yıl gerisindeki Afganistan’a demokrasi gelecek!.. Dünyanın sayılı yoksul ülkelerinden Afganistan demokrasiye geçecek!.. Amerikan tankları gözetiminde!..
Hüzünle ayrılıyorum Kábil’den...
Batı tipinde bir Peştun
NATO’nun Afganistan’daki temsilcisi Hikmet Çetin’i kabul ediyor Karzai. Devlet Başkanı’na haber veriliyor, bunun üzerine Çetin’le birlikte ben de gidiyorum saraya. Karzai, Batı tipinde, sıcakkanlı, esprili bir Peştun. Hemen söze giriyor: ‘Türkiye bizim kadim dostumuzdur. Çocukluğumdan beri benim ve Afgan halkının Türklere karşı özel bir sevgisi vardır.’ Bunlar nezaket sözleri değil. 1923’te Türkiye Cumhuriyeti’ni ilk tanıyan Afganistan. Afganistan’ı da ikinci tanıyan Türkiye. Ayrıca, Atatürk ile Zahir Şah mektuplaşıyorlar.
Karzai’yi Amerikalılar koruyor
AMERİKALILAR koruyor... Devlet Başkanlık Sarayı ile Devlet Başkanı Karzai’yi Amerikalılar koruyor... Afgan askerlerine, sık sık fırça atarak!.. Sarayın en dış kapısından, içerde özel odasının önüne kadar dikkatle seçilmiş Amerikan askerleri... |