|
Eskişehir, güzel bir kent olmasının yanısıra, çok eski uygarlıklara ev sahipliği yapıyor, buna rağmen bu yanlarıyla ön plana pek çıkmamış bir kent. Bu nedenle Frig Vadisi’ndeki tarihi anıtları görmemiş pek çok insan neler kaçırdığının farkında değil.
Oysa Eskişehir, çevresinde yer alan Demircihöyük, Küllüoba gibi beş bin yıldan daha eski yerleşim birimleri, Hitit ve Frig uygarlıkların izleriyle bugünlere geldi. Üstelik şehirde, bu geçmiş uygarlıklarının başarılı olduğu alanlarda hálá üretim yapılıyor. Böylece hem tarihle bugün arasına köprü kuruluyor, hem de yeni iş alanları açılıyor. Hititlerin ve Friglerin torunları sizi bekliyor...
İç Anadolu’nun en güzel şehirlerinden biri olan Eskişehir çok eski uygarlıklara ev sahipliği yapmasına ve doğal güzelliklerine karşın çok ön plana çıkmamış bir kent. Bu nedenle pek çok insan neler kaçırdığının farkında değil. Eskişehir’in çevresinde Demircihöyük, Küllüoba gibi beş bin yıldan daha eski yerleşim birimlerinin yanı sıra Hitit ve Frig uygarlığının izleri, yüzyıllardır tüm görkemiyle yaşıyor. Üstelik Eskişehir, geçmiş uygarlıklarının başarılı olduğu alanlarda bugün hálá üretim yapıyor; Eskişehirliler, kendilerini Türkiye’ye ve dünyaya tanıtmanın yollarını arıyorlar. Bu kapsamda Eskişehir Ticaret Odası önderliğinde bir araya gelen üretimciler her yıl geleneksel hale getirdikleri Eskişehir Enternasyonel Sanayi ve Ticaret Ürünleri Fuarı’nı düzenliyor. Bu yıl 18-23 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşen fuarda hemen her meslekten girişimciler kente gelen yerli ve yabancı misafirlerini ağırladı.
Frig uygarlığının başarılı olduğu alanlarda ustalaşan Eskişehirliler bunun en güzel örneğini at yetiştirme konusunda gösteriyor. Tarihsel kaynaklarda ‘soylu atlar yetiştiren soylu bir halk’ olarak tanımlanan Frigler’de olduğu gibi Mahmudiye Anadolu Tarım İşletmeleri’nde bugün Türkiye’nin en soylu atları yetiştiriliyor. Aynı şekilde Frigler’de olduğu gibi kent çevresi kuyumculuk, halı ve kilim dokumacılığı ile kumaş üzerine altın sim işlemede çok başarılı. Hatta İnönü ilçesindeki sarka işlemeciliğinde altın-sim şerit koparılmadan, dolandırılarak desenler oluşturuluyor. Mobilyacılıkta da ünlerini koruyan Eskişehir’in Mestanpınarı Köyü halkı, tümüyle ahşap ev eşyaları üretiyor.
Eskişehir’in çevresinde geçmiş uygarlıklara ait pek çok eser hálá varlığını koruyor. Bunların başında kaya anıtları geliyor. 17 metre yüksekliğe ve 16,5 metre genişliğe sahip Yazılıkaya, Eskişehir’in ve dünyanın en görkemli anıtlarından biri. Ana Tanrıça Kibele’ye adanan Frig anıtı dağın ucunun oyulmasıyla oluşturulmuş.
Bu anıtı görmek ve Eskişehir’in yerel dokusunu yakından tanımak isteyenler için Ticaret Odası’nın Yazılıkaya köyünde günübirlik bir dinlenme tesisi bulunuyor. İsteyenler tesisi karavan parkı olarak da kullanabiliyor.
Dağlık Frigya’nın dışında Eskişehir’in doğusunda Sivrihisar Dağları ile Arayit dağları eteklerindeki küçük vadilerde de son yıllarda Frig yerleşimleri ve kaya anıtları bulundu. Deniz seviyesinden 1400-1200 metre yükseklikte bulunan yerleşimler hem bulundukları vadiye, hem de bu vadiye ulaşan yollara hakim konumda. Rampalı bir yol ya da ana kayaya oyulmuş merdivenlerle ulaşılan yerleşimlerde, anıtsal ölçekli kaya sarnıçları, silolar, merdivenlerle inilen gizli geçitler, kaya fasadları, idollü-basamaklı altarlar ve nişlerden oluşan kült anıtları, mekanlar ve kaya mezarları bulunuyor.
Bunların yanı sıra Eskişehir’in güneyinde bulunan Köhnüş ve Karababa Vadisi ile güneybatısında bulunan küçük vadilerde irili ufaklı pek çok kale ve kaya anıtlarına rastlanıyor.
ŞEHRİ TANITAN İKİ ÜNLÜ EFSANE
Eskişehir Frig uygarlığına ait iki efsaneyle anılıyor. Arkeologlar ve antropologlar gerçeklikleri hakkında kuşku duysalar da uygarlıkların bugüne kadar bilinmesinin en önemli unsuru bu efsaneler.
İlkine göre Frigya’nın efsanevi kralı Midas ormanda Keçi Tanrı Pan ile Zeus’un oğlu Tanrı Apollon arasındaki müzik yarışmasına hakemlik eder. Yarışma sonunda Midas, Apollon’un liri yerine Pan’ın flütünün daha iyi olduğunu söyler ve yengi çelengini Pan’ın boynuna asar. Buna sinirlenen Apollon Midas’ın kulaklarını eşek kulağı kadar uzatır. Böylece ‘Eşek Kulaklı Midas’ efsanesi doğar.
İkinci efsaneye göre ise Midas’ın askerleri ormanda sarhoş, yaşlı bir satir (kısa boylu, keçi ayaklı, insan gövdeli ve kıllı yaratık) bulurlar. Adı Silenos’tur ve şarap tanrısı Dionysos’un eğitmenidir. Midas onu sarayında günlerce yedirir içirir ve Dionysos’a götürür. Çok sevinen Dionysos ‘Dile benden ne dilersen’ der. Midas da ‘Dokunduğum her şey altın olsun’ dileğinde bulunur ve tanrı dileğini yerine getirir. Coşkuyla her şeye dokunarak altın yapan Midas yanlışlıkla kızına dokunur. Kızı altına dönüşür ve ölür. Böylece ‘Midas’ın Altın Dokunuşu’ efsanesi doğar.
Eskişehir Frig uygarlığına ait iki efsaneyle anılıyor ki biz bu efsanelerde adı geçen kralın adını çok iyi biliyoruz... Hangimiz çocukluğumuzda ‘Midas’ın kulakları eşek kulakları...’ cümlesinin geçtiği hikayeyi dinlemedik ki? İşte bu efsaneler, o dönemin uygarlıklarının bugüne kadar bilinmesini sağlayan efsaneler... Hadi hatırlayın; birinde Kral Midas’ın kulakları eşek kulaklarına dönüşür, diğerinde her tuttuğu altın olur... |