|
Banu TUNA
French Connection, 1972’de Stephan Marks tarafından kuruldu. İyi tasarlanmış, trendy modelleriyle kısa zamanda İngiltere pazarında kendine yer edindi. Bugün dünya sokak modasının en güçlü markalarından biri. 25 ülkede 1500’den fazla mağazası var.
Gerçek bir küresel moda markası diyebiliriz French Connection için. Son zamanlarda marka delisi insanların tüketim alışkanlıkları üzerine yazılan kitaplarda ya da filmlerde French Connection adı mutlaka anılıyor. Artık sadece giyim değil, ev aksesuvarından parfüme, güneş gözlüğünden saate, ayakkabıya, vücut bakım ürünlerine kadar pek çok dalda üretim yapıyor. Üstelik piyasaya çıkan yeni ürünlerin yüzde 95’inin başarısız olduğu parfüm pazarında çok da iyi satıyor. Markanın kurucusu Stephan Marks ise ortaya çıkış hikayelerini anlatırken sadece ‘Para kazanmam gerekiyordu, moda işine girdim’ demekle yetiniyor.
French Connection yedi yıl önce bir reklam kampanyası başlattı ve kampanyada markanın tam adı olan French Connection United Kingdom’ım kısaltması FCUK’ı kullandı. Bu girişim pek çok tepkiyi de beraberinde getirdi. Çünkü kısaltma tek bir harfin yer değiştirmesi ile İngilizce’de argo bir kelimeye (fuck) dönüşüyordu. Amerika’da FCUK reklamları bu yüzden yasaklandı. Yasaklamadan kurtulmak için harflerin arasına nokta koyarak, reklam yapmayı sürdürdüler. Geçen ay French Connection, FCUK’ı tescil ettirmek için ABD’de resmi başvuruda bulundu. Ancak, Amerikan Aile Birliği AFA, markanın tescil edilmesinin Amerika’ya yakışmayacağını iddia ederek karşı kampanya başlattı. İşte bu dünyaca ünlü ve olaylı marka bir süre önce Türkiye pazarına girdi. French Connection’ın kurucusu Stephan Marks, Londra’da sorularımızı yanıtladı.
Bir İngiliz markası yaratırken adını neden French Connection (Fransız Bağlantısı) koydunuz?
- İşe başladığımız sıralarda tüm tasarımcılarımız Fransa’dan geliyordu. Bana böyle bir isim koymak iyi bir fikir gibi geldi. Ama şu anda tüm tasarımcılarımız İngiliz.
FCUK kısaltması nasıl ortaya çıktı?
- FCUK, French Connection United Kingdom’ın (Birleşik Krallık) ilk harflerinden oluşuyor. Hong Kong’da bir merkez ofisimiz vardı. Bu anlattığım 20 yıl önce olan bir şey. Londra’daki ofisle yaptıkları yazışmalara pratik olsun diye FCHK yazıyorlardı. French Connection Hong Kong’un kısaltması. Bizimkiler de onlara gönderdikleri yazılara FCUK yazıyorlardı. Derken bir gün bir reklamcı şirkete geldi, bu yazışmalardan birini gördü ve reklamlarda kullanmak için harika bir fikir olduğuna karar verdi.
Böylece de problemler yaşamaya başladınız...
- Tam olarak öyle denemez. Evet, pek çok ihtilaf yaşadık ama problem diyemem. Bizim müşterimizin FCUK kısaltmasıyla bir problemi olmadı. Aksine sevdiler. Ne yazık ki bu ülkede bir tek kişi bile şikayet etse, doğruca Reklam Standartları Kurumu’na gidersiniz. Şikayeti de yaşları 50’nin üzeri olan insanlardan oluşan kurulun önüne koyuyorlar. Onlar da evet beğenmedik diyorlar. Milyonlarca insan tişörtlerinizi satın alıyor olsa bile... Tüm bunlar umurumuzda bile değil.
Sizin ihtilaf dediğiniz konuyla ilgili gazetelerde çıkmış pek çok yazı okudum ama.
- Ne güzel, reklam için iyidir.
İyi de köşe yazarlarından biri ‘Bir daha asla French Connection giymeyeceğim’ demiş...
- Ah evet, bahsettiğiniz kişi Lynda Lee Potter. Bizim tasarımlarımızı bir daha giymeyecek olması beni ne kadar mutlu etti anlatamam. Hiç o kadını gördünüz mü siz? 60 yaşında ve korkunç görünen bir kadın. Onun bizim giysilerimize bir hayrı dokunmaz ki zaten. Lütfen giymesin. Giyseydi mutsuz olurdum. Ama siz giyebilirsiniz.
Teşekkür ederim. Peki kim giysin tasarımlarınızı?
- Bana sorsanız dünyadaki tüm güzel kadınlar giysin isterim. Ama gerçeklerden söz ediyorsak, çoğunluk 16-30 yaş arasındaki kadınlar. Ancak 50-60 yaşlarındakilerin de aldığını biliyorum. Modayı takip eden insanları çekiyor French Connection. Yaşın çok fazla belirleyici bir durumu yok sanırım.
MÜŞTERİ CÜZDANIYLA ONAYLIYOR
FCUK etrafında dönen tüm bu ‘ihtilaf’ sırasında müşteri kaybetmekten hiç korkmadınız mı?
- Kesinlikle hayır, tam tersi. Satış rakamlarına bakmanız yeterli. Rakamlar bu reklamlar sırasında sürekli artış gösterdi. Reklamlara bayıldılar. İtirazı olanlar zaten bizim müşterimiz değildi ki. FCUK, French Connection United Kingdom’ın kısaltmasıdır, kimin bununla bir problemi olabilir ki?
Reklamlarınız neden hep cinsellik çağrıştırıyor?
- Cinsellik satmıyor mu? Üstelik söylediğiniz doğru değil, reklamlarımız her zaman cinsellik çağrıştırmıyor. Yedi yıldır reklam yapıyoruz ve ilkinin sloganı ‘FCUK Fashion (Moda)’ idi. Sonra ‘FCUK Advertising (Reklamcılık)’ geldi.
Şimdi de FCUK For England (İngiltere için) diyorsunuz. İki harf yer değiştirse argo bir kelime haline gelen kısaltmayı ‘İngiltere için’ ibaresinin yanında kullanıyorsunuz!
- Evet çünkü İngiltere’yi Avrupa Kupası’nda destekliyoruz! Bunun cinsellik çağrıştırdığını düşünüyorsanız üzgünüm.
Ben mi art niyetliyim yani?
- Bilmiyorum, İngiltere Avrupa Kupası’na katılıyor, biz de destekliyoruz.
Peki bir de kısaltmaya gelen tepkiler sonrasında kullandığınız ‘French Connection Me’ reklamı var. Bunu nasıl açıklayacaksınız?
- French Connection giymek istiyorum demek.
Böyle mi açıklıyorsunuz?
- Evet, yeterli değil mi?
Hakkınızda çıkan yazılardan birinde FCUK Lisanı diye bir şey okudum. Ne anlama geliyor?
- Sanırım insanlar FCUK’un argo bir kelime ile benzeştiğini düşünüyor. Bu yüzden böyle bir şey çıkmış olabilir.
Neden reklamlar ürünü değil de, markayı öne çıkarıyor?
- Aslında ürünü de görüyorsunuz. Reklamda kullandığımız modellerin hepsi bizim tasarımlarımızı giyiyor. Size bir dergi versem ve içindekilere şöyle bir baksanız, aklınızda hiç reklamlar kalır mı?
En azından birkaç tanesi kalır.
- Yüz sayfalık bir dergide birkaç tane. Ama FCUK reklamı mutlaka aklınızda kalır. Biz ürünlerimizi reklamla satmaya çalışmıyoruz. Ama işin tuhaf tarafı reklamda modellerin giydiği ürünler gayet iyi satıyor. İnsanlar sevsin, sevmesin veya beğenmesin, müşteri seviyor ve cüzdanıyla oyunu kullanıyor. Dürüst olmak gerekirse o reklamlar olmasa siz de gelip benimle konuşmak istemezdiniz.
TÜRKİYE’DE ORTA SINIFA HİTAP EDİYORUZ
Türkiye pazarı hakkında ne biliyorsunuz, sizin bu pazardaki konumunuz nedir?
- Çok hızlı gelişiyor. İki mağaza açtık, önümüzdeki yıl üç mağaza daha açacağız. Türkiye’deki ortaklarımız gayet profesyonel. Ben 35 yıldır iş hayatının içindeyim ve uzun mesafe koşucusuyumdur. Bu yaz Türkiye plajlarında eminim bizim tişörtlerimizi giyen pek çok kişi göreceksiniz.
Müşteri profiliniz ülkeden ülkeye değişiyor mu?
- Çok derin ve karmaşık düşünmeye gerek yok bu konuda. Tamamen o ülkenin piyasasıyla ilgili. Örneğin Çin’de pahalı ve üst sınıfa hitap eden bir marka olacağız. Türkiye’de ise orta sınıf ve üzerine hitap ediyoruz. Bu iş fiyatla ilgili.
Rekabet ettiğiniz markalar listesinin ilk sırasında kim yer alıyor?
- Sanırım insanlar Diesel’den hoşlanıyor ve onlar da iyi iş yapıyorlar. Evet, ilk sırada Diesel’i sayabilirim.
Levi’s’ın 501 modeli gibi lokomotif bir ürününüz var mı?
- Moda işinde her sezon ilerlemelisiniz. Diyelim ki lokomotif bir ürün buldunuz, ancak moda her yıl değişiyor. Bel yüksekliği düşüyor, yükseliyor... CNN tüm dünyayı değiştirdi. Herkes neler olup bittiğini biliyor. Bir moda markası olarak benim de işime geliyor ama yerel kültürlerin batılılaştırılmasına üzülüyorum. Nereye giderseniz gidin bir McDonald’s mağazası görüyorsunuz.
Yaz 2004 French Connection Kadın Koleksiyonu
RENKLİ VE EDEPSİZ
Neon mavisi, açık pembe, gelincik çiçeği kırmızısı ve turuncu gibi çarpıcı renkler beyazla birlikte kullanılıyor. Baskılar ise retro spor giyim tarzını yansıtıyor. Kısa ceketlerde atletik çizgiler, bağcıklar, çıtçıtlar ve kalkık yakalar hakim. Kolsuz, beli büzgülü ceketler ise eğlenceli tişörtlerle eşleştirilmiş. Baskılı yelekler güneşten solmuş gibi görünmesi için yıkanmış. Tüm bunlara 80’lerin edepsizliği eklendiğinde daha modern ve seksi bir görünüm ortaya çıkıyor. Sezonun anahtar parçaları ise limonata sarısı ve yeşil elma renginde armalı anoraklar.
Yaz 2004 French Connection Erkek Koleksiyonu
YENİ BİR GİYİM TARZI
Koleksiyonda şiddetli mavi ve parlak turuncu gibi zıt ve güçlü neon renkler var. Tasarımlar yeni bir erkek giyim tarzı öneriyor. File baskılı kumaş üstler çok cepli ve fonksiyonel. Spor takımların yanında blazer ceketler, ağartılmış tişört ve siyah jean’ler, renkli anoraklar, salaş parkalar ve saten spor pantolonlar var. Parlak pembe, gök mavisi, canlı sarı, cart kırmızı, manzara yeşili ve neon turuncusu gibi renkler var. Doğal kahve, kamuflaj yeşili, asfalt grisi ve duman mavisi ana fonlar. Çok fazla renk kullanımı, bu sezonun devam eden bireysel tarz ve ifade teması olarak görünmesini sağlıyor. |